Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Emperyalistlerin Kosova modeli: İşgal altında bağımsızlık


Güneş Tercan

Kosova’nın bağımsızlığı palavraları ile halkların boğazlaşması için emperyalistler iş başında ve biz biliriz ki boğazlaşmanın başladığı yerde kitleler sahnededir ve ölümler de maalesef kitlesel olmaktadır. Burada emperyalizmin hizmetindeki politikayı da kitleler temsil ederken ülkenin birliği de kitlelerin bir özlemidir.

kosova4Bir zamanlar bir ülke vardı diye söze başlar sosyalist Yugoslavya’da yaşamış kişiler. Ve hala bu halk tüm parçalanmışlıklara, bölünmelere rağmen, onlara sorulduğunda kendilerini Yugoslavya göçmeni olarak ifade ederler. Geçmişe olan özlemin küçük bir anekdotudur bu sözler. Çünkü bir zamanların güzel ülkesinde halkların arasında çıkan sürtüşmeleri fark eden emperyalistler, kan gören bir kenenin kurbanına yapışıp iliklerini kurutana kadar bırakmadığı gibi bu halka yapışmış, halkların kanlı boğazlaşmaları ile doyurmuşlardır karınlarını. İlk olarak bu sürecin Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin (YSFC) 35 yıllık başkanı Tito’nun 1980’de ölümü ile başladığı söylenebilir. Bu tarihlerde neo-liberalizmin yükselişi ve Gorbaçov’un glasnost-perestroyka politikalarından Yugoslavya da nasibini aldı ve ülkede bir anda batı destekli (Bugünlerde turuncu devrimlerin gerçekleşmesinde önemli rol oynayan kuruluşlara benzer) bir sürü sivil toplum kuruluşu ortaya çıktı. Bu kurumlardan en ünlüsü olan “Sırbistan Sanatlar ve Bilimler Akademisi”, 1986’da Sırp milliyetçi bakış açısıyla YSCF’nin eleştirisini yapan bir memorandum yayımladı. Memorandumda Sırbistan’ın diğer Yugoslav cumhuriyetleri tarafından istismar edildiği ve Sırpların “tehdit altında olduğu” belirtilmişti. Memorandumda kullanılan dil, Sırpları ayaklanmaya davet etti. Miloseviç 1989’da Kosova Savaşı’nın 600. yıl dönümünde yaptığı konuşmada YSCF’nin diğer cumhuriyetlerine gövde gösterisi yaptı. 1991 yılında Almanya’nın açıkça desteği ile Hırvatistan ve Slovenya bağımsızlık ilan ettiler ve ülkede iç savaş baş{jcomments on}ladı. 1992’de Avrupa Topluluğu Bosna-Hersek’i resmen tanıdı ve aynı anda Bosna savaşı başladı. 1995’te Srebrenitsa’dan BM barış gücü bünyesinde görev yapan Hollandalı askerlerin çekilmesi ile kent Sırp generallerden Ratko Mladiç’in eline geçti ve iki hafta içerisinde 8 binin üzerinde sivil boşnak öldürüldü. 1999’da NATO idareyi ele aldı, müdahaleye karşı çıkan Miloseviç 2001’de yakalanarak Savaş Suçları Mahkemesi’ne gönderildi. Ve 11 Mart 2006 günü hücresinde ölü bulundu. Tüm bunların ardından bir zamanların sosyalist Yugoslavya’sında emperyalistlerin yeni hedefi Kosova.

Ve işte 17 Şubat 2008 günü Kosova’nın bağımsızlığı ilan edildi. Binlerce Kosovalı ellerinde yeni Kosova bayrağı ve Amerikan bayrakları ile bağımsızlıklarını kutladılar. Olayların ardından Sırbistan Hükümeti Kosova’nın bağımsızlığını tanımadığını bunun uluslararası hukuka aykırı olduğunu bildirdi. Diğer taraftan Kosova Başbakanı Haşim Taçi, parlamentoda yaptığı konuşmada “Kosova bugünden itibaren gururlu, bağımsız ve özgür olacak” dedi. Taçi, Kosova’nın bir daha Belgrad tarafından hiçbir zaman yönetilmeyeceğini söyledi. Ancak özgür ve bağımsız olduğunu iddia ettikleri Kosova’nın emperyalizm ile nasıl kucaklaştığını da Kosovalı liderler, Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa-Atlantik kurumlarıyla bütünleşme yolunda ilerlemeye devam edeceklerini, hiçbir kuvvetin kendilerini bu yoldan geri çeviremeyeceğini söyleyerek göstermiş oldular. Emperyalistlere sırtlarını dayayarak bağımsızlığını ilan eden Kosova fiilen NATO ve AB güçlerinin işgali altında. Kosova’da halihazırda bulunan 16 bin NATO askerine ek olarak, AB de bağımsızlık ilanından önce, Kosova için 2 bin kişilik bir polis ve yargı misyonu görevlendirdi. Böylece ülkede nasıl bir bağımsızlık anlayışının benimsendiği de ortada, işgal altında bağımsızlık! ABD Başkanı Bush ise, Kosova’nın bağımsızlığına destek verdiklerini belirterek “Şimdi hepimize düşen, Kosovalıların barış getirmelerine yardım etmek” dedi. Türkiye de bu konuda şakşakçılığı elden bırakmadı. Fransa ve İngiltere hükümeti de Kosova’nın bağımsızlığını benzer gerekçelerle tanıdıklarını ilan ettiler. Temel slogan belli: huzur ve barış! Huzursuzluğu ve savaşı başlatan emperyalizmin zaferine huzur ve barış deniyor artık.

Oysa bağımsızlık ilanının hemen ardından binlerce Sırp üniversite öğrencisi, eyleme geçtiler. 16 Şubat’ta başlayan ve hala devam eden eylemlerde protestocular, 500’den fazla güvenlik görevlisinin koruduğu ABD Büyükelçiliğin etrafını sararak, “Kosova, Sırbistan’ın kalbidir” sloganını attılar.  Ve bu durum Sırplarla, Kosovalıları şimdiden karşı karşıya getirmeye başladı. Ki bu bir zamanların Yugoslavyası için hiç de yabancı değil. Dün Bosna’ydı, Hırvatistan’dı, bugün Kosova. Bu nedenle Sırpların Kosavalıları ötekileştirmesi de Kosavalıların çözümü emperyalizmde bulup Sırpları karşı cephede görmesi de çözümü değil çözümsüzlüğü yeniden üretmekten başka bir şey değildir. Bu nedenle bugün Kosovalılar ve Sırplar ancak birlikte kardeşlik barikatını kurarak ve emperyalizme karşı sınıf savaşını sürdürerek gerçekten özgür ve bağımsız olabilirler.