SUNU: AKP’leşen devlet ve ulusalcı telâşe

sayi 14Burjuva siyasetinin bir kesimi, devletin AKP’leşmesi karşısında yaşadıkları şaşkınlık ve telaşeyi paylaşmamızı istiyor. Cumhuriyet mitingleriyle milyonlara hayal satanlar, seçim akşamındaki hayal kırıklığının enkazı arasından sıyrılarak üstünü başını düzeltme telaşı içinde. Mitinglerde Başbakana sordukları soruyu artık kendi kendilerine sormak zorundalar. “Tayyip baksana, kaç kişiyiz saysana” eğlencesinden geldikleri yer “Biz kaç kişiyiz?” şaşkınlığı oldu.

Çankaya’ya eşi türbanlı biri çıkmış. Anayasa Mahkemesi başkanını, YÖK Başkanı’nı kendine benzeyen insanlardan atamış, memleketin en büyük işçi sendikası konfederasyonu hükümete biat etmiş, sırada değişmesi beklenen ulusalcı rektörler varmış, elit sanatçılar bavullarını toplamaya başlamış. Ne bekliyordunuz? Daha önce sizin kullandığınız kurumların, sırası geldiğinde yarışı önde götürenin saflarına katılmasından daha normal ne olabilir?

Bugüne kadar al gülüm ver gülüm seçiverdiğiniz cumhurbaşkanları memleket için çalışıyordu da, o makama hoşunuza gitmeyen biri oturduğunda memleket elden gidiyor, öyle mi? Gücünüzün yetmediği seçimlerin iptali için kullandığınız kurumun başına, hükümete daha yakın muhalefete daha uzak biri geçti diye paçalarınız tutuşuyor. Siz işaret verdiğinizde, öğrencileri otobüslere doldurup meydanlara boşaltacak bir YÖK takımı vardı elinizde, YÖK’e de yeni transferler yapılıyor, rahatınız bozuluyor. Bir önceki başkanı CHP’den milletvekili seçilen Türk-İş, hep yaptığını yaparak yeni döneme ayak uydurdu diye sendikal hareketin sorunlarını tartışmaya kalkıyorsunuz. Komik oluyorsunuz.

Burjuva siyasetinin arenasında çaresizlik ve zafer sarhoşluğu aynı anda yaşanıyor. Çaresizler takımı ellerinden kayıp giden konumlarını yeniden kazanabilmek için, emekçileri elden gidenin memleket olduğuna inandırmaya çalışıyor. Kendi sınıf çıkarlarını bizim çıkarımız gibi gösterebilmek için atmadıkları takla kalmıyor. Diğer tarafta ise bu çarpıtmanın hakkını verenler, kitleleri işlerin iyiye gittiğine inandırmayı başaranlar var. AKP’nin geniş kitleler üzerinde sağladığı ideolojik hegemonya emperyalizmin istikrarlı desteği ile birleştiğinde, uzun zamandır hiçbir hükümetin elde edemediği bir hakimiyetin tek elde toplanması olanağını doğuruyor. 22 Temmuz seçimlerinden sonra yaşanan görev değişiklikleri, burjuvazinin bir kanadının diğeri üzerindeki dönemsel hakimiyetinin kesin ilanı olarak okunabilir. Hiçbir zaman Türkiye’nin yaşadığı neo-liberal dönüşümün karşısında durmak gibi bir tutumları olmayan Anayasa Mahkemesi, YÖK ve Türk-İş gibi kurumların, iktidarın kafa dengi kişilerce yönetilecek olmasında şaşılacak bir şey olmamalı. Oyunun kuralı böyle.

Burjuva siyasetinin oyun alanında mızıkçılık ve böbürlenme almış başını giderken, bu oyunun bozulması sadece tek bir gücün, emekçilerin o sahneyi dağıtmaları ile mümkün olabilir. Emekçiler kenarda oturarak sahneyi izlemekten ve gönlünün kaydığı tarafa alkış tutmaktan vazgeçtiklerinde, kendi seçeneklerini dayattıklarında, bu siyasi kadrolar kaçacak delik arayacaklar. Böyle bir seçeneği örgütlemek yeteneğinden tamamen yoksun olan orta sınıfın aydın temsilcilerinin bavulları toplamak için yeterli nedeni olabilir. Biz kalıyoruz. Ulusalcı yalanlarını, neo-liberal ekonomi masallarını, dinci gericiliklerini başlarına çalmak için kalıyoruz. Fazıl Say kendisine başka bir yer bulabilir, ama Novamed işçisi kadınlar için bu seçenek hiçbir zaman var olmadı. Onlar direnmeyi öğretiyor. Kimse kuşku duymasın, memleketin gerçek sahipleri hiçbir yere gitmiyor.{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99