Nestle’nin suç tarihi

 

Yarınlar

“19. yüzyıl dünyada bebek ölümlerinin çok yüksek olduğu bir dönemdi. İsviçre’de de o dönemde her 5 çocuktan biri 1 yaşına gelmeden hayatını kaybediyordu. Bu durumdan derinden etkilenen ve çalışmalarını bebek beslenmesi konusunda yoğunlaştıran Henri Nestlé anne sütü alamayan bebeklerin hayatlarının ilk aylarında beslenebilmesi için dünyanın ilk hazır bebek maması Farine Lacteé/ Sütlü Un’u üretti.” diyerek anlatıyor Nestle markası web sitesinden kuruluşlarının tarihçesini. Bu “hayat kurtaran” buluşla beraber ortaya çıktığını belirten firmanın ana sloganı “good food, good life”… 1867’de böylesine ‘ulvi’ bir misyonla kurulmuş 140 yıllık bu ‘saygın’ markanın tarihinden kesitler:

nestle2Pazara hazır mama ürünü ile giren Nestle; 70’lerde gelişmiş ülkelerdeki hastanelerle yaptığı anlaşmalar sonucunda bu ülkelerde pazar payını arttırmayı başarır; ve bunun yanında bir şeyi daha, mama ile beslenen bebeklerin anne sütünden mahrum kalmasını. Pazar payını arttırmanın ikinci adımı üçüncü dünya ülkelerinde atılır; ‘misyonu’ çerçevesinde, firma bu ülkelerde yeni doğanlara bir süre bedava mama dağıtır. Bu sürenin sonunda sütü kesilmiş annelerin bebeklerini beslemesinin tek yolu kalmıştır; yüksek fiyattan satılan mamalar. 1977’de uluslararası Nestle boykotu başlar; firma 1984’te ahlaksız pazarlama faaliyetlerine son vereceğini açıklayınca boykot sona erer. Nestle’nin ‘pazarlama faaliyetleri’ kaldığı yerden devam eder.

Irak, 1991 yılında Kuveyt’i işgal ettiği için BM Tazminat Komisyonu tarafından tazminat ödemeye mahkum edilir. Tazminattan pay alanlar arasında Nestle, Pepsi, Shell ve Toys R Us gibi uluslararası şirketler de vardır; şirketler bu tazminatı Körfez savaşı sırasında işleri ‘kötü’ etkilendiği için almaktadır.

2002 yılında, ‘gıda devi’ Nestle’nin, ürünlerinde genetiği değiştirilmiş hammaddeler kullandığı tespit edilir. Türkiye’deki ürünler için bir ölçüm yapılmadı; ancak ABD’de üretilen ve Türkiye’de satılan Crunch çikolatasının bu ürünlerden olduğu kesinleşti. ‘Patlatalım bi Crunch!’

2005 yılının sonlarında İtalya’da yapılan ölçümlerde ortaya çıkan ambalajlarındaki bir madde yüzünden tüketime uygun olmadığı gerekçesiyle 30 milyon litre sütü İtalya pazarından ‘tedbiren’ toplattı. Aynı karar Fransa ve İspanya’da da uygulandı. Türkiye’de ise tedbiren de olsa böyle bir uygulamaya gerek görülmedi.

Sinaltrainal (Ulusal Gıda Endüstrisi İşçileri Sendikası) lideri Luciano Romero, Nestle için 20 yıl çalıştıktan sonra Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yasadışı ilan ettiği bazı çalışmaları durdurmak için mücadele ederken 22 Ekim 2002’de işine son verildi. Romero,10 Eylül 2005 günü Valledupar Cesar kentinde paramiliter güçler tarafından kaçırıldı, 11 Eylül Pazar günü ise bağlanmış, işkence edilmiş ve kırk bıçak darbesi ile delik deşik edilmiş olarak cesedi bulundu. Son yirmi yıl içerisinde, Kolombiya’da Romero’dan başka dokuz örgütlü Nestle işçisi daha katledildi.

Filipinler’deki Nestle fabrikalarında çalışan işçiler 5 yıldır grevde. Olayların başlangıç tarihi 20 yıl öncesine uzanıyor; 1987 yılında faaliyet gösteren 9 fabrikadaki işçiler ana talebin emeklilik olduğu bir greve başladı. Devamındaki iki yıl içinde 103 sendikalı işçi işten atıldı, bir işçi katledildi. Mahkeme kararı Nestle’yi suçlu buldu. Ancak 2001 yılında Nestle emekli maaşlarını ödemeyi kesti; patlayan grevde işçilerin üzerine sürülen polis birçok işçiyi ağır yaraladı, devam eden yıllarda devlet, işçileri terörist ilan etti. Sendikal delegasyonun başkanı Ding Fortuna, Kolombiyalı meslektaşı Romero’nun katledilişinden 11 gün sonra öldürüldü. 2006 yılında mahkeme işçileri haklı buldu; bunun üzerine Nestle grevdeki işçilere eğer şirkete karşı faaliyetlerde bulunmaktan vazgeçerlerse grevde geçen her yıl için bir aylık ücret verebileceğini duyurdu. Grev sürüyor, grev bölgesini ziyaret edenlere sabahları sıcacık kahve ikram ediyor işçiler, markası Nescafe değil!{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99