İşten atmak ‘çok praktiker’


Bahar Alimoğlu

Sendikaların içine girdiği kriz, bürokratikleşme, sınıf perspektifini yitirme bir kenara, hala olumlu örnekler de yaşanabiliyor. Novamed, Türk Telekom direnişlerinin ulaştığı başarı bu olumlu örneklerin en güncel olanları. Tüm bu olaylardan çıkarılacak çok önemli dersler var. Sendikal örgütlenme hala son derece önemli ve günceldir. İşçi sınıfının maruz kaldığı tüm sömürüler, güvencesiz çalışma, düşük ücretler, uzun çalışma saatleri vs. bu güncelliğin nesnel göstergeleridir. Sendikaların renginin değişmesini tamamen olmasa da kısmen engelleyecek, sendikalara yeniden sınıfsal bir bakış kazandıracak olan da bu tip örneklerin varlığıdır. Yaşanan sömürünün ve bu sömürüye direnme perspektifi kazanamayan sendikaların teşhiri, kamuoyunun ve işçi sınıfının örgütlenme konusunda aydınlatılması noktasında, yaşanan olumlu örneklerin en yaygın şekilde anlatılması ve karşı propaganda atağının zaafa uğratılması kritik önemdedir. Praktiker’de, Yörsan’da ve Dimes’te yaşanan son işçi kıyımlarını bu bakış açısıyla incelemeye çalıştık.


197501Türkiye’de ilk mağazasını 1998 yılında açan Praktiker’in “Her Şeyi Yapmak Çok Praktiker”’ sloganını duymayanımız yoktur herhalde. Şirket “Boya Yapmak Çok Praktiker’, “Masa Yapmak Çok Praktiker”, “Mutfak Yapmak Çok Praktiker”,  kısacası “Her Şeyi Yapmak Çok Praktiker”’ sloganlarını kullandığı kampanyada, tüketicilere boya yapmaktan halı döşemeye, mutfak dolabı monte etmekten yeni mobilyaların kurulumuna kadar birçok işe kendi yaratıcılıklarını katmanın çok keyifli ve eğlenceli olduğunu anlatıyor.  Ama “Çok Praktiker” olan sadece bunlar değil tabii... Tam zamanlı bir Praktiker işçisinin haftada asgari 45 saat çalışarak, bir aylık emeği karşılığı ayda en fazla 650 YTL (yarı zamanlı çalışanlar da ortalama 400 YTL ücret alıyorlar) ücret alabilmesi de Türkiye’de geçinmenin “Çok Praktiker” olduğu fikrine dayanıyor olsa gerek. Türk-İş’in 20 yıldır düzenli olarak yaptığı açlık ve yoksulluk sınırları ile ilgili son veriye (Kasım 2007) bakarsak açlık sınırı 697 YTL. Yani Praktiker işçisi açlık sınırının altında yaşıyor. Tabii ki bu tam da yaşadığımız devirde, hele de Türkiye’de bir haber değeri taşımıyor. Aç kalmamak için bu işçilerin çok uzun mesailere kalmak zorunda olması, haftada 52 saati aşan sürelerle çalışması da haber değeri taşımıyor. Zaten işçinin ne sosyal yaşantısı olacak ki? İşçi için yaşamak da “Çok Praktiker”. İşveren Praktiker işçisi için her şeyi düşünmüş... Öyle ki; işçiyle imzalanan bireysel iş sözleşmesinin bir kopyasının işçiye verilmesine bile gerek duyulmuyor. İşe başlarken vaad edilen yılda iki kez, enflasyon oranı üzerinden yapılacak zamlar ya yapılmıyor ya da enflasyon oranının altında yapılıyor. Hatta bu zamlar, sendikalı işçilere hiç yapılmıyor. Son olarak da; yılda iki kez ödenmekte olan ikramiyeler, sözde aylık ücrete giydirilerek ortadan kaldırılacakmış. Ucuz işçi cennetleri sayesinde global şirket olmak da “Çok Praktiker”.

Praktiker’de sendika düşmanlığı
Türkiye’de 6 büyük ilde toplam 9 mağazada 1000’e yakın Praktiker işçisi bulunuyor, önümüzdeki yıllarda açılması planlanan 10 yeni mağaza ile bu rakamın 2000’in üzerine çıkacağı tahmin ediliyor. Çalışanlarının çoğunluğu 25 yaşın altındaki gençlerden ve kadınlardan oluşan Praktiker’de sömürünün boyutlarını az çok, yazının başında anlattık. Gerek bu çalışan profili gerekse Praktiker’in hedeflerinde açıkça görülen, Türkiye piyasasından duyulan  memnuniyet;  işte bu sömürüye açıkça imkan veren koşulların bir göstergesidir. Bu koşulların değişmesini sağlayacak şey ya halkçı ve emekçi dostu bir iktidardır (ki şimdilik bu ihtimal değerlendirme dışıdır) ya da orada çoğunluğu sağlayıp yetki alacak, toplu sözleşme masasına oturup pazarlığını yapacak, gerekirse grev silahını kullanacak bir sendikadır. Bunun örneklerini Novamed ve Telekom grevlerinin başarıya ulaşmasıyla bir daha görmüş olduk. Tıpkı başarıya ulaşan bu mücadelelerin başında olduğu gibi, Praktiker’e bir sendikanın girmesi de istenmiyor, hatta en kanunsuz şekliyle engelleniyor. Örneğin; sendikalı işçiler masrafları işverence karşılanarak ve şirket arabalarıyla notere götürülerek sendikadan istifa ettiriliyor. İstifa etmek istemeyenler tehdit, hakaret,  keyfi disiplin cezaları ve  bilinçli görevlendirmelere maruz kalıyor. Hatta binbir türlü bahaneyle işçiler işten çıkartılıyor. 2004 yılından bu yana Praktiker’de Koop-İş Sendikası bu koşullar altında faaliyetlerini sürdürmeye çalışıyor. Basına dönem dönem işten atılmalarla yansıyan bu durum her geçen gün ağırlaşarak sürüyor.

Praktiker’de işlerinden çıkartılan işçilerin davaları da bir bir sonuçlanmaya başladı, mahkeme işçilerin sendikal nedenle işten çıkarıldığına kanaat getirerek  Praktiker’i işçi başına 20.000 YTL civarında tazminat ödemeye mahkum etti. Ayrıca İş Kanunu ve Türk Ceza Kanunu uyarınca işverene uygulanabilecek başka yaptırımlar da bulunuyor. Örneğin İş Kanunu’nun 51. Maddesinde “Hiç kimse bir sendikaya üye olmamaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.” deniliyor. TCK Madde 118 ise; bir kişiyi sendikaya üye olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmamaya, sendikadan veya sendikadaki görevinden ayrılmaya zorlayan veya tehdit eden kişiye 6 aydan 2 yıla kadar hapis; zor veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Sendikanın önünde, bu baskıların devam etmesi durumunda bu yollara başvurmaktan başka çare kalmıyor.{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99