ABD piyonlarını ileri sürüyor

 

Yarınlar

Butto’nun öldürülmesinin ardından onu Adnan Menderes’e benzeterek yücelten Türkiye basını, gerçekçi bir benzetme yapıyor. Her iki örnekte de ABD sadık kadrolarını kaybetmiş durumda. Afganistan ve Irak’ta sıkışan, hatta Afganistan’ı tamamen kaybetme noktasına gelen ABD şimdi Pakistan cephesinde de ciddi güçlüklerle karşı karşıya. Zaten tüm piyonlarını ileri sürerek giriştiği çılgınca atağın nedeni de bu. Ancak piyon savaşı sırasında en öndeki piyonların kaybedilmesi de son derece olası.

buttoPakistan’ın suç dosyaları hayli kabarık eski Başbakanı Benazir Butto, 27 Aralık’ta Ravalpindi kendinde düzenlenen mitingde üstü açık arabadan izleyicileri selamladığı sırada uğradığı intihar saldırı sonucu hayatını kaybetti. Önceki ay sıkıyönetim ilanı ile gündeme gelen ve Müşerref’in Genelkurmay Başkanlığını bırakması ile sonuçlanan krizin ardından Pakistan yine gündemde. Benazir Butto ABD ve tüm müttefikleri tarafından ‘demokrasi şehidi’ ilan edilirken Pakistan’da gelecek ay yapılacak seçimler de muhalefetin boykot ilan etmesi ile birlikte krizin aşılmasını sağlamak bir yana daha da derinleşmesine hizmet edecek gibi görünüyor.

Harvard ve Oxford üniversitelerinde eğitim gören Benazir Butto, 1979’da Ziya ül Hak tarafından idam edilen eski devlet başkanı Zülfikar Ali Butto’nun dört çocuğundan birisi ve siyasi kariyeri tartışmasız en parlak olanı. İki erkek kardeşinden Şahnavaz Butto, babasının idam edilmesinin ardından kaçmak zorunda kaldığı Fransa’da 1985’te ölü bulunurken diğer erkek kardeşi Murtaza Butto, Benazir Butto’nun partisine rakip partiden aday olup meclise girdikten üç yıl sonra Karaçi’deki evinin önünde polislerin açtığı ateşle öldürüldü. Benazir Butto ise kardeşlerinin arasından önce 1988’de seçimleri kazanıp hükümeti eline geçirerek sıyrıldı. 1990’da yolsuzluk suçlamasıyla görevden alınmasına rağmen 1993’te tekrar seçimleri kazanarak yeniden iktidara geldi. Ancak bu seçim başarıları, tarihe geçecek büyüklükteki yolsuzluklar nedeniyle İngiltere’ye gitmek zorunda kalmasını engelleyemedi.

Kendi yazdığı otobiyografinin arka kapağında “Güzel ve karizmatik.. Pakistan’ın bugüne dek yetiştirdiği tek popüler lider olan ve General Ziya tarafından 1979’da asılan Başkan Butto’nun kızı Benazir Butto, (…) çileyi yorulmak bilmez bir siyasi lidere dönüştürerek, babasının mirasını dünyanın her yanındaki gözlemcileri hayrete düşüren bir demir iradeyle sürdürdü” şeklinde tanıtılan Butto, ölümünün ardından Türkiye’deki köşe yazarları tarafından da övgüye boğuldu. 68 gençlik hareketleri içinde kısa bir süre solculaştıktan sonra Suriye’ye gider gitmez bu işlerden ‘gönül geçen’ Cengiz Çandar, Pakistan’ın en zengin ailelerinden birisi olan Butto’yu kendi kuşağından sayıyor. “Bir ‘Müslüman’ ülkede ‘Batı icadı’ demokrasi mücadelesini vermenin, bir yandan da başkan, başbakan asan ‘askeri darbeler’e karşı koymanın yollarına ilişkin benzer ‘entelektüel sıkıntıları’ yaşadığımız muhakkak.” Oysa asıl benzerliğin entelektüel sıkıntılardan başka bir şeyle ilgili olduğu daha da muhakkak.

Butto, Pakistan’daki tüm hakim sınıf kliklerinin tek ortak noktası olan ABD yanlılığını, sonuna kadar götürmekte tereddüt etmeyen bir siyasi figür. Babasını deviren Ziya Ül Hak, devlet başkanlığına giden yolda, Ürdün’deki Filistinli mültecilerin katledilmesi ihalesini üzerine alarak dünya kamuoyunca önce ABD’nin paralı askeri olarak tanınmıştı. Onun şaibeli bir uçak kazasında ölmesinden sonra iktidara gelen Butto da hiçbir zaman ne hayatının önemli bölümünü geçirdiği İngiltere ne de ABD olmadan tek bir karar almadı. Siyasete geri dönüşü de ABD telkinleriyle oldu. Pervez Müşerref’in sıkışıklığını, Butto’nun ülkeye dönüşü ile gidermeyi ve böylelikle Müşerref’i daha uzun süre devlet başkanlığında tutmayı planlayan ABD, Butto’nun dönüşü için aktif bir ‘arabuluculuk’ yürüttü. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın kadrolarından Richard Boucher, İslamabad’ta Müşerref ile, Londra ve Dubai’de de Butto ile görüşmeler yaparak, ikisinin yüzyüze görüşmesinin hazırlıklarını yürüttü. Daha sonra Butto, Bouchner ve Zalmay Halilzad ile ABD’de bir görüşme yaparken Negroponte de İslamabad’da Müşerref’le görüşüyordu. ABD’nin çabaları sonucu Butto, Müşerref’in üçüncü kez seçilmesini protesto etmezken, Müşerref de Butto’ya yönelik yolsuzluk suçlamalarının kaldırılmasını kabul etmişti.

Butto’nun öldürülmesinin ardından onu Adnan Menderes’e benzeterek yücelten Türkiye basını, gerçekçi bir benzetme yapıyor. Her iki örnekte de ABD sadık kadrolarını kaybetmiş durumda. Afganistan ve Irak’ta sıkışan, hatta Afganistan’ı tamamen kaybetme noktasına gelen ABD şimdi Pakistan cephesinde de ciddi güçlüklerle karşı karşıya. Zaten tüm piyonlarını ileri sürerek giriştiği çılgınca atağın nedeni de bu. Ancak piyon savaşı sırasında en öndeki piyonların kaybedilmesi de son derece olası. Butto’nun öldürülmesinin ardından ABD’nin nükleer silahların teröristlerin eline geçmemesi gerekçesiyle Pakistan’da asker bulundurmaya başlaması güçlü bir olasılık olarak görünüyor. Hindistan’la olan gerilimi nedeniyle ABD desteğiyle nükleer silah edinen Pakistan, şimdi o desteğin karşılığını ağır bir biçimde ödeme ihtimaliyle yüzyüze. İki “dost ve kardeş” ülke Pakistan ve Türkiye, köklü Amerikancılığın sonuçlarını da paylaşıyor.{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99