SUNU: Sol ve Centilmenlik

Eski 68’li deneyimli bir solcu, birkaç gence hararetle sosyal demokrat bir parti içinde de pekâlâ sosyalist bir faaliyet yürütülebileceğini anlatıyor. Önemli olanın o parti içinde demokratik bir işleyişin sağlanması olduğunun altını çiziyor. Toplumun karşısına bir “birlik” halinde çıkılmadığı sürece anlamlı bir “iş” yapılamayacağının üzerinde duruyor. “Bir politik kültür ve eski solun kültüründen farklı bir kültür…” Eski 68’li deneyimli bir solcu işte gençlere bunu anlatıyor.

Doğruya doğru, sosyal demokratlar içindeki bir kesim uzun zamandır “ne olursan ol gel” çağrısını ısrarla yapmaktaydı. Bu kesim, bir kesim olarak varolalı beri, tüm politik faaliyetini “sol birlik”in gerçekleştirilmesine ayırıyor. Her seçim döneminde, “sol birleşmelidir” sloganıyla ortaya çıkıp hüsrana uğradıktan sonra bir sonraki birlik çağrısı için bıkmadan hazırlanmaya başlıyor. Sanacaksınız ki sol birleşse, bu insanlar tarihsel misyonlarını yerine getirmiş olmanın huzuruyla artık kenara çekilecekler. Birlikten sonra ne yapılacağı meselesinin üzerinde hiç durulmadığı için, o konunun bu insanlar açısından önemsiz olduğu düşünülüyor.

Eski 68’li ile “demokratik sosyal demokratlar” bir araya gelirken, bu cazip ittifaka soğuk bakanlar, aslında aralarında en eski solcu olan tarafından, “eski sol”cu olmakla suçlanıyor. Artık iyice alışılan biçimde, sol içinde yeni bir şey yapılması gerektiği belirlemesiyle işe girişenlerin önemlice bir kısmı, “eski sol”un gölgesine yumruk sallıyor. “Eski sol pek demokrat değildi”… “Ülke ve dünya gerçeklerini kavrayamazdı”… “Slogancı, şabloncuydu”… Böyle gidiyor liste. Ve aslına bakılırsa şu eleştiriler kadar şabloncu olan pek az şey var memlekette. Kendisini hala sosyalist olarak görenlerin bir kısmı sosyal demokrasiyi restore etmeye çağrılıyor. Deniz Baykal biraz kaba saba ya, yerinde daha ince birisi olsa bunun kime ne hayrı olacak?

Centilmen bir sosyal demokrasi hadi biraz daha geniş bakalım centilmen bir burjuvazi, emekçiler için şimdikinden daha mı iyidir? Yani bunların bakanları başbakanları, örneğin “babalar gibi satarım” demeyecek “ananı da al git” demeyecek de, elinden beyaz eldivenini çıkarıp muhatabının suratında şaklatacak. Ne kadar soylu bir davranış! Biz de dönüp arkamızda açılmış çantadan düello için bir silah seçeceğiz. Sol ne zamandır centilmenlik derdine düştü? Hangi dertleri bir kenara attı da kendisini “demokratik bir siyaset kültürü” inşasına adadı?

John Reed’in Dünyayı Sarsan On Gün romanında anlatılır ya, uzun ve gereksiz ajitasyondan sıkılan işçi, “ben onu bunu bilmem” demiş, “ya işçi sınıfından yanasın ya da burjuvaziden“… İşte gölgesine yumruk sallanan “eski sol”un slogancılığı budur. Ve tam da bu işçinin temsil ettiği ruh hali, sosyal demokrat kulislerde sosyalistlik taslamaların, burjuvazinin centilmen temsilcileriyle yürütülen olgun demokratik müzakerelerin, liberal akademisyenlerden edinilmiş ‘yeni perspektif’lerin sineye çekebileceği şey değildir.

Emekçilerin centilmen olma iddiası olmaz. Demokrasi emekçiler için, hasmıyla olan ilişkilerini ele alacakları bir düzlemi de tarif etmez. İşçi sınıfıyla burjuvazi arasındaki ilişkinin nasıl yürüyeceğini sınıf karakteri belirler. Ve emekçiler, yerin dibinden kömürü, petrolü çıkaranlar, binaları inşa eden tarlalara suyu götürenler, pamuğu ve tütünü toplayanlar, traktörlerin direksiyonunda ter akıtanlar, balıkla dolan ağları denizlerden çekenler, şehirlerin meydanlarını süpürenler, bizim tarafa rengini veren onların, karakteri onların kültürüdür. Centilmenlik mi? Hiçbir zaman öyle bir iddiamız olamaz…

Ama solcuların bir kısmı, “steril” olanlar yani, bu sınıf karakterine dudak bükebilir. Kendileri bilir. Ahmet Kaya da örneğin dudak bükülenlerden biriydi. O yüzden dudak bükülenler dinledi onun şarkılarını. Hor görülenler, solculuğu yakıştıramadıkları... “Arka mahalle” çocukları örneğin, “mavi otobüs”lerle taşınanlar… Bir türlü dinmeyen kin ondandır. Kâh neo-faşizan tayfanın anglo-türk konuşmalarında kâh centilmen solcuların nezih ortamlarında, hakaret ve küçümsemeyle karşılanması ondandır.

Eski 68’li deneyimli bir solcu gençleri sosyal demokratlarla birlikte demokrat olmaya çağırıyor. Eski soldan kopacak ve slogancılıktan kurtulacağız. Oysa sloganlara ihtiyacı var solun, gerçek ve meydan okuyan sloganlara.{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99