Rusya AKKA’dan çekiliyor

 

Ömer Akyüz

Her emperyalist savaşta olduğu gibi, yeni bir emperyalist savaşta da masum insanların kanı akacaktır. Yani, bu ‘olası savaş’ Rusya ve ABD’nin farklı cephelerde birbirine karşı vereceği bir savaş olarak algılanmamalıdır. Emperyalist çıkar ilişkileri değerlendirildiğinde bunu anlamak daha kolay olacaktır.

705641990 yılında hazırlanan Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması (AKKA)  NATO ve Varşova paktı üyelerinin Avrupa sınırları içinde bulundurabileceği konvansiyonel silahların (tank, savaş uçağı ve diğer ağır silahlar) sayısını ciddi oranda azaltıyordu. Son zamanlarda Rusya ile ABD arasında yaşanan çıkar çatışmalarının sonucunda Rusya bu anlaşmadan çekilme kararı alabileceği sinyallerini vermişti. Nitekim Duma’dan çıkan sonuç da bunu gösterdi. Duma’da oy birliğiyle alınan kararda “NATO’nun genişlemesi ve Avrupa’daki diğer gelişmeler dikkate alındığında, bu anlaşma artık Rusya’nın güvenlik çıkarlarına uymamaktadır” ifadesine yer verildi. Kararın yürürlüğe girmesi için parlamentonun üst kanadınca onaylanması ve Vladimir Putin tarafından imzalanması gerekiyor.

Hep aynı hikaye!
“İran’da İsrail’i yok etmek isteyen bir başkan var. Bu nedenle insanlara şunu söyledim: eğer üçüncü dünya savaşını engellemek istiyorsanız, o zaman, bunların nükleer silah üretebilecek bilgiyi ele geçirmelerini de engellemelisiniz. Nükleer silahlara sahip olan bir İran tehdidini çok ciddiye alıyorum.” (George W. Bush 17 Ekim 2007). Dünyanın sözde adalet dağıtıcılığını üslenmiş bulunan Bush “terörizme karşı savaş” başlığı altında sömürecek yeni topraklar ve öldürecek masum insanlar arayışı içerisinde. Daha önce çokça duyduğumuz söylemlerini farklı topraklar için yineliyor. Dünyanın en büyük nükleer silah üreticisi nasıl oluyor da birilerinin “olmayan nükleer silahlarını” üçüncü dünya savaşının sebebi olarak görebiliyor? Ama yapılanlar şunu gösteriyor ki ABD’nin tek korkusu İran değil. ABD, olası savaş durumunda Çin ve Rusya’nın da savaşa girme ihtimallerini göz önünde bulundurarak füze savunma sistemlerini (saldırı sistemleri demek daha inandırıcı oluyor!) Çek Cumhuriyeti ve Polonya’ya kurmaya karar vermişti ama durumlar hiç de beklediği gibi bir ilerleme göstermedi.

Putin’in hamlesi
Washington yönetiminin Çek Cumhuriyeti ve Polonya’ya füze savunma sistemi kurmak istemesi Rusya’nın AKKA’dan çekilmesi için gerekçe oldu. ABD her ne kadar bu sistemin İran ve Kuzey Kore gibi dünya için tehdit teşkil ettiğini düşündüğü ülkeler için gerekli olduğunu savunsa da Moskova bu girişimleri kendi güvenliği açısından bir tehdit olarak algıladı. Oysa madalyonun diğer yüzüne baktığımızda Putin’in de tek düşüncesinin Rusya’nın güvenliği olmadığını anlıyoruz. G-8’in bitiş töreninin akabinde yaptığı konuşmada Putin “ yeni ekonomik ilişkiler, yepyeni bir yaklaşım gerektiriyor. Rusya’nın planı, alternatif bir küresel finans merkezi haline gelmek ve merkez bankalarında rezerv kuru olarak rublenin tutulmasını sağlamaktır. Dünya gözlerimizin önünde değişiyor. Dün ‘geri’ görünen ülkeler bugün dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri haline geliyorlar. Dünya Ticaret Örgütü ve IMF gibi kurumlar ise güç dengelerini yansıtamıyor.” demişti. Bu sözleriyle, Putin artık tek kutuplu bir dünyanın imkânsız olduğunu vurguluyordu. Dünya ekonomisindeki değişimlerden dolayı ekonomide rüzgârın kendi lehine estiğinden kuşkusu olmayan Putin, artık çok kutuplu bir dünyada pastadan düşecek büyük dilimi düşünüyor.

Putin cesaretini nereden alıyor?
ABD’ nin Ortadoğu’ya emperyalist müdahalelerde tek kuvvet olmadığını, Rusya’nın da bu sömürüde bir pay sahibi olmak istediğini ısrarcı bir tutum sergileyerek gösteren Putin, cesaretini dünya ekonomisinin dönüşümünden kaynaklanan jeopolitik durumun değişkenliğinden alıyor.

Rusya dünyanın en önde gelen petrol satıcısı olarak, dünyanın günlük petrol üretiminin % 13’ünü karşılıyor ayrıca dünyanın en büyük doğalgaz rezervlerine sahip. Bunların dışında Rusya Avrupa Birliği’nin enerji ihtiyacının üçte birini karşılıyor. Rusya’nın ayrıca Orta Asyalı komşularıyla bağlarını güçlendirdiğini biliyoruz. Ağustos ayında ‘2007 Barış Misyonu’ adı altında Rusya’nın Volga yöresi ve Çin’in Urumçi yöresinde, Çin ve Rusya birlikte bazı savaş manevraları gerçekleştirmişti. Bunları da Putin’in halihazırdaki diğer kozları olarak sıralayabiliriz.

ABD’nin dünya barışını gözettiği yalanı ve bu yalana karşılık dünya ekonomisinde çok kutupluluğu amaçlayan ama asıl amacı bu çok kutuplulukta Washington’un yerine Moskova’yı öne geçirmek olan Rusya’nın tutumu dünyayı nasıl etkileyecek? Bu soruya yanıt verebilmenin çok da ileri görüşlülük gerektirdiğini düşünmüyoruz. Her emperyalist savaşta olduğu gibi, yeni bir emperyalist savaşta da masum insanların kanı akacaktır. Yani, bu ‘olası savaş’ Rusya ve ABD’nin farklı cephelerde birbirine karşı vereceği bir savaş olarak algılanmamalıdır. Emperyalist çıkar ilişkileri değerlendirildiğinde bunu anlamak daha kolay olacaktır.{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99