Polisin yetkileri ve iki çocuk babası bir işçinin ölme hakkı

 

Yarınlar

369250“21 Kasım 2007 Çarşamba günü saat 20.30 sıralarında Avcılar İlçesi Üniversite Mahallesi’nde rutin devriye görevini ifa eden asayiş ekibimiz, bölgede bulunan bir park içersinde iki şahsın alkol alarak, nara atmak suretiyle çevreyi rahatsız ettikleri şeklinde şikayetler almıştır. Görevlilerimiz park içerisindeki şahısların yanına gidip, onları çevreyi rahatsız etmemeleri yönünde uyarmış ve kimliklerini istemişlerdir. Ancak şahıslar memurlara küfür ederek kimliklerini vermek istememişler ve ‘İstediğimiz yerde içki içeriz, nara atarız’ diyerek görevlilere saldırmışlardır. Çıkan itişme esnasında şahıslardan F.E. görevli memurlardan biriyle yere düşmüştür. Yere düşen polis memuru ayağa kalkmış ancak F.E. isimli kişinin kalkamadığı görülmüştür. Bunun üzerine F.E. diğer arkadaşı A.Y.O. ile beraber ekip otosuyla yakındaki özel bir hastaneye götürülmüş, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen F.E. hayatını kaybetmiştir. Şahsın kesin ölüm nedeni bilinmemekte olup, Adli Tıp Kurumu’ndan alınacak otopsi raporuyla anlaşılacaktır.”

26 yaşındaki işçi Feyzullah Ete’nin bir parkta öldürülmesi sonucu İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan açıklama aynen böyle. Emniyet’in savunması, en az olayın kendisi kadar çarpıcı ve fütursuz. Oysa anlaşılıyor ki ölen ve öldüren birbirlerini daha önceden tanıyorlar.  olay sonrası mahalledeki gençlerin anlattığına göre söz konusu polis aracını herkes tanıyor ve gördüğü yerde kaçıyordu.

“Sadece ben konuşurum”
21 Kasım akşamı, Feyzullah Ete ve arkadaşı Ali Oturakçı, milli maçın başlamasından önce Avcılarda bir parkta oturuyorlardı. Parka gelmelerinin üzerinden kısa bir süre geçmişken polis otosundan inen üç sivil polis yanlarına geldi. Emniyete göre nara atmakta olan ikili, polis tarafından bir bankta otururken bulundu. Polislerden biri ‘size burada oturmayacaksınız demedim mi’ diye sorunca ‘biz bu mahallenin çocuklarıyız’ cevabını aldı. Olayın bu bölümü emniyetin açıklamasında şahısların küfürle karşılık vermesi olarak geçiyor. Ali Oturakçı’nın anlattığına göre ilk yumruğu kendisi yiyor. Bunun üzerine ‘tamam, gidiyoruz’ diyorlar ama görevli memur ‘burada sadece ben konuşurum’ diyerek Feyzullah Ete’nin göğsüne tekmeyi vuruyor. Ali Oturakçı devam ediyor: “Feyzullah yere yığıldı. Polis telaşlandı ve onu hastaneye götürmek istedi. Yolda nabzını kontrol etmemi istedi, ama nabzına baktığımda atmadığını fark ettim.”
Şahsın ölüm nedeni bilinmemekteymiş!

Olayın 5 tanığından biri öldü, üçü de zaten polis. İlk anda açıklama yapmaktan kaçınan Emniyet, sonrasında yaptığı “Ancak şahıslar memurlara küfür ederek kimliklerini vermek istememişler ve ‘İstediğimiz yerde içki içeriz, nara atarız’ diyerek görevlilere saldırmışlardır.” açıklamasını, Ali Oturakçı’da muayene sonucu 0 promil alkol bulunması karşısında nasıl savunabilir?

Tekmeyi atan polis memuru ilk anda ifadesini verip serbest kaldı. Olay ancak basında yer aldıktan sonra, savcılığa intikal etti ve sanık polis halen tutuklu bulunmakta. Ne kadar ceza alacağı ya da serbest kalıp kalmayacağı ise halen belirsizliğini koruyor.

Polisin yetkileri yetersiz miydi?
İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah tarafından da defalarca dile getirilen ‘polisin yetkileri yetersiz’ tezi geçtiğimiz Haziran ayında karşılık bulmuş ve ‘Polis Vazife ve Selâhiyetleri Kanunu’ değiştirilmişti. Bundan sonra yaşanan birçok olay polis ve yetkinin yan yana geldiği çoğu yerde bunun sıradan insanlar için dayak, işkence ve ölüm anlamına geldiğini kanıtlar nitelikte.

Polisin neye yetkisi yok ki?
Polis Vazife ve Selâhiyetleri Kanunu’nun Haziran ayında değiştirilmesi ile birlikte yaşanan olaylardan bazıları:
14 Ekim: Sertan Çelik, Taksim’de müziğin sesini kısmadı diye trafik polisince darp edildi. Tutuklandı.
7 Ekim: 19 yaşındaki Ferhat Gerçek, Yenibosna’da Yürüyüş dergisi satarken çıkan arbede sonrası polis kurşunuyla vuruldu. Felç oldu.
18 Eylül: Polonyalı Dariusz Witek, Yabancılar Şubesi misafirhanesinde intihar etti. Kimse görmedi.
20 Ağustos: Nijeryalı Festus Okey, Taksim Polis Merkezi’nde polis tarafından vurularak öldürüldü.
10 Ağustos: Taksim Polis Merkezi’nde dövülüp yola atılan Mehmet Nezir Çirik’in dalağı alındı.
29 Temmuz: Avukat Muammer Öz, Moda’da kimlik soran polisle tartışınca dövüldü; burnu kırıldı.
26 Temmuz: Gazeteci Serkan Tekpetek, zorla sokulduğu polis aracında dövüldü, araçtan atıldı.
8 Haziran: Taksim Polis Merkezi’nde dövülen Sezai Yakar’ın burnu ve eli kırıldı.
5 Haziran: Transseksüel Esmeray, Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü önünde bekleyen iki polisçe “Geçmek yasak” diye dövüldü.
Kaynak: Radikal Gazetesi{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99