Neo-faşizmin neo-‘concept’i: IKEA

 

Uluğ İlve Yücesoy

IKEA Holding’in gençlik yıllarında Naziler için çalışan sahibi bu zat, vergi cennetlerinde yapılanmaktan tutun da, İskandinav ırkçılığına, kara para aklamaya, gotik kültür havariliğine kadar olmadık meziyetleri barındırır şahsında.

ikea_4İsveç bayrağı renklerinden oluşan flamaların kapısında muhafız gibi dikildiği devasa bir hangar sizi bekliyor: İsveç merkezli IKEA mağazası. Kapıdan adım atanı hangarın tuhaf stili karşılıyor öncelikle. Bir diğer İsveç kuruluşu Nobel Vakfı gibi, IKEA’nın da oldukça ironik bir geçmişi var. Vaktiyle Genç Nazileri destekleyen sahibi Ingvar Kamprad’ın ilintili olduğu şirketler ve Stichting INGKA Foundation, kayda değer bir ağ oluşturuyor. Dünyanın insanlık dışı oluşumlarının İsveç’te yoğunlaşması belki de tesadüf değil trajikomik bir gerekliliktir.

IKEA Holding’in gençlik yıllarında Naziler için çalışan sahibi bu zat, vergi cennetlerinde yapılanmaktan tutun da, İskandinav ırkçılığına, kara para aklamaya, gotik kültür havariliğine kadar olmadık meziyetleri barındırır şahsında.

Hangar dense daha uygun düşecek IKEA mağazalarının birinden içeri girelim: Türlü ıvır zıvır satılan bölümlerden tutun da, meşhur İsveç yemeklerinin servis edildiği lokantasına, bakkalına kadar; İsveç usulü ne varsa hepsi insanın gözüne sokulacak ve kulağına akıtılacak şekilde konumlandırılmış. Dört bir taraf “çünkü IKEA’da böyle uygulanır, çünkü IKEA’da her şey böyle olduğu için daha güzeldir” gibi, zeka seviyesi hayli düşük insanların ya da yeni bir kavram, yeni bir kalıp öğrenen çocukların anlayacağı tarzda, sorulmadan verilmiş cevaplarla süslenmiş devasa panolarla kaplı. Yemek faslı ayrı bir alem. Lokantasında İsveç bayraklı servis edilen İsveç köftesi ve çeşitli öz-İsveç yemeklerine -hayatlarında hiç sofra görgüsü edinmemiş yaratıklara nasıl yemek yeneceğini, masada nelere dikkat edileceğini öğretircesine- fuzuli açıklamalarla dolu çeşitli panolar eşlik ediyor.  Self servisin “neden gerekli olduğu” ya da “neden IKEA’da böyle bir uygulamanın yerinde olduğunu” durmaksızın açıklamayı kendine görev edinmiş levhalar arasında İsveç yemeklerinin tadına varmaya çabalayabilirsiniz. İskandinav isimlerinden müteşekkil tasarım adları ve stili, mağaza ziyaretinde kişiyi sanki gotik dönemde geziniyormuşçasına bir ruh haline sokuyor. Konunun görsel yanı bu kadarla sınırlanabilir. Ancak “kar amacı gütmeyen hükümet dışı organizasyon” çalışmasıyla, vergi cennetlerinde yapılanan şirketlerle ve dünyanın dört bir yanında açılıp duran mağazalarla, işin aynı zamanda mali ve siyasi boyutu da ilgi çekici oluyor.

Gates Vakfı’ndan bile daha çok malvarlığına sahip olan Stichting INGKA Foundation’a bağlı IKEA Mağazaları nedir? Arkasına kimlerin gücünü alır? Ne şekilde çalışmakta ve nereye hizmet etmektedir? Hollanda kökenli bir vakıf olan Stichting INGKA Foundation “kar amacı gütmeyen bir oluşum”un çatısı altında çalışıyor. Vergi muafiyetlerinden yararlanıyor. Lüksemburg, Hollanda Antilleri gibi vergi cennetlerinde kurduğu şirketlerle dünya çapında karanlık mali ilişkiler ağına dahil. Ürünlerinin çoğunu  sosyal güvenlikten yoksun ucuz işgücü sayesinde ve kara para aklama cennetleri olan Uzakdoğu ülkelerinde üretiyor. Satış ve tedarik zinciri ile “sürdürülebilir tüketici kütlesi” yaratan, tüketim kültürünü “fişekleyici etki” yarattığı için eleştirilen, vahşi pazarlama politikası nedeniyle birçok ülkede Lanetli Tüketici Tanrısı ilan edildi bu mağazalar. Elbette salt mağazacılık, perakendecilik tarzlarıyla eleştirilmiyorlar: 2007 Berne Declaration* tarafından da mercek altına alınarak, 2007’deki Davos Dünya Ekonomik Forumu’nda “public eye” ödülüne aday gösterildiler.

Gerek IKEA Holding gerek Stichting INGKA Foundation gerekse INTER IKEA SYSTEMS isimli kuruluşlarla ticaret ve vergi hukukuna dair hukuk dışılıklarından dolayı hatırı sayılır eleştiri ve suçlamalara maruz kalan bu ağ, belki de “dünyaya hem barışı hem de savaşı pazarlayan” İsveç’in bir başka yüzünü daha göstermektedir.

Savaşta ve de barışta daima satıcı ve tedarikçi ülke konumunu koruyan İsveç’in bu ünlü mağaza zinciri, girdiği hemen her ülkede türlü ilginç olaylara sebep oldu. İşte birkaç örnek: 2004 yılında Suudi Arabistan’da indirimli satıştan faydalanmak için yaşanan izdiham sırasında 3 kişinin ölmesi, 2000 yılında California’da trafik ışıklarının etkisiz kalmasına ve trafik düzensizliğine sebep olması, dev hangar yapısındaki mağazalar için bulunduğu ülkelerde tarihi binaların yıkımına sebep olması (bu arada, IKEA’nın en büyük övünçlerinden birisi de çevre ile dost tasarımlara sahip olmasıdır), İrlanda’da IKEA mağazalarının faaliyet göstermesi için yasa değişikliği yaptırmayı başarabilmesi...

Yasa değişikliği yaptırmaktan tutun da, lanetli tüketici tanrısı ilan edilmeye kadar bunca marifeti olan IKEA’nın gücü nereden geliyor ve nasıl oluyor da anlaşılmaz bir dokunulmazlığı var?

Dünya çapında anti-MAI çalışmalarıyla bilinen Bern Deklarasyonu tarafından 2007 Davos Dünya Ticaret Örgütü zirvesinde mercek altına alınıp sürekli teşhir edilen IKEA ağı, vergi muafiyeti üzerine inşa edilerek yatırımlarını dünyanın dört bir yanına taşımış ve sürdürülebilir tedarik ve satış sistemiyle kendi kendini büyütmüştür. Günümüzün en önemli mali sorunlarından biri olan kayıt dışılıkla ulusal ve uluslararası mücadele adına sayısız girişimlerde bulunan Kuzey ülkelerinde konumlanan IKEA’nın nasıl olup da bu boyuta ulaştığı, zihinleri kurcalıyor. OECD’nin sürekli olarak kayıtdışılık, kara para aklama, zararlı vergi rekabeti, vergi cennetleri ile ilgili faaliyetler yürüttüğü bir ortamda bu iş nasıl oluyor? IKEA grubu merkezinin konumlandığı Hollanda ve İsveç’in de bu örgüte üye olduğu dikkate alındığında, komedi büyüyor. “İstikrarlı ekonomik gelişimden yana” olduğunu savlayan, “gelişmekte olan ülkelerde dengeli ve sürekli ekonomik politik yapının sağlanması için çalışma” iddiasında OECD diye bir uluslararası örgüt ve üyesi üç ülke: İsveç, Lüksemburg, Hollanda… Ancak OECD üyesi bu üç ülkede vergi yükümlülüğünü bertaraf etmek için kar amacı gütmeyen vakıf görüntüsü altında ama çeşitli şirket ve holdingler yoluyla faaliyet gösteren bir ağ… Bu ağ akla ziyan malvarlığına sahip ancak hukuki kılıfın aksine kamu yararına projelere pek de destek olduğu yok... Manzara hayli çelişkili görünüyor. Hem pazarlama/propaganda tarzı hem de siyasi ve ekonomik boyutları ile dünya çapında bir “vaka” sayılması gereken IKEA’ya tanınan “özgürlük”; insan haklarını, uluslararası mekanizmaları, normlar ve yaptırımları, hukuki eşitlik gibi kavramları dilinden düşürmeyen Kuzey ülkelerinin işlerine gelince ne denli pervasızca “peçeleme” yoluyla iş yaptıklarını gözler önüne seriyor.

Toplum hayatını bile yer yer altüst eden olaylara sebep olan IKEA ağı; devasa, propagandatif mağazalarıyla ve yeni bir tüketici davranışı mantığı oluşturmaya başlayan tarzıyla, pazarlama sınırlarını zorlamayı bir tür şiddet uygulamaya kadar götürenler kervanında: Yeni tüketici prototipinin oluşması için -mağaza içinde ve dışında- baskı uygulayan bir ticaret anlayışıyla yüz yüzeyiz… Her gittiği ülkede mali, kültürel, siyasi ve hukuki biçimsizliklere    bulaşan; yeni mağaza prototipinin oluşması için -İrlanda örneğindeki gibi- yeri geldiğinde bulunduğu ülkenin iç işlerine karışacak kadar baskı kuran bir ticaret anlayışı... Yeni müşteri tipi, yeni ticaret anlayışı tipi… Her şeyi inanılmaz ölçüde “tipikleştiren” IKEA nedense malvarlığını “tipik” bir şekilde elde etmeyip vergi ödemeyerek “atipik” yolla artırıyor.
Kataloğunun basılan nüsha sayısı İncil’den bile fazla imiş! Sonunda istedikleri oluyor mu ne? Yoksa Kuzey, yanlışlıkla Güney’de doğan Hıristiyanlıktan dolaylı rövanş mı almakta?

*İsviçre’de faaliyet gösteren hükümet dışı kuruluş olan bu oluşum, öncelikle İsviçre bankalarını mercek altına alıyor ve vergi kaçaklığı, Çok Taraflı Yatırım Anlaşmaları karşıtlığı, Dünya Ticaret Örgütünün Milenyum Turu karşıtlığı, vergi yozlaşması, kara para aklama gibi konularla ilgileniyor. Güney ülkelerinde  elde edilmiş yüksek miktarlardaki vergilendirilmemiş gelirlerin Kuzey ülkelerindeki bankalara akıtılmasının araştırılması ve uluslararası girişimlerle önlenmesi gibi konularda faaliyet gösteriyor. (http://www.evb.ch/en/p25000474.html){jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99