Filistin soslu İsrail ziyareti

 

Çağlar Kılınç

5 Kasım’da Erdoğan ile Bush arasında geçen PKK pazarlığında İran konusunun önemlice bir yer tuttuğu anlaşılıyorken, aradan bir hafta geçmeden TBMM kürsüsünden İsrail ağzıyla İran’a yönelik bir açıklama yapılması uluslararası siyasette bir tesadüf olarak görülemez.

pics_Trkiye_723_8380Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği memlekete ve dünya barışına hizmete devam ediyor. Rifat Hisarcıklıoğlu önderliğinde Türkiye burjuvazisine dünya ile entegrasyon konusunda vizyon kazandıran TOBB’un son etkinliği çerçevesinde İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ve Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas Türkiye’de buluştu. TOBB tarafından akıl edilen ‘barış için sanayi projesi’ Ankara Forumu nedeniyle eş zamanlı olarak Ankara’da bulunan iki devlet başkanı TBMM’de de birer konuşma yaparak milletvekilleriyle sıkıntılarını paylaştı.

‘İran da sizin gibi akıllı olsa…’
Emperyalist merkezlerin Ortadoğu projesi kapsamında Türkiye’de AKP eliyle uygulamaya konan ılımlı İslam modeli, İsrail Cumhurbaşkanı tarafından bizzat uygulayıcılarının önünde göklere çıkarıldı. Daha önce de “Türkiye’nin ılımlı ve demokratik yapısının, İran ile özdeşleşen aşırı dinci İslam’a karşı bir denge gücü olabileceğini” belirten ve “Eğer Türkiye’nin tarzı kazanırsa hepimiz kazanırız. Müslümanlar, Araplar ve İsrailliler” diyen Peres TBMM önünde de boş durmadı. Meclis kürsüsünden “Türkiye, bugün de İslam kültürünün onurunu, tahrik, nefret ve terör vasıtasıyla onun gerçek imajını bozmaya çalışanlara karşı en ön sırada korumaya devam etmektedir. Türkiye’nin takip ettiği yolu, çepeçevre bir uyum yaratma vasıtası olarak görüyoruz” diye konuşan Peres, sözlerine şöyle devam etti: “Diğer taraftan -saklamayacağım- İran, diğerleri üzerinde kendi hegemonyasını kurmayı amaçlamaktadır. Türkiye inanca, İran endişeye yol açmaktadır”.

Eğer İran’ı tehdit edecekseniz bugünlerde bunun en iyi yapılabileceği yer Türkiye olsa gerek. 5 Kasım’da Erdoğan ile Bush arasında geçen PKK pazarlığında İran konusunun önemlice bir yer tuttuğu anlaşılıyorken, aradan bir hafta geçmeden TBMM kürsüsünden İsrail ağzıyla İran’a yönelik bir açıklama yapılması uluslararası siyasette bir tesadüf olarak görülemez.

Barış mı teslim olmak mı?
Bu soruyu yanıtlaması gereken ilk kişi Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas olsa gerek. Zira Yaser Arafat’ın ölümünün ardından görevi devralan Abbas döneminde Filistin direnişinde gözle görülür bir gerileme söz konusu. Hamas ile yaşanan çatışmaların gerginliği halen devam ederken Abbas’ın temsilcisi olduğu El Fetih yönetimi Batı dünyasına verdiği ılımlı mesajlar sayesinde mali destek alıyor. Mahmut Abbas da ‘ılımlılık karşılığı mali destek’ anlaşmasından memnun olmalı ki Türkiye buluşmasında da ılımlı mesajlarına yenilerini ekledi.
İsrail, Ortadoğu’nun Müslüman ülkelerine, İran’a karşı Türkiye’deki ılımlı modeli örnek gösteredursun, Mahmut Abbas TBMM kürsüsünden yaptığı konuşmada konuyu kavradığını gösterircesine “Yüce Meclisiniz, sağlam demokrasinin kalesidir, siyasi çoğulculuğun temsilcisidir. Bu çoğulculuk bizim için ayrıca örnek oluşturmaktadır. Arzumuz, bundan esinlenerek yol alabilmektir” dedi.
Abbas’ın gittiği yolun uzlaşma çağrılarından geçtiği açık. Ülkesini işgal eden bir başka ülkenin Cumhurbaşkanı ile yan yana geldiğinde soğukkanlılığını bu denli koruyabilmeyi ise takdire değer bir özellik olarak algılamıyoruz.

Barış elçisi Hisarcıklıoğlu
TOBB Başkanı, Türkiye’nin bölgesel görevlerini de düşünerek, aklının erdiği kadarıyla bir etkinlik planlamış. Peres fırsatı kaçırmamış. Abbas da etkinliğe itibar edince organizasyon tamamlanmış. Üzerine de özenle barış sosu serpilmiş ki herkes anlamak istediğini anlasın, kimse huylanmasın. Ancak İsrail Cumhurbaşkanı, sorumlu devlet adamlığının gereğini yaparak ülkesinin devlet siyasetini, savaşı dillendirmekten, İran’a tehditler savurmaktan çekinmedi. Oysa TOBB, ‘yatırım yapılırsa savaş olmaz’ temalı bir etkinlik düşünmüştü. Hisarcıklıoğlu ne hissetti bilmiyoruz. Peres’i dinlerken yüzünde oluşan Emine Erdoğan gülümsemesi yerini bir şaşkınlığa mı bırakmış, yoksa ‘adam o kadar yolu boşuna mı tepti?’ türünden bir anlayışla mı karşılamıştır durumu, bilmiyoruz. Ancak Ortadoğu’da ABD adına barış elçiliğine soyunmak, sorun çözmek, barış getirmek türünden her ne hesaplanıyorsa, bizimkilerin boyunu hayli aşıyor, bunu biliyoruz.{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99