Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Titreyip kendine gelen Türk medyası

 

Yarınlar

medya2Türk medyasının da titreyip kendine geldiği bir döneme girdik. Şimdiye kadar, hepimizin tiksindiği magazin programı kepazeliklerini ısrarla yayınlamakta bir beis görmemiş televizyon kanalları, haberin ardından “böyle bir ortamda eğlence programı yayınlayamayız” minvalinde açıklamalarda bulunarak yayın akışlarını değiştirdiler. 21 Ekim Pazar gecesi atv’de İbo Show yerine Siyaset Meydanı yayınlandı. Aynı gün Show Tv’nin Pazar Keyfi adlı programı yayından kaldırıldı. Yine eğlence programlarından Star’da yayınlanan Popstar Alaturka yayınlanmadı. Eğlence programlarını yayından kaldırmayan kanallar duyarsızlıkla suçlandı. ‘Duyarlı’ olanlar ile ‘duyarsız’ olanların ortaklaştığı yayın ilkesi ise günlerce süren ve sürmeye devam eden savaş çığırtkanlığı ve Kürt halkına düşmanlık oldu. Örneğin masum yüzlü spiker Defne Samyeli içindeki canavarın ortaya çıkmasına engel olmadı. Ana Haber Büteninde programına konuk ettiği emekli Tümgeneral Nejat Eslen’in “Defne hanım sizin bir hasmınız var, siz onun parmaklarını mı, yoksa kafasını mı kesmek istersiniz?” diye yönelttiği soruya Defne Samyeli “Bunu bugün sormayın. Askeri helikopter olsa gidip kafalarını koparmak isterim.” şeklinde yanıt verdi. Dehşete düştük. İstinasız bütün kanallar ağız birliği etmiş gibi yayına çıkardıkları emekli askerlerden savaş ve yıkım taktiklerini öğreniyor ve öğretiyorlar. Hürriyet gazetesinin başını çektiği yazılı basın da orduyu müdahaleye çağırıyor. Ertuğrul Özkök 28 Ekim tarihli yazısında 1 Mart tezkeresini hatırlatıyor; o zaman tezkerenin geçmesini isteyen ve ona göre haklı çıkan azınlıkta olduğuna böbürleniyor ve yapmayın, etmeyin, girin Irak’a diyor. Yakın tarihli başka bir yazısında ise Devlet Bahçeli’ye övgüler sıralıyor. Tam sırası ya! Diyor ki: “İyi ki, bozkurtların, ülküdaşların, milliyetçilerin başında böyle vatansever bir insan oturuyor.” Akşam Gazetesi genel yayın yönetmeni Serdar Turgut ise 23 Ekim tarihli yazısında zıvanadan çıkmış olduğunu itiraf edercesine “Acımasız insanlara ihtiyaç var. Bu insanlardan devletin elinde mutlaka olması gerekir. Ordu sorumluluğunu almadan onları operasyona çıkarmalıyız” diyor ve ekliyor: “İsrail kadar acımasız olabilmeyi başarmalıyız.” Ölüm haberlerinin gelmesi ile ülkenin her yerinde sokaklara dökülen insanların duyguları medya tarafından arsızca sömürülüyor, kine ve nefrete teşvik ediliyorlar. Toplumda genel bir cinnet hali hakim. Beşiktaş-Liverpool maçının ardından galip gelen Beşiktaş’ın oyuncularından Serdar Özkan’ın ‘Türk’ün Türk’ten başka dostunun olmadığının anlaşıldığı şu günlerde bu galibiyet milletimize moral olsun’ açıklamalarına alkış tutuluyor. Oysa Serdar’ı gole götüren pas, Brezilyalı Bobo’ya aitti. Tamam, sağduyu yok ama en azından bir lokma akıl, fikir…{jcomments on}