Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

SUNU: Pişkinliğe kurşun işlemiyor söz ne yapsın!

Ertuğrul Özkök Barzani’ye kızgın… Çünkü Barzani Hasan Cemal’e Özkök’ün üslubundan rahatsız olduğunu söylemiş. Oysa kendi kendisine sormalıymış ki “Bu gazeteci bundan bir süre öncesine kadar bize daha toleranslı bakıyordu. Şimdi ne oldu da, birden bize yükleniyor?”

Mehmet Y. Yılmaz ise akıllandığını düşünüyor Barzani’nin. Aynı röportajdan yola çıkarak tehditkâr üslubun gittiğini, yerine daha aklı başında şeyler söyleyen bir politikacının geldiğini söylüyor. Aynı patrondan maaş alarak, aynı talimatı yerine getiren iki gazetecinin tek bir röportajdan bu kadar farklı sonuçlar çıkarması mantıklı görünüyor mu? Mantıktan söz eden kim?.. Barzani’ye kızmakla onun akıllandığını düşünmek fikir özgürlüğü kapsamında serbesttir. Her iki tutuma da açıktır yani gazete köşeleri. Ama sözgelimi Ortadoğu’da yoksul halkları birbirinin üzerine süren gücün ABD olduğu söylenemez.

Türkiye egemenlerinin en yetenekli kalemlerinin düzeyi budur, yazdıkları bunlardır. Sanki pazarlığın diğer tarafı Barzani’ymiş gibi… Sanki Barzani’nin akıllanması ya da saçmalamasının çok önemi varmış gibi… ABD’nin hiç lafını etmeden, kendi elleriyle yükselttikleri düşmanlığı önce en yakınındaki Kürt’ten başlayarak götüre götüre Barzani’nin üzerine yığabilmek için uğraşıyorlar. Barzani akıllanmış ya da akıllanmamış. Oturup bunu tartışıyorlar.

O en “cumhuriyetçi” yazarlardan birine, Bekir Coşkun’a sormuşlar ki “türbanlılar gösterilerde neden yok?”. “Çünkü onlar meydanlardaki tepkili-coşkulu kalabalıktan hoşnut değiller, ondan”mış. Köpeği Pako’nun adını kullanarak köşe yazıları yazacak kadar hayvan ve insan sever yazar, sokaklardaki “coşku”nun meşru temsilcisi olma yarışına giriyor. “Laik cumhuriyete sahip çıkan askerleri köşeye sindirmek için kurulan tuzakları... Diyelim ki o tuzaklar tutsaydı, şimdi umutla izlediğimiz Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın dahi belki askeri cezaevinde olabileceğini kimse hatırlamak istemiyor”muş.

Aynı gazetede, en olgun ve en aklı başında gazeteci Oktay Ekşi Bey de koroya katılıyor: “Olay o platforma taşınınca zaten konuşulan dil de farklı olur” diyor, askeri operasyonu kastederek… 2. Dünya Savaşı arifesinde Polonya’da kabaran şovenizme kapılan Polonyalıların, Almanya’yla bir an önce savaşa girip onlara haddini bildirmek istediklerini yazıyor tarih kitapları… Tam olarak benzemeyebilir durum. Ama Türk ve Kürtlerin ABD kontrolünde çatıştırılmasının sonuçlarına, en aklı başında olanların bile kafası basmıyor.

Pişkin koro, ölen ve daha da ölecek Türk ve Kürt gençlerin kanıyla, titreyip kendine geliyor. Bunların en yurtseverinin yurtseverliği, ABD’nin önüne çıkana kadardır. En başı dik olan ancak Barzani’ye diklenir. Barzani’ye olan öfkelerinin, ABD’nin üzerine çamur sıçratmaması için kılı kırk yararlar da umutla izledikleri Genelkurmay Başkanı, Tayyip Erdoğan’dan önce konuşup “başbakan ABD’ye gitsin gelsin ondan sonra belli olur ne yapacağımız” dediğinde gururları incinmez.

Barzani akıllandı mı akıllanmadı mı? Bekleyin başbakanınız ABD’den dönüşünde getirecektir cevabı… Çılgın Türkler meydan okuyormuş… Çılgın yankinin icazetiyle… ABD’den başlayarak dünyaya yayılan çılgınlığa kim daha fazla ortak olacak diye açılan arttırmada Barzani’nin önüne geçebilmek için sırayla kaldırıyorlar ellerini…

Öte taraftan sanki ortada bir ülke, bir devlet kalmış gibi, sanki sahiplendikleri ‘makamlar’ onlara işgalci ABD ordusu tarafından verilmiş bir işbirliği nişanı değilmiş gibi, Talabani ve Barzani Irak’a dışardan müdahale istemediklerini söylüyorlar. Öldürülmüş bir milyondan fazla Iraklı için söyleyecek tek kelimeleri yoktur ve daha fazlasını öldürmek için Irak’ın her tarafında gezinen 150 binden fazla Amerikan askerinin olur ya geri çekilmesi ihtimali içlerini cız ettirir.

İşbirlikçilik insanda onur bırakmaz. İşbirlikçilik yarışına girmişler arasında, öbüründen daha temizi de olmaz. Eğer hala sarfedecek söz buluyorlarsa bu, suçu karşısındakilerle bölüştüklerini bildikleri içindir.

Bu pişkinlik karşısında söyleyecek bulunabilir mi? Pişkinliğe kurşun işlemiyor söz ne yapsın!{jcomments on}