Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

‘Stratejik müttefik’ler kâbus gibi “Yetmezse; dünya savaşı!”

 

Yarınlar

ABD’nin Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmesinden çıkarı olmadığını kim ne kadar iyi biliyor? Hiç istemediği bir şeyi kabul eden ülke rolünü oynayan ABD’nin, “Peki girin ama İran seferimde yardım isterim” demesi akla yakın değil mi?

021210_bush_powell_turkeypres“Tayyip Erdoğan ilk ABD gezisinde Bush’la buluştuğunda, ABD Başkanı söze ‘Aklımda Irak var’ diye başlamıştı. Sonrası zaten herkesin malumu. Peki bu kez de Başbakan’ın Kuzey Irak ve PKK’yi açmasına fırsat vermeden Bush, ‘Aklımda İran var’ diye yumurtlarsa ne olacak?” Soruyu başbakanın 5 Kasım için planlanan ABD gezisini değerlendirdiği 27 Ekim tarihli yazısında Hürriyet’ten Enis Berberoğlu ortaya atıyor. Berberoğlu “ABD’den gelen ön istihbarat, Başkan Bush’un İran meselesini açmaya hazırlandığı yönünde” diyor.

O pazarlığa bile oturabilirler
Bush Erdoğan’a 5 Kasım’da bu konuyu açsa da açmasa da; gelişmeler, ABD’nin İran’a saldırı işaretlerini artırdığını gösteriyor. İşlerin o noktaya varması halinde ve o yolun taşları döşenirken, ABD’nin Türkiye’den “yardım” veya “hizmet” talep etmemesi düşünülemez. Türkiye’nin Kuzey Irak/PKK yoluyla bunaltıldığı günlere uygun soru şu: Mesele “Irak’a karşı İran” denklemine oturursa Türkiye ne diyecek? ABD, sadece Erdoğan’ın Washington ziyaretinde değil, Kuzey Irak/PKK sıkıştırmasının herhangi bir anında bu hesabı ortaya sürebileceği gibi, Türkiye devletini sıkıştırabileceği başka noktalar üzerinden de İran seferini dayatabilir. Hükümeti de içine alacak biçimde devlet yönetiminin ABD’yle en çatışır gibi görünülen anlarda bile pazarlıkçılığa sonuna kadar açık tutumları, İran seferi tartışmasına bile oturabilecekleri ihtimalini güçlendiriyor. “Kuzey Irak/Kürt/PKK başlıklarında Batı’nın ikiyüzlülüğünden” yakınan devletin, Irak’ı bu noktaya getiren aktörlerin ve İran’a sefer borusu çalan ülkelerin ikincisi olan İngiltere’yle “stratejik ortaklık” belgesi imzalaması, Türkiye devlet aygıtının niteliği ve yapabilecekleri konusunda fikir veriyor.

Çokça sorulan bir soru: ABD doğrudan ve dolaylı kontrolü altında bulundurduğu güçlerin, Türkiye’yi sınır ötesi bir harekata teşvik eden adımlar atmasına niye izin veriyor? O teşvik edici eylemleri yaptıran niçin bizzat ABD olmasın? ABD’nin Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmesinden çıkarı olmadığını kim ne kadar iyi biliyor? Hiç istemediği bir şeyi kabul eden ülke rolünü oynayan ABD’nin,”Peki girin ama İran seferimde yardım isterim” demesi akla yakın değil mi?

Bayan Clinton: “Bizi de alın askere”
ABD’de hakim sınıf kesimleri İran’a saldırı bakımından giderek daha geniş fikir birliğine ulaşıyor. Yaklaşan başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti’nin en güçlü aday adayı olarak gösterilen Hillary Clinton, İran’a yönelik askeri operasyonun gündemden çıkarılmayacağını ima etti. Foreign Affairs dergisinde yayımlanan makalesinde Clinton, Başkan seçilmesi halinde İran’a karşı öncelikli olarak diplomasinin yollarının deneneceğini, ancak uluslararası talepleri karşılamaması halinde askeri müdahalenin gündeme gelebileceğini ifade etti.

ABD yaptırımları ve Rusya freni
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ve Hazine Bakanı Henry Paulson’un 25 Ekim’de açıkladığı kapsamlı yaptırımlarla, aralarında bazı şahıslar, Devrim Muhafızları’nın sahibi olduğu ya da kontrolünde bulunan şirketler ve bankaların da bulunduğu 20’den fazla İranlı oluşumun Amerikan mali sistemiyle tüm bağlantıları kesiliyor. Bunun uluslararası bankacılık topluluğuna giderek artan etkileri olabileceği kaydediliyor. Yaptırımların açıklanmasından önce de ABD Başkanı Bush, İran nükleer silah üretimine devam ederse bunun Üçüncü Dünya Savaşı’nın çıkmasına yol açabileceğini söyleyerek tehdit dozunu artırmıştı.

İran’a karşı kapsamlı bir operasyon başlatan ABD, ilk önemli adımını ekim sonunda açıkladığı tek taraflı ekonomik yaptırımlarla attı. ABD, özellikle İran Savunma Bakanlığı ve Devrim Muhafızları’nı hedef alan yaptırımların Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde de onaylanmasını istiyor. İngiltere, ABD’yi desteklediğini bildirdi ve İran’a yönelik yeni BM yaptırımları için çalışmaya öncülük etme sözü verdi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise, nükleer programı nedeniyle BM’nin İran’a yeni yaptırımlar uygulamasına karşı olduğunu söyledi.{jcomments on}