Parası olan yatsın, olmayan tez yazsın!

 

Bahar Alimoğlu

“Türkçe, modern sınıflarda, teknoloji destekli, hafta içi günlerde, mesai saatleri dışında, şehir içinde ve ulaşımı kolay, sertifika değil “yüksek lisans diploması” kazandıran eğitim…”(1) Bilmeyenler için adresi de biz verelim: Cemal Gürsel Caddesi, giderken sağda, dönerken solda… Aile salonumuz mevcuttur. Bu satırlar ne yazık ki kötü bir reklamdan değil Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin resmi sitesinden. Okulumuzda üç ayrı alanda Tezsiz Yüksek Lisans-İkinci Öğretim adı altında diploma ticareti yapılıyor. Yapacağınız bu işe, yasal bir kılıf bulduğunuzda tabiî ki Uğur Dündar’ın baskınına uğramıyorsunuz, anahaber bültenlerine çıkmıyorsunuz, verdiğiniz/bastığınız diplomalardan “Emniyet Müdürlüğü” veya “T.C.” yazmıyorlar, size girişimci-eğitimci diyorlar, onlarsa en azından yüzlerini kapatıyorlar kameralar görüntülemesin diye.

Finans, İnsan Kaynakları Yönetimi ve Kariyer Danışmanlığı, Küresel ve Bölgesel Çalışmalar Tezsiz Yüksek Programlarından alınan diplomalar da, tezli yüksek lisans yapmış olanlarla aynı yasal haklara sahip. Bizim okulumuzda, bizim hocalarımızdan, bizim sınıflarımızı, bizim elektriğimizi, afedin bizim tuvaletlerimizi kullanarak 6.000 YTL’yi bastırana diploma veriyorlar. Parası olan yatsın, olmayan tez yazsın. Lisedeyken de müdürümüz okul saatleri dışında bahçemizi otopark olarak kullanıyordu. Sayın dekana naçizane bir önerimiz de bu olacaktır. Aslında durum henüz çok da vahim değil. En azından bizim okulda olmadığımız saatler arasında yapılıyor bu işler. Şöyle de olabilirdi; yeni yapılan “modern” sınıflarda öz evlatlar (para bütün güzelliklerin anasıdır), eski sınıflarda biz yetimler ders görebilirdi. Ya da dekanımız (ki kendisi ve iki sayın yardımcısı da bu programlarda bizzat hoca olarak ders veriyorlar; ki ben şahsen çok kırıldım bir kez bile bize vermesi gereken derse gelmedi.) kibarca “Napalım çocuklar, ekmek parası. Siz şöyle bi dolanın gelin” de diyebilirdi.

İş ahlakı diye bir şey vardır, hatta işten atılma gerekçesidir; çalıştığın yerin malzeme, araç ve gereçlerini kendi şahsi işin veya iş haricinde herhangi bir gerekçeyle kullanmak. Ama insanoğlu gerçekten çok uyanık ve yaratıcı. İmkanlar ne kadar kısıtlı olursa yaratıcılığımızın sınırlarını o kadar zorluyoruz. Vakıf Üniversitesi kuramadık mı, öğrenciden aldığımız harçla doyamadık mı? Yapalım bi tezsiz yüksek lisans! Orası bir kamu üniversitesi, halkın vergileriyle beslenen bir yer.

Ama fark eder mi? Japon yapmış abi…
Amacı sadece havalı olsun diye, ağzını yaya yaya “Siyasal’da master yaptım” demek olan insanların girebileceği, parayı basanın kimlik göstermeden içeri girebileceği, isteyenin orta yerine “tükkan” açabileceği ve gerçek sahiplerinin sesini çıkarmayacağı bir yer değil burası. Hayırlı olsun demiyoruz, açılışa da çağırılmadık zaten. Ama neyse kapanışa geliriz artık.

(1) http://www.politics.ankara.edu.tr/mba/index.php?cal_m=8&cal_y=2010{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99