Papa sizin din kardeşiniz mi?

 

K. Deniz Öğüt - 

Papa'nın "İslamın tebliğini duyduğu ve ona biat etmediği halde” ilahi yolun yolcusu olduğunu savlayan ve kendisiyle bu düzlemde tartışmaya giren Müslüman, dinden bile çıkabilir ki, bu hal, inananlar açısından, idrak etmekte olduğumuz “mübarek üç aylar”da hiç istenen bir durum olmasa gerektir! Dinsel mizah yarışması mı açılmıştır ki, diyanet görevlileri papazların otoritesini ve vaftiz kurumunu tanıyan üsluplarla açıklamalar yapabiliyor?

Papa XVI. Benedict'in İslam ve bu dinin peygamberi Muhammed hakkında savlar içeren konuşması "infial yarattı". Konuşmanın unsurlarını kısaca özetleyelim: Kutsal savaş, cihat konusu. Kuran'da geçen "dinde zorlama yoktur" sözünün İslamın ilk dönemlerine ait olduğu. Sonrasında zor ve şiddet unsurunun öne çıktığı. Bizans İmparator İkinci Mihail Paleologos'dan naklen, "Hadi bana Muhammed'in yeni olarak ne getirdiğini göster! Bu konuda, kendisinin vaaz ettiği dini kılıç ile yayma emri türünden kötü ve insanlık dışı şeylerden başka bir şey bulamazsın" sözleri. Akıl ve din ilişkisi. Papa'ya ve adı geçen imparatora göre "akla göre hareket etmemenin Tanrının doğasına zıt" olduğu. Oysa "Müslümanlık öğretisinde ise Tanrı'nın mutlak anlamda aşkın" olduğu; İslamda Allah'ın söz ve emirlerinin akılla ilişkilendirilmesinin gerekmediği...

Amacımız teoloji ve dinler tarihi tartışmak olmadığı için, İsa gibi varlığı yokluğu belirsiz bir kişiliğin mesajları yoluyla değil, örgütlü şiddet olanağına kavuştuktan sonra Hıristiyanlık diye bir dinin kurulabildiği, Papalığın bu alandaki mümtaz konumunu... dışta bırakıyoruz. Yoksa bu konuları Papa hazretleriyle genişçe görüşmenin zevkli olacağını bilmeyenlerden değiliz. “E, doğruya doğru, o konu zaten öyle” düşüncesiyle olabilir, İslam temsilciliğine soyunanlarda infial yaratmayan, Papa'nın açtığı akıl-din ilişkisi bahsini de dışta tutuyoruz. Aslında bu konuyu da hem İslam hem Hıristiyanlık bakımından tartışmak ilginç olabilir. Oysa, örneğin, her ikisinde de ortak bir inanç olan “bakire doğum” konusu o bahse güzel bir giriş kapısı olurdu!

Papa'nın konuşmasından sonra, esas olarak Müslüman nüfusun yaşadığı coğrafyaların çeşitli kesimlerinden tepkiler yükseldi. Türkiye'de de AB yanlısı liberaller, şeriat savunucuları, yaşamını ABD'de sürdürmeyi uygun gören "hocaefendi"lerin bağlıları, Atatürkçü laikler, ırkçı ve “ulusalcı” kesimler, "laik" devletin Diyanet İşleri Başkanı başta olmak üzere... Papa'ya veryansın ettiler. Etsinler; bir zararı yoktur. Yoktur ama tepkilerin neredeyse tamamı, Papa'nın böyle sözler sarf etmesinin dinsel bakımdan uygun olmadığı yönündeydi. Bunun zararları vardır: Solcular ve anti-emperyalistler bakımından siyasete, tarihle biraz ilgilenmiş kişiler bakımından akla, Müslümanlar bakımından imana zararlıdır, tepkinin böylesi.

Solcular ve anti-emperyalistler için siyasi zararı
Her nasıl ki bir kimsenin Joseph Ratzinger olan adını Papa olurken XVI. Benedict'e çevirmesi o kişiyi dünyevilikten ayırıp meleklere katmıyor ve o kişinin, örneğin, ilkgençlik yıllarında Hitler Gençliği'ne üye, faşist Almanya'nın uçaksavar birliklerinde asker olduğu gerçeğini değiştirmiyorsa, evet, Papa'nın o konuşmasındaki unsurların ve bunların günümüz koşullarında dile getirilmesinin de maddi dünyayla, siyasetle ilgisi vardır. Bunun analizi yapılır, Batı'nın hangi eğilimlerine denk düştüğü konuşulur. Bunlar yapılırken dinsel referanslara ihtiyaç duyulmaz. Kitleleri aydınlatması umulanların, bunu yaparken din aracını kullanmaya çalışmaları uygun değildir çünkü hem buna ihtiyaçları yoktur hem din onlar için elverişli bir araç değildir. O zeminde haklılık arayan, aynı zeminden gelecek belalara karşı korunmasız kalacaktır. Ezilen dünyanın Müslüman kitlelerini emperyalizme karşı mücadelenin bir din mücadelesi olduğu fikrine götürecek her eylemin son derecede zararlı olacağını bilelim.

Tarihle ilgilenenler bakımından akla zararı

Bazı "hocaefendi"lerin, siyaset erbabının, yayın yönetmeni ve ABD muhibi köşe sahibinin yazıp söylediklerinin; sizi "üç dinin kardeşliği" türünden safsatalara inandırmış olmadığı umulur. İki bin küsur yıllık tarih ortadayken "Papa, kardeşliğe karşı ayıp etti" türünden önermelere kapılmak, akla zarardır. Dinlerin birer ideoloji olarak aynı kategoride yer alması, benzerliği başkadır; birbirleriyle amansız bir rekabet içinde olmaları bambaşkadır. Kendi iç mantıkları bakımından, biri doğruysa diğeri değildir. Kardeşlikten söz edilecekse "düşman kardeşlerdir" demek, konuyu yerli yerine oturtur. Kuran'da (Bakara-193) ne denmişti: "Fitne kalmayıncaya ve din (yalnız) Allah'ın dini oluncaya kadar o (kafirlerle) savaşın. Eğer vazgeçerlerse zalimlerden başkasına hiçbir düşmanlık beslenmez." E, bu hukuki ifade de bir ihtiyaçtan çıkmış ve pratiklere yol göstermiş değil miydi? Düşünsel düzlemden bakınca, Papa da konuyu kendi tarafından tarif ediyor işte. Bu satırlar yazılırken televizyonlarda "Sultanların Aşkı" adlı bir müzik klibi yayınlanıyor. İstanbul'un fethiyle ilgili bir tema. Kamera Ayasofya üzerindeki haça yaklaşıyor, sonra bu “hata” kılıçla düzeltilip fukara Ayasofya kurtarılıyor... Biraz araştırınca görüyoruz ki klibe yol açan albümün 12. bölümü şunu anlatırmış: "Ayasofya Yakarışları: Gece Ayasofya’daki son ayinden sonra Bizans halkı Hz.Meryem’in heykelini sokaklarda dolaştırıp ona dua ettiler. İşte o anda ürpertici bir rüzgar peyda oldu ve dev heykel korkunç bir gürültüyle paramparça yere kapandı. Dua sesleri çığlıklara karıştı ve ümitler heykelin parçacıkları gibi rüzgarda uçuşup yok oldu." İyi mi?! 14-15. yüzyılda işlerin böyle yürüdüğü, bu tarz eylemlerin o zaman meşru olduğu -aynı Haçlı Seferleri gibi- şimdi meşru sayılmadığı ayrı konu. Ama bu işlerin dinsel temellerinin, dogmaların bugün de değiştirilemeyeceği apayrı bir konu. İnanmazsınız, olur biter; inanırsanız müminin kafire karşı izlemesi gereken yolu da onaylayacaksınız. Anılan klip bile Papa konuşması üzerine basında yapılan tonla gevezelikten çok daha samimi ve açık. Papa'nın alıntı yaptığı imparatorun (ki kendisi hemşehrimizdir; Bizanslı ya!) o klipte gösterilenler başına gelmesin diye çırpınanlardan biri olması da, gülümseticidir. Ne deseydi yani adam? Nihayetinde: İşte tarih işte 21. yy. Türkiye popüler kültürü. Biz bizi biliriz, Papa da okumuş adamdır mutlaka, o da bilir; mugalataya gerek yok. Kandırılmaya çalışılan, kendi inanç temellerinden bile habersiz halk yığınlarıdır.

Müslümanlar bakımından imana zararı
Bu satırları yazan ben, kendimi herhangi bir dinin bağlısı görmem. Dolayısıyla, Müslümanlara -veya başka din mensuplarına- dinleri hakkında akıl öğretme niyetim de yoktur. Ama örneğin, ocakbaşındaki Adanalı ustayla acılı kebabın yapılma ve sunum usulleri hakkında tartışan bir kişinin Budistliğinden ciddi şüphe duyarım; siz de duyunuz. Papa'ya küsen, darılan ve ona onun dinini öğretmeye çalışan Müslümanlar da bana da aynı duyguyu veriyor. "Üç dinin kardeşliği" türü hokkabazlıklarla insanları emperyalizmin arabasına koşmaya çalışan soytarılara değil, inanmış Müslümanlara üzülüyorum. Değerli kardeşler, XVI. Benedict nam şahıs, gizli din taşıyan sahte bir Papa değilse, bu tür sözleri din icabı zaten etmek durumundadır. Zaten bin şu kadar yıldır karşılıklı söyleniyor böylesi sözler. Dinsel düzlemi konuşuyorsak, onun bu sözleri niye bugün etme gereği duyduğu önemli değildir. O, siyasi düzlemin konusudur. İki bin yıldır şuna alışılmıştır, alışmadıysanız siz de alışınız, bilmiyorsanız öğreniniz: Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam'dan; önce gelenler sonrakileri "tanrının dini" olarak kabul etmez. Sonrakiler de öncekilerin tedavülden kalktığını savunur. Bir Hıristiyan -hatta en önemli Hıristiyan şeflerinden biri- olan Papa'nın "İslam'ın tebliğini duyduğu ve ona biat etmediği halde” ilahi yolun yolcusu olduğunu savlayan ve kendisiyle bu düzlemde tartışmaya giren Müslüman, dinden bile çıkabilir ki, bu hal, inananlar açısından, idrak etmekte olduğumuz “mübarek üç aylar”da hiç istenen bir durum olmasa gerektir!
Bu konudaki tepkilerin liderliğini yapmaya soyunan "laik cumhuriyet"in Diyanet İşleri Başkanı'nın, kendi örgütünün yayınlarından çıkan Kuran çevirilerine ve diğer külliyata bu bakımdan göz atması, en basitinden Bakara'nın yukarıda alıntıladığım bölümünü okuması, yararlıdır. Din, evet, zaten bir yanıyla dünyevidir ve siyasidir. Ama inanç düzleminin, akaidin bu kadar oyuncak edilmesi ve insanların kandırılması, ayıptır. Diyanet İşleri Başkanı böyle yapınca, Türkiye Diyanet ve Vakıf Hizmetleri Kolu Kamu Görevlileri Sendikası (DİVA-SEN) Genel Başkanı da Papa XVI. Benedict'e, “Açıklamalarınla kirlendin. Papazlara vaftiz olmadan Türkiye’ye gelme” diye seslenebilmekte; saçmalık katmerlenmektedir. Dinsel mizah yarışması mı açılmıştır ki, diyanet görevlileri papazların otoritesini ve vaftiz kurumunu tanıyan üsluplarla açıklamalar yapabiliyor?
Ve son olarak: Ezilen uluslar coğrafyalarında yaşayan inanan veya inanmayan insanlar, dünyevi işler konusunda dinsel temelli kışkırtmalara gelmeyiniz. Efendileri türlü dinleri vazeden emperyalizme, türlü dinlere mensup veya inancı olmayan ezilen insanlık olarak karşı duralım. Yoksa, bir konuşma yapmak veya bir iki ayet/hadis alıntılamak sizi istenildiği gibi gütmeye yetecektir ki bu durumda çekeceğiniz daha çok acı var demektir.{jcomments on}


Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99