AB-Türkiye ilişkilerinde yeni dönem

 

Gururcan Çalışkan - 

Bugüne kadar gümrük birliği anlaşmaları ile Türkiye’nin batı sermayesinin çöplüğüne dönüşmesini, dayatılan özelleştirme ve piyasalaştırma şartları ile ülke işsiz cenneti, işçi ve memurlar için düşük ücret-enflasyon kıskacı ile yaşanılmaz bir ülke olma sürecini bir şekilde yutturan liberal yazar tayfasının, bu son Eurlings raporundaki Süryani ve Pontus soykırımı sürprizi ile işinin karışık olduğu açık. Ancak günümüzde liberal olmak hele ki neo versiyonuna mensupsanız o kadar da zor değil. Zira bunun “tanıyıverelim soykırımları başımız ağrımasın” noktasına kadar yolu var. Yeter ki ufkunuz geniş olsun…

Birkaç haftadır bütün gözler Lübnan üzerindeyken AB’den gelen ilginç bir haber pek çok kişinin dikkatini çekmezken Türkiye’deki AB sevdalısı liberal yazarları tedirgin etmeye başladı. Ekim ayında açıklanacak olan ilerleme raporu dönemine damgasını vuracakmış gibi gözüken bu olay AB şakşakçıları için halka açıklanması zor bir konu olması açısından endişe verici. Camuel Eurlings isimli Hollandalı Hristiyan Demokrat parlamenter AP dışişleri komisyonuna 2006 Türkiye raporunu sundu ve bu rapor 6 ya karşı 52 oyla kabul edildi. Raporda yer alan ve Türkiye’den kabul edilmesi istenen konulardan bazıları şunlar. Örneğin Ermeni soykırımı iddiası. Komisyon, "Türkiye soykırımı tam üyelik öncesi tanımalı" diye buyuruyor ve bunun ön koşul olması tavsiye ediliyor.

“Süryani ve Pontus Rum soykırımı tanınsın”
Bir de, piyasaya yeni sürülmek istenen konular var. Türkiye'nin "Süryani ve Pontus Rum soykırımını tanıması" isteniyor... Bu da nereden çıktı? Liberal bazı yazarlara göre Yunanlı parlamenterlerin cebinden. Komisyon toplantısında 2006 raporuna tam 349 "değişiklik önergesi" sunuldu ve bunların çoğu da onaylandı. Bunların başında Türkiye'nin Kıbrıs Rumlarına limanlarını açması önkoşulu da geliyor doğal olarak.

Şimdi liberal yazarlar, “bu raporun bağlayıcı bir yanı yok. Tavsiyeden ibaret. Üstelik rapor ay sonunda parlamentonun genel kuruluna gittiği zaman, komisyonun getirdiği değişiklikler de değiştirilebilir. Esas karar mercii AB Komisyonu'dur ve Komisyon Başkanı Jose Manuel Barroso raporun bu halini hiç beğenmediği gibi, Ermeni sorununun Türkiye'ye tam üyelik için bir koşul olarak öne sürülemeyeceğini açıklamak zorunluluğunu duydu” veya “efendim bu rapor Rum ve Yunanlı parlamenterlerin işidir” vs. gibi illüzyon ve hedef saptırma yolların denemeye başladılar. Bunlara, AP Dışişleri Komisyonu'nda bu rapora sadece 6'ya karşı Avrupa’nın birçok ülkesinden ve Hıristiyan Demokratlardan Sosyalistlere kadar çeşitli partilerden 52 milletvekilinin olumlu oy verdiğini hatırlatmak gerekir.

Bu parlamenterlerin bir kısmı seslerini duyuran güçlü politikacılar. Yani bu rapora Strasbourg'da AP Genel Kurulu'nda da, Brüksel'deki AB merkezinde de yaklaşım çok değişmeyecek.
Bugüne kadar gümrük birliği anlaşmaları ile Türkiye’nin batı sermayesinin çöplüğüne dönüşmesini, dayatılan özelleştirme ve piyasalaştırma şartları ile ülke işsiz cenneti, işçi ve memurlar için düşük ücret-enflasyon kıskacı ile yaşanılmaz bir ülke olma sürecini bir şekilde yutturan liberal yazar tayfasının, bu son Eurlings raporundaki Süryani ve Pontus soykırımı sürprizi ile işinin karışık olduğu açık. Ancak günümüzde liberal olmak hele ki neo versiyonuna mensupsanız o kadar da zor değil. Zira bunun “tanıyıverelim soykırımları başımız ağrımasın” noktasına kadar yolu var. Yeter ki ufkunuz geniş olsun…

Çalım satan cüceler
Köşesinden atıp tutan adam için gelişmeler böyle açıklanabilirken durum burjuvazi açısından bu kadar günlük güneşlik değildir. Türkiye’de AB gündemi Lübnan tartışmalarının arkasında kalmış gibi görünse de arada Hükümetin dış politikaya ilişkin öngörülerini yerle bir eden bağlantılar kurulabilir. Lübnan’a asker gönderme tartışmasında “ne işimiz olur” diyenlere Başbakan tipik bir ‘uluslararası ilişkiler uzmanı’ tavrıyla Avrupa ülkelerini örnek gösterdi. Avrupa’dan şu kadar ülkenin şu kadar askerle katıldığı bir projenin dışında kalmak olmazdı. Hesapta AB ülkeleri Lübnan konusunda Türkiye’yi de yanlarında görecekler ve bir tür göz aşinalığı oluşacak. NATO’ya girmek için Kore’ye asker göndermekten farksız bir politik kurnazlık yatıyor Başbakan’ın kafasında. Ancak tüm bu kurnazlık ve yer yer takınılan ‘büyük devlet’ tavırları AB kurumlarında alınan kararlar karşısında komik olmaktan kaçamıyor.

AB Macaristan’a istikrar getirmedi
AB’ye 2004 yılında üye olan Macaristan bedel ödemeye devam ediyor. Eylül başında yeni bir istikrar paketi daha ülke gündemine girdi.

Paket hayatın her alanında gündeme gelen zamlarla ve vergi artışlarıyla, sosyal haklardaki azalmalarla ürkütücü boyutlara ulaşan cari açığı dengelemeyi amaçlıyor.
İstikrar tedbirlerine göre, KDV oranları yükseltiliyor, doğal gaza yüzde otuzlara varan zam yapılıyor, diğer enerji hammaddeleri ve elektrik fiyatları arttırılıyor, yükseltilen gelir vergisi oranlarıyla, hazinenin gelir kalemleri çoğaltılmaya çalışılıyor.

İstikrar tedbirlerinin diğer ana kolu ise sosyal haklardaki budamalar. Pakete göre ücretsiz sağlık haklarında değişiklikler yapılıyor. Sosyal sigortalar kapsamında şimdiye dek sağlık hizmetlerinden tamamen ücretsiz yararlanan kişiler bundan böyle muayene ve ilaç parası ödeyecekler. Bu ödemeler sembolik miktarlarda olsa bile, şimdiye dek tamamen bedava olan sağlık hizmetlerinin ilerde paralı olabileceğinin sinyali olarak değerlendiriliyor.

Öte yandan emeklilerin ve sosyal korunmaya muhtaç diğer kesimlerin sosyal haklarında da azalma gündeme gelecek.

Ekonomik ve sosyal istikrar paketi, geçtiğimiz nisan ayındaki seçimlerde iktidarda kalmayı başaran sosyalist-liberal hükümetin, Avrupa Birliği koşullarına uyum gayretini açıkça ortaya koyuyor.

Macaristan'ın ekonomik durumu, özellikle de cari açık ve devlet borçları Brüksel tarafından kaygı verici olarak değerlendirilmişti.

Brüksel ve Budapeşte arasındaki görüşmeler, Macaristan ekonomisinin temel dengelerinin yeniden kurulması amacıyla istikrar programının gündeme gelmesini kaçınılmaz kıldı.{jcomments on}


Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99