Anasayfa İçerik Derlemeler Ortadoğu Yemen: Tasarlanmış kaos - Abdulghani al-Iryani

Yemen: Tasarlanmış kaos - Abdulghani al-Iryani

Yemenli siyaset araştırmacısı ve analisti Abdulghani al-Iryani, ülkesini tehdit eden sorunları tek tek inceleyerek ülkenin geleceğine dair yorumlar yaptı. İşte al-Iryani'nin Yemen'i anlama kılavuzu.

Yemen'in ekonomik ve siyasal sıkıntıları:

Yemen, ekonomik dayanıklılık ve gelişme ivmesi açısından bölgede en kötü durumdaki ülke. Yemen halkı ortadoğunun en fakir halkı. Devlet yapılanması da açık ara en güçsüz yapılanma. Özellikle Libya ile karşılaştırıldığında devlet kurumları ve bu kurumların etkisi açısından büyük bir fark var.

Mısır, Yemen, Libya ve Tunus'taki sorunlar ortak: halkın siyasette hiç bir gücü yok, bu yüzden insanlar kendilerini marjinalleştirilmiş hissediyor. İktidar ve refah sadece en tepedeki ufak bir grupta tekelleşmiş durumda. Yemen'deki yolsuzluk Mısır'dan bile daha fazla.

Toplumsal göstergeler açısından da Yemen toplumu geri kalmış bir toplum. Nüfusun sadece yüzde 35'i şehirlerde yaşıyor. Okuryazarlık seviyesi Mısır'a yakın olsa da üniversite öğrenimi alan nüfus çok daha az.

Yemen'de orta sınıf son derece ufak. Toplum içinde yükselmek bu yüzden çok zor. Orta sınıfın bu durumda olmasının nedeni ise ülkeyi yöneten elit sınıfın potansiyel bir orta sınıfı kendine tehtid olarak görmesi.

El-Kaide'nin rolü:

Kuzeydeki Houthi isyanı ve güneydeki güçlü ayrılıkçı hareket Yemen toplumunun değil Yemen rejiminin zayıflığını gösteriyor.

Bunlar ülkenin kendi kendine verdiği zarlarlardır. Rejimin hatalı hamleleri olmasaydı halk isyan etmeyecekti. El-Kaide'nin durumu için de aynısı söylenebilir. Şu anki rejim 1980'lerden itibaren bütün şiddet yanlısı radikallere ev sahipliği yapmayı tercih etti. Günümüzdeyse bunun bedelini ödüyor. Şiddet yanlılarının ideolojik merkezi Al-Imran Üniversitesi rejim tarafından desteklenirken Omran ve Hadramout'taki kollar hükümetin denetiminden çıkmış durumda. Halk uzun süredir çökmüş rejimler altında yaşadığı için şu anki duruma insanlar alışık.

11 Eylül öncesine kadar İslamcılar ile rejim arasında bir ittifak vardı, ancak o günden sonra Yemen El Kaide bağlantılı gruplara ev sahipliği yapamayacağını anladı ve onları sınırdışı etti. Ancak sınırdışında da olsa hükümet hala radikallerle işbirliği yapmaya devam ediyor.

WikiLeaks belgelerinde de görüldüğü üzere batı ülkeleri rejimin El Kaide'yi, kendi çıkarları için manipüle etmesinden rahatsız durumda.

Polis devlet paradigmasının çöküşü üzerine:

Yemen'deki polis devlet paradigması, bölgedeki çöküş trendiyle beraber çöktü. 1970'lerde Arap ülkelerini yöneten elitler halklarını kontrol etmek için etkili yöntemler geliştiremedikleri için bölgede bir çok darbe oldu. 1975'ten itibaren yeni yönetimler etkili yöntemler geliştirmeyi başardı ve medya, hukuk sistemi, sivil toplum ve sendikaları altına alarak korkuya dayanan başarılı bir polis devleti yapısı geliştirmeyi başardı. Halkın korkuyla sindirilmesi sonucunda bir direniş örgütlenemedi.

Önce uydu televizyonu, ardından cep telefonu ve internetin yaygınlaşması ile birlikte halk bölgede olup biteni devletin kontrolünün dışında öğrenme imkanına kavuştu ve özgürce iletişim kurabilmeye başladı.

İnsanlar neden herşey Tunus'ta başladı diye soruyor. Bunun nedeni en geniş orta sınıfın Tunus'ta olmasıydı. Bu devrim, çoğu devrim gibi orta sınıfın devrimidir. Mısır halkı da Tunus'tan cesaret alarak devrim gerçekleştirdi ve bu umut dalgası bütün bölgeye yayıldı.

Bizimkisi diğerleriyle karşılaştırıldığında daha iyi huylu kalan bir diktatörlüktü, o yüzden nefret seviyesi o kadar yüksek değil.

Rejimin çökmesine neden olan yaptıkları değil yapmadıkları oldu: yasayı uygulayamamak, insan haklarını koruyamamak, yatırıma ve iş imkanına uygun bir ortam sağlayamamak. İnsanlar bunların kaçınılmaz mı olduğunu, yoksa kasten mi yapılmadığını bilmediği için tepkileri çok fazla değil.

Hakların verilmeyişi üzerine

Uzun bir dönem boyunca insanlar marjinalleştirildi, fırsat eşitliği yaratımadı, hukuk ve adalet uygulanmadı ve insanlar yasalar karşısında eşit hale getirilmedi. Mesela ülkedeki güçlü insanlar arasında çıkan silahlı çatışmalarda ölen siviller için kimseye bir ceza verilmiyordu.

Ülkede devlet memurluğuna başvuranlar 4-5 yıl boyunca beklemek zorunda kalmakta. Sonunda bir iş fırsatı ortaya çıktığındaysa o pozisyona hep “birileri”nin tanıdıkları getirilmekte. Nitelikli insanlar genellikle iş fırsatlarından mahrum. İşte insanları isyana sürükleyen de çalışma hakkının ve diğer temel hakların verilmeyişi.

Libya ve Mısır'da insanları isyan ettiren şey baskı rejimi iken burada insanlar temel hakları için soıkağa dökülüyor.

Mısır rejiminin el kitabını uygulamak üzerine:

Yemen hükümeti Mısır rejiminin el kitabında yazanları uyguluyorlar. Haydutları, eşkıyaları göstericilere saldırtıyorlar ve ardından kontrolleri altındaki medyayı kullanarak “gençler haydutlara saldırdı!” diyerek bir alternatif gerçeklik yaratıp insanların buna inanmasını bekliyorlar. Mısır hükümetinin bunları uygulaması ve çökmesinin ardından Yemen hükümetinin de sonuçlarını bildiği aynı yoldan gitmesi aslında bir intihar.

Harekete geçme ihtiyacı üzerine:

3 Şubat günü büyük bir yürüş gerçekleştirildiğinde başkan televizyona çıkarak 2013'te görev süresi dolduğunda yeniden aday olmayacağını, yektilerini oğluna devermeyeceğini ve bunu mümkün kılacak anayasa değişiklikleri yapmayacağını söyledi. İleriye yönelik akıllı bir hamleydi.

Lâkin bu sözleri sarfettikten sonra insanların bu söylediklerine inanması için bir adım atmadı. Hatta bir sonraki seçimlerde aday olacağını ağzından kaçırdı ve “rejimi götürmek isteyen insanlar şunu bilsin ki sadece seçimle gideriz” dedi.

 Yemen kabileciliğinin yanlış tanıtılması üzerine:

Yemende kabile ve aşiret egemenliği olduğu söyleniyor, ancak bu yanlış bir betimleme. Kabilecilik rejimin dayanak nokrası olmuş ve rejim kabilelerin gücünü arttırmak için elinden geleni yapmıştı. Bana göre bir kabileye veya aşirete bağlı insanın birincil aidiyeti bu gruplaradır. Mesela şeyh onları savaşa çağırdığında hiç düşünmeden giderler. Bu anlattıklarıma uyan şekilde bir kabile örgütlenmesi toplumun sadece yüzde 20'sinde var. Toplumun geri kalanı böyle bir ilişki ağının dışında, ancak bu durum abartılarak toplumun neredeyse tamamının kabile örgütlenmesi içinde olduğu izlenimi verilmeye çalışılıyor.

İktidar boşluğu oluşması ihtimali üzerine:

Eğer rejim çöker ve bir iktidar vakumu oluşursa, bu süreçteki kaos Tunus'takinden daha yüksek olmaz diye düşünüyorum. Zaten devlet sorumluluklarını getirmediği için halk otorite boşluğuna alışkın.

Tasarlanmış kaos üzerine:

Yıllardır insanlar Yemen devletinin güçsüzlüğünden şikayet ediyor. Yemen'in devlet için yeterli kaynaklara sahip olmasına rağmen devletin işlevlerini yerine getirmemesinin nedeni, bunun tasarlanmış olmasıdır. Devlet fonksiyonlarını sınırlandırarak yapması gerekenleri yapmamaya karar verdiğinde orataya çıkan kaotik durum, ülkeyi yöneten elitlerin kaynakları daha kolay kontrol etmesinin yolunu açtığı için bu durum istenilen bir durumdur.

Muhalefetin yapısı üzerine:

Ülkedeki en etkin muhalefet İslamcı Islaah partisi. İkinci en büyük muhalefet gücü ise Yemen Sosyalist Partisi. Bu parti 1990'daki birleşme öncesinde güneyi domine ediyordu, kuzeyde de ciddi bir varlık gösteriyordu. Ancak 1994'teki iç savaştan sonra üyelerinin çoğunu kaybetti ve bugünkü ikinci büyük muhalefet partisi konumuna düşürüldü. Ayrıca Baascı, Nasırcı muhalefet partileri ve Kuzey'deki Zaidileri temsil eden yarı-dinci Hizbul Hak partileri de mevcut.

Çeviren: Onur Erdem

30 Mart 2011/Kızılbayrak.net

{jcomments on}