Anasayfa İçerik Derlemeler Ortadoğu Türkiye ABD'nin yeni Truva atı* - Bahir Salih

Türkiye ABD'nin yeni Truva atı* - Bahir Salih

Türkiye’nin son tutumları ve İsrail’le ilişkileri insanı dehşete düşürüyor. Bir yandan
Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın Gazze saldırıları sebebiyle İsrail’i düzenli olarak eleştiren ateşli açıklamalarını, Müslüman liderlerin Gazzelilere dair tutumlarını eleştirdiğini, bazı vekillerin Filistin konvoya katılımını
desteklediğini, kendisinin ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ankara’yı ziyaret eden İsrail Savunma Ehud Barak’la görüşmeyi reddedişini görüyoruz. Diğer yandan Barak’ın ziyaretinde iyi ağırlandığını, dışişleri bakanı, savunma
bakanı ve genelkurmay başkanıyla görüştüğünü biliyoruz. İsrail ve Türkiye bu ziyaretin
ardından özellikle askeri işbirliğinin sürdüğünü teyit etti. Savunma Bakanı Vecdi Gönül’se, iki ülkenin ortak çıkarlara sanip olduğunu ve başka ortak savunma projeleri olacağını açıklıyor. Türkiye İsrail’den 180 milyon dolarlık 10 insansız uçak almak için anlaşma imzalıyor. Likud milletvekili Eyüp Kara başkanlığındaki bir İsrail heyeti esir İsrail askeri Gilat Şalit’in değişimi anlaşması için Türkiye’ye geliyor.

Davos seçim zaferi getirdi

Diğer yandan İslamcı köklere sahip AKP başörtüsünü ve bazı İslami görüntüleri savunurken, İslam Konferansı Örgütü içinde kalmakta kararlıyken ve İslam dünyasında yakınlaşırken, Türkiye Afganistan’daki NATO güçlerinin komutasını devralıyor. Ankara, ABD’nin Irak’a saldırmak için kullandığı İncirlik üssüne de kucak açıyor. Hatta Türkiye ve ABD stratejik ortak olmakla övünüyor.
Tablo net değil. Türkiye İsrail’e karşı mı? Arapların ve Müslümanların yanında mı? Yoksa İsrail’le koalisyon kurup başka hedefler için İsrail karşıtı mı görünüyor? Kişiliğini kaybedecek derecede pragmatist mi? İnsan Türkiye’nin rengini ve tadını anlayamıyor.
Aslında mesele basit, ancak taşların yerine konması gerekiyor. AKP İslamcı yapısını koruyor, çünkü kendisini İslam iktidara getirdi.
Fakat birçok kez laik cumhuriyetin ilkelerini ortadan kaldırmaya çalışmadığını açıkladı. Bu nedenle seçim savaşına girmeden önce İslamcı tabanını yükselten bir tiyatroya başvuruyor. Erdoğan’ın, partisinin kazandığı yerel seçimlerden önce Davos’ta ortaya koyduğu dramatik sahne buna örnek gösterilebilir. Partinin yerel düzlemdeki politikası, İslami eğilimlere sahip halkçı tabanını korumak olarak özetlenebilir.
Bölgesel ve uluslararası alandaysa, Türkiye ABD’nin iyi bir müttefiki gibi davranıyor. ABD Türkiye’ye İslam dünyasının hassas bölgelerinde Amerikan hegemonyasını güçlendirebilecek önemli bir İslam ülkesi olarak bakıyor. Türkiye bu misyona ehil. Zira stratejik konumu, köklü tarihi, Arap ve İslam dünyasıyla bağları, İslam örtüsü altında yönetilen laik sistemi, enerji hatlarına evsahipliği yapması Türkiye’yi etkili rol oynayabilecek bir güç kılıyor.

Kahire ve Riyad artık güvenlir değil

Mısır’daki Hüsnü Mübarek yönetiminin sona yaklaşmasının, Suudi Arabistan’ın ABD planlarına destek olmakta tereddüt etmesinin, Suriye’nin zayıflığının ve ABD’nin Irak’la Afganistan’daki krizinin gölgesinde, Washington Ankara’ya olan ihtiyacı arttığı için bu ülkeyi Ortadoğu’da daha etkin rol oynamaya sevk etti. ABD Erdoğan’ı ve Gül’ü, İsrail’le Suriye dolaylı barış görüşmelerinde arabuluculuk rolü oynamaya, Afganistan’da NATO’yu komuta etmeye ve Ermenistan’la ilişkilerini doğallaştırmaya teşvik etti.
ABD ayrıca, Ortadoğu planlarında kendisini temsil etmesi için Türkiye’yi İslam dünyasına yaklaşmaya sürüklüyor ki, bu dünyaya girişin ana kapısı Filistin meselesidir. Başka hiçbir
ülke somut ve hatta söylemsel tutumlar ortaya koymazken, Türkiye Filistinlilere özlem
duydukları ateşli konuşmalarla yaklaşıyor. Türkiye kendisini Filistinliler ve Araplar nezdinde iyi lanse etti; ABD’nin Filistin tarafından daha fazla ödün almak veya zorlukları azaltmak için ihtiyaç duyduğu Ortadoğu projesinde kabul edilir bir arabulucu haline geldi.

Filistinliler çok aldatıldı

Türkiye diğer yandan da silah anlaşmasıyla, arabuluculukla ve hatta belki Şalit’le İsrail’in elindeki Filistinli esirlerin değişiminde aracılık yaparak Tel Aviv’le ilişkileri güçlendiriyor. Böylelikle ABD’nin İslam dünyasındaki planlarında bir değirmen taşı haline geliyor. Filistinliler veya Müslümanlarsa duygularına dokunan sözlerden başka bir şey görmüyor.
Özetle Türkiye ABD’nin bindiği yeni bir at. ABD Başkanı Barack Obama’nın Erdoğan’ın Washington ziyareti sırasında yaptığı açıklamalar bu yöndeydi. Obama, “İran’ın yürüdüğü yoldan döndürülmesinde Türkiye’nin önemli rol oynayabileceğini düşünüyorum” diyordu. Müslümanlar Türkiye’nin bölgedeki Amerikan çıkarlarını hayata geçirmek için oynadığı şaibeli role boyun eğmemeli, işleri birbirine karıştırmamalı. Liderlerin saptırma ve aldatmacalarına çokça maruz kalan Filistinliler, Türk yöneticilere karşı başkalarından daha dikkatli olmalı.

1 Şubat 2010 tarihinde Kuds ül Arabi Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

*Türkçe çevirisi 2 Şubat 2010 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

{jcomments on}