Anasayfa İçerik Derlemeler Ortadoğu Tarihin önemi - Hüsnü Mahalli

Tarihin önemi - Hüsnü Mahalli

Olağanüstü bir gelişme olmazsa Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, cuma günü  BM Genel Kurulu'na gelerek kendi devletinin bağımsızlılığını ilan edecek. Aslında bu cümle bile konunun ne denli garip olduğunu yeterince gösteriyor. Yani ortada bir 'devlet' ve bu devletin 'başkanı' var ama bu devlet bağımsız değil. Bağımsız olsa da bir anlamı olmayacak. Çünkü bağımsızlığını ilan edecek olan bu 'devlet' 1967'den bu yana İsrail işgali altında bulunan Batı Şeria ve Gazze'den oluşuyor. Dört milyondan fazla Filistinli'nin yaşadığı bu toprakların yüzölçümü 6500 kilometrekare. Filistin'in geri kalan bölümü ise 1947'de BM tarafından Yahudilere verilmiş ve burada bir İsrail devleti kurulmuştu. Ne kadar garip bir hikaye. Bir düşünün Filistinlilerin yaşadığı bir toprak, başını ABD'nin çektiği bir grup, emperyalist ülke tarafından dünyanın dört bir yanından toplanan Yahudilere bir devlet olarak veriliyor. Dönemin ABD Başkanı Truman, BM üyesi ülkelerin liderlerini  arayarak İsrail için oy kullanmalarını 'rica' etmişti. Oysa aynı Truman  29 Kasım 1947'de yapılan bu oylamadan üç ay önce yani 21 Temmuz 1947'de kendi günlüğünde Yahudiler için çok ağır laflar etmiş ve aşağılamıştı. Merak edenler internetten Truman'ın sözlerine ulaşabilir. Ama Truman'ın bu sözleri ABD'nin İsrail'den yana tavır almasını engelememiş ve BM Genel Kurulu'nda yapılan oylamada 33 ülke İsrail devletinden yana oy kullanmıştı. 10 ülke çekimser ve aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 13 ülke karşı oy kullanmıştı. Türkiye bundan iki yıl sonra kurulan İsrail devletini tanıyacaktı. BM kararına göre Filistin topraklarının %56,6'sı Yahudilere yani İsrail devletine verildi. Oysa o sıralar Yahudilerin nüfusu 600 bin, Arapların ise 1,2 milyon idi. Hem de bu 600 bin Yahudi'nin 550'si Osmanlı'nın Filistin'den çekildiği 1917-1947 döneminde dünyanın dört bir yanından Filistin'e taşınmış ve işgalci İngilizler tarafından hep destek görerek Filistinlilere karşı katliam yapmışlardır. Üstelik tüm katliamlara rağmen hep iddia edildiği gibi Filistinliler topraklarını satıp kaçmamıştır. Çünkü İsrail devleti kurulduğunda Yahudilerin tapuda sahip olduğu toplam arazi Filistin yüzölçümünün ancak %6,5 kadarıydı. Gelelim bugüne...

Filistin'in yarısını Yahudilere vererek İsrail devletini kurduran ve kurulduğu günden itibaren bu devletin tüm saldırgan politikalarına göz yuman BM, şimdi de komik bir oylamayla bağımsız bir Filistin devletini oylayacak. Beklentilere göre BM üyesi 193 ülkenin üçte ikisi (son anda ABD'den korkmazsa) bu devlete 'evet' diyecek. ABD ve yandaşı ülkeler ise geleneksel olarak 'hayır' diyecek Avrupalıların bir kısmı ise çekimser kalacak. Özetle BM Genel Kurulu, Filistin devletinin bağımsızlığını kabul edecek. Ama iş bununla bitmiyor. Çünkü bu devletin bağımsız olabilmesi için BM Güvenlik Konseyi'nin onayını alması gerekiyor. Durum böyle olunca bu devlet asla bağımsızlığına kavuşamayacak. Çünkü 'demokrasi' kahramanı Obama veto kullanacaklarını söyledi bile. Anlayacağınız 'Arap Baharı' ile bölge halklarına demokrasi isteyen ABD, Filistin halkı için bırakın demokrasiyi insanca yaşamayı bile fazla görüyor. 2006'da Hamas'ı seçen Filistinlilerin başına gelenleri ne çabuk unuttu bazıları. Böyle bir ABD'ye inanıp güvenlere şaşarım. Dönelim oylamaya.

BM Genel Kurulu'nda kabul görecek Filistin 'devleti' diyelim Amerikan, Fransız ve İngiliz vetosu ile karşılaşmadı ve Filistinlilerin istediği oldu. Peki kim gidip İsraillilere 'Hadi çekilin işgal ve kuşatma altında tuttuğunuz Filistin topraklarından'' diyecek? Türkiye'den özür bile dilemeyen İsrailliler acaba nasıl olup da 64 yıldır öldürdükleri, sakat bıraktıkları ya da işkence yaptıkları Filistinlilerden özür dileyecek. Buna inanan varsa aklından şüphe ederim. Peki böyle bir İsrail'i kuran ve bugüne kadar hep ona destek veren başta ABD, İngiltere ve Fransa olmak üzere Batılı ülkelere inananlara ne demeli? Belki de çeyrek Müslüman ve çeyrek zenci Obama'ya güveniyorlardır!

20 Eylül 20111/Akşam

{jcomments on}