Anasayfa İçerik Derlemeler Ortadoğu Olivier Roy, Tunus, Mısır ve Türkiye - Korkut Boratav

Olivier Roy, Tunus, Mısır ve Türkiye - Korkut Boratav

Mısır’daki yasa-dışı Müslüman Kardeşler örgütlerinin ayaklanmada ön-planda rol oynamadıkları izlenimi oluşuyor. BBC’ye göre, Müslüman Kardeşler örgütü, protestoları bir hayli gecikerek, Perşembe gecesi desteklemeye başlamıştır. Cuma namazları, İslamcı talepleri vurgulamak için değil, bir toplanma merkezi olarak önem taşımıştır. Ve kısa bir süre önce İslamcı şiddete kurban vermiş olan (ve nüfusun yüzde 10’unu oluşturan) Hıristiyan Kopt’ların da ayaklanmaya yaygın boyutlarda katıldıkları bildirilmektedir.

Bu satırlar kaleme alındığında, Mısır ayaklanmasının kısa vadedeki sonuçları belirsizdir. Ancak, Hüsnü Mübarek “saltanatı”nın (“yumuşak” veya “sert” biçimlerde) son bulması kesinleşmiş görünmektedir. Ve Tunus’la karşılaştırılırsa, geçiş sürecinde siyasi İslam’ın daha fazla; “sol-laik muhalefet”in ise çok daha sınırlı rol oynayacağı; ABD-AB hegemonyasını Mısır’a taşıyacak El-Baredei gibi “ılımlı ve saygın” kişilerin ön plana çıkacağı beklenebilir.

***

Olivier Roy, yazısında, Tunus’un ötesinde genellemelere gidiyor: “Arapların Orta-Doğusu’nda diktatörlüğe karşı mücadelenin öncülüğünü yapan kuşak, İslamcı bir nitelik taşımıyor. İslamcılar ortadan kalktılar mı? Hayır. Küresel cihat yolunu izleyen marjinal gruplar var; ama bunlar halk nezdinde gerçek bir destekten yoksundurlar. Son yılların İslamcı terörizmi, ülkelerinden çok, Batı’da yerleşmiş insanlardan kaynaklanıyor. En azından Kuzey Afrika’da eski İslamcıların çoğu demokrat oldu. Türkiye’de AKP’nin ulaştığı sonuçlara onlar da katıldılar: Demokrasi ile diktatörlük arasında üçüncü bir yol yoktur.”

Fransız sosyal Bilim geleneğinde aşırı genelleme, zaman zaman “desteksiz atış” eğilimleri vardır. Olivier Roy da, Kuzey Afrika’daki halk ayaklanmalarının İslamcı olmayan, “düzen karşıtı” niteliğini saptarken “tam isabet” kaydetmiş olabilir. Ne var ki, düzen kavramını siyasi rejime, demokrasi / diktatörlük ikilisine indirgediği için; üretimi biçimini, azgelişmiş-bağımlı kapitalizmi dışladığı; halk sınıflarının bu anlamdaki bozuk düzenden çektiklerini kavrayamadığı için yanılıyor.

Dahası, Türkiye’yi, AKP’yi yakından izlemediği için de yanılıyor. Sekiz yıl önce Enis Tayman’la yaptığı bir röportajda AKP üzerindeki hayırhah yorumlarını, bugün de aynen koruyor. Ve örneğin, bu partinin maksimum programı, taktik ve güncel uygulamaları ile Müslüman Kardeşler-Hamas çizgisindeki siyasi İslam arasındaki (ve ülkelere özgü koşulların, kısıtların farklılaştırdığı) paralellikleri inceleme gereksinimi Roy’un gündemi içinde yer almıyor.

30 Ocak 2011/Sol.org.tr

{jcomments on}