Anasayfa İçerik Derlemeler Ortadoğu Libya iki ülkeye hazırlıktır - M. Ali Çelebi

Libya iki ülkeye hazırlıktır - M. Ali Çelebi

Hükümetin dış politika genlerinde ne ilke ne tutarlılık, ne adalet duygusu, ne özgürlüklere saygı var. Özellikle son aylarda hangi açıdan bakılırsa bakılsın çapsız bir siyaset döngüsü tedavülde. Tunus’ta, Mısır’da diktatörlüklere isyan eden halkın çığlığına karşı Fransa, ABD, İsrail ve İngiltere’nin tercih ettiği ‘diktayı kollama’ politikasını benimsedi. Ayaklanmaların debisi yükselip kontrol edilemez duruma geldiği aşamada Washington, Mübarek’i gözden çıkarınca rejime eleştiriler getirmeye başladı. Statükonun korunması, Kürtlerin sözkonusu edilmemesi ve müteahhitlik yatırımlar adına Bahreyn, Yemen, İran, Suriye, Suudi Arabistan’da emirler ve krallar ayaklanan halkı katlederken, iktidarlarla el ele pozlar verdi, ABD’nin ağzına baktı. Libya konusunda da Kaddafi yönetimi sivillere bomba yağdırırken eleştirel tutum alamadı. Ta ki BMGK uçuş yasağı kararı almasına ve Kaddafi’nin gideceği yönünde kanaate varıncaya kadar. Hemen U dönüşü yaptı. Meşruiyeti olmayan müdahaleye ortak oldu.

Bu dönüşün açısını görmek için Başbakan Erdoğan’ın 28 Şubat’taki Türk Alman ekonomi Kongresi’ndeki “NATO’nun ne işi var Libya’da? Böyle saçmalık olabilir mi ya? Bakın Türkiye olarak biz bunun karşısındayız, böyle bir şey konuşulamaz, böyle bir şey düşünülemez” gürlemesinden sonra nereye geldik. Ardından 22 Mart’taki Meclis Grubu’na hitabına bakın: “Şunun altını çizerek söylüyorum: Türkiye asla ve asla Libya halkına silah doğrultan taraf olmayacak.” Bu sözleri sarfettikten bir gün sonra olanlar evlere şenlik. NATO Libya’ya karşı “silah denetimi” adı altında organize edilen deniz operasyonuna katılmasına karar verilen 16 savaş gemisi ve denizaltı içinde 5 gemi ve bir denizaltının Türkiye’den olmasına karar verildiğini açıklayıverdi.

SACEUR ve tezkere:

Ankara’nın politikası baş döndürücü hızla NATO’ya yetişmek için aşağı yuvarlanıyordu. Anayasanın 92. maddesine atıfla apar-topar 24 Mart’ta (NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Başkomutanı (SACEUR) Oramiral James Stavridis’in Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner’le ve hükümetle görüştüğü gün) Meclis’te AKP, CHP ve MHP ittifakıyla Libya’ya asker gönderme tezkeresi çıkarıldı. Hem de sınırları belirsiz olarak: “lüzum, sınır, kapsam, şekil, yöntem ve zamanı hükümetçe takdir ve tespit edilmek kaydıyla.” Ancak hükümetin o kadar acelesi vardı ki tezkere çıkmadan savaş gemileri yola çıkarılmıştı. Nihayetinde “Saçmalık olur” noktasından İtalya’nın Napples kentindeki Müşterek Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı olacak, Libya’ya silah ambargosunu denetleyecek gücün komuta merkezinin İzmir’deki NATO üssü olmasının kabul edilmesine gelindi.

NATO’yla aynı dalga boyunda yer alan, müesses nizamı sürdürmek için ABD’nin gerdiği her ipe çıkan hükümet, sivillerin ölümünü düşündüğüne kimi inandırabilir? Hemen Yemen, Bahreyn, İran, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan’daki sivil katliamlar dosyası açılır.

Rota Suriye ve İran:

Bütün bunlar neden ve nasıl oldu? Türkiye’nin de içine eklemlendiği harekat niçin yapıldı? Ne sadece petrol ne de Sarkozy’nin Tunus ve Mısır’daki isyan sırasında diktatörlerden yana eleştirilen tavrını düzeltme hevesi, ne de Fransa’da yapılacak 2012 seçimleri başlıca neden. Bu nedenlerin ihtirasları körüklenen Sarkozy’i daha heveskar yaptığı doğru. Le Pen’in ırkçı partisinin yükseldiğini gösteren anketlerin rakamlarını değiştirme isteği, enerji alanına dönük beklentileri ekleyebilirsiniz. Bu veçhede diğer ülkeler açısından da petrolün önemi yadsınamaz. Ancak öne Sarkozy çıksa da ilk etapta Obama azmettirici pozisyonda göründü. Kaddafi kentleri bir bir geri alıp isyancıların kritik üssü Bingazi’yi ele geçirmek üzereydi. Obama’nın ABD Kongresi’nden savaş kararı çıkarması gerekiyordu ki bu uzun sürebilirdi, bunu yapmadı.

Harekat başladıktan sonra kongreye de kamuoyuna da benimsetmesi kolay olacaktı. Dolayısıyla Sarkozy’nin koşuşturması ilk hamlelerde ABD için paha biçilmezdi. Kısa süre sonra da harekatı NATO’ya devrederek ipleri eline alan Washington ayaklanmalardan yararlanıp adım adım Suriye ve İran’a gitmek istiyor. İran çetin cevizdi, Suriye’yi de besliyordu.

Konjonktür ve emareler İran öncesi Suriye’ye yüklenileceğini gösteriyor.

Çünkü İran’a harekat sırasında petrol-doğalgaz ticareti darbe yiyebilir, zaten ciddi ekonomik kriz yaşayan ülkeler çalkalanabilirdi. Libya gibi önemli petrol ülkesinin vanaları kontrol altında olursa, Hizbullah ve Hamas üzerinde önemli etkisi olan Suriye etkisizleştirilirse İran’a kolay saldırıda bulunulabilirdi. Bir yandan reform sözü veren, diğer yandan isyanı kanla bastırmaya çalışan Beşar Esad’ı silkelemek için ABD, ayaklanmadan azami yararlanma arzusunda. ABD Savunma Bakanı Robert Gates Suriyelilerin Mısırlıların açtığı yolda ilerlemesini, ordunun da sürece destek olmasını isteyerek işaret fişeğini ateşledi bile. Esad ciddi reformlar yapıp İran’a mesafe alırsa koltukta tutulacak, yoksa düşürülecek.

27 Mart 2011/Günlük

{jcomments on}