Anasayfa İçerik Derlemeler Ortadoğu 'Ilımlı sünni' iktidarlar kuşağı - İbrahim Varlı

'Ilımlı sünni' iktidarlar kuşağı - İbrahim Varlı

 

Adına “Arap Baharı” dense de esasında bir “Sünni Arap Baharı” olan ve bölgedeki otoriter/despotik laik/seküler sistemlerin alaşağı edilerek yerine “ılımlı Sünni/İslamcı” iktidarların tahvil edilmesini amaçlayan süreç olağan hızıyla sürüyor. 

“Ilımlı Sünni” iktidarlar kuşağı yaratma projesi kapsamında, İran faktörünün de etkisiyle olsa gerek, Şii Araplara haliyle yer yok. Bu yönüyle Şii Arapların dışlandığı “Arap Baharı” olarak adlandırılan sürecin “Sünni Arap Baharı" olarak kodlanması daha doğru olur. 

Bahreyn’de İnci Meydanı'ndaki Şii isyanının Suudi Arabistan liderliğindeki Körfez ülkelerinin askerleri tarafından vahşice bastırılmasından tutun da Kuveyt, Ürdün ve Suudi Arabistan’daki monarşi karşıtı gösterilere, oradan da Suudilerin arka bahçesi Yemen’de aylardır devam eden kanlı çatışmaların görmezden gelinmesi “ılımlı Sünni” iktidarlar kuşağı yaratma projesinin birer ürünü. 

Tunus’un orta kesimlerindeki Sidi Bouzi kentinde diplomalı bir işsiz gencin kendisini yakarak startını verdiği süreç, Müslüman Kardeşlerin Suriye'de, Beşar Esad iktidarının yerine dümene geçirilmesiyle birlikte nihai evresine şayet ulaşırsa -ki öyle görünüyor- bölgedeki Sünni iktidarlar kuşağının son halkası da tamamlanmış olacak. Böylece “Arap Baharı” ya da kimilerince “Arap uyanışı” olarak adlandırılan sürecin de sonuna gelinecek. 

Ilımlı İslamcıların başarıya ulaşması ilk kez Ürdün Kralı Abdullah’ın yıllar önce ortaya attığı ve Şii Hilali olarak lanse edilen “Şii İran’ı, Şii nüfus çoğunluklu Irak’ı, Nusayri azınlığın yönettiği Suriye’yi ve Lübnan’ı” kapsayan hattın da yarılması anlamına gelecek. 

* * *

Başta ABD olmak üzere küresel emperyalist güçlerin çıkarları doğrultusunda Kuzey Afrika’dan tutun da Arap Yarımadası’na kadar uzanan bölgedeki siyasal ve toplumsal yapının yeniden dizaynını içeren bu süreç kuzeydeki doğal sınırı olan Suriye’de şimdilik kilitlenmiş durumda. 

Bölge halklarının yönetim karşıtı haklı siyasal tepkilerini kendi emperyalist girdilerine malzeme olarak kullanan emperyalist güç odakları, son engeli de aşmak amacıyla var güçleriyle Şam yönetimi üzerindeki baskılarını artırmış durumdalar. 

Irak ve Afganistan işgallerinden gerekli dersleri çıkardığı gözlenen ve bunu her fırsatta deklare etmekten kaçınmayan Washington yönetimi, Arap coğrafyasındaki iktidar karşıtı olaylarla birlikte yeni stratejik konseptini de uygulamaya koyma fırsatı yakaladı. Yeni konsept işgallerin ve/veya savaşların yerel/bölgesel işbirlikçi yönetimlere havale edilmesini kapsıyor. 

Trablus’un düşmesi üzerine alelacele kameraların karşısına çıkarak “Bir tek askerimizin burnu kanamadan savaşı kazandık” açıklamaları yapan Barack Obama-Hillary Clinton ikilisi, Suriye meselesini ise Türkiye’ye ve 22 devletli Arap Ligi’ne havale ettiğini resmen açıkladı. Hem de alenen, büyük bir fütursuzluk içinde. 

Washington’dan Suriye ihalesini kapan ve bugüne kadar hiçbir ulusal ve uluslar arası sorunda ortak hareket etme başarısını gösteremeyen Arap Ligi ve Ankara ihalenin kendilerine fatura edilmesiyle kolları sıvamaya başladılar. 

Arap Ligi, Türkiye, ABD ve AB tarafından kıskaca alınan Suriye özelinde bölgeyi önümüzdeki günlerde bir hayli sıkıntılı günler bekliyor. Etnik ve dinsel açıdan oldukça kozmopolit bir ülke olan Suriye’de patlak verecek bir iç savaş bölge ve haliyle Türkiye’yi yakından etkileyecek. 

Sünni nüfus ağırlıklı bir Türkiye’nin okyanus ötelerinden alınan emirlerle Suriye’deki çatışmalara dahil edilmesi bölgesel fay hatlarında bir hayli kırılmalar yaratacak gibi. Bekleyip göreceğiz! 

* * *


Yollar yürümekle aşınıyor! 

Toplumsal hareketleri ve hak alma mücadelelerini küçümsemek adına ortaya atılan ve “bir bilen” olarak lanse edilen Demirel’e mal edilen “yollar yürümekle aşınmaz” sözünün geçersizliğini Kolombiyalı öğrenciler bizzat kanıtladı. 

Aylardır sağcı hükümetin tartışmalı eğitim reformuna karşı sokaklara dökülen Kolombiyalı öğrenciler hükümete geri adım attırmayı başardı. Kolombiya'da parlamentosunun alt kurulu öğrenciler tarafından yoğun tepkilere maruz kalan ve bu nedenle üniversitelerde bir aydır devam eden boykotlara neden olan tartışmalı yüksek öğrenim reformunun geri çekileceğini açıkladı.

23 Kasım 2011/Birgün