Anasayfa İçerik Derlemeler Ortadoğu Erdoğan'ın ABD'ye İran uyarısı - Murat Yetkin

Erdoğan'ın ABD'ye İran uyarısı - Murat Yetkin

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın dün Lübnan Başbakanı Refik Hariri ile ortak basın toplantısında İran konusunda söyledikleri, yeniden tırmanma eğilimine giren bu gerilim konusunda Ankara’nın tutumunu ortaya koydu.
Bu tutumu tahlil etmeden önce, Ankara’nın İran konusunda konuşmasına neden olan gelişmeleri hatırlamak gerekiyor.
ABD Merkezi Kuvvetler Komutanı Orgeneral David Petraeus önceki gün Amerikan CNN televizyonuna yaptığı açıklamada İran’ın atom santrallarında silah da üretilmesine karşı hazırlanan önleme senaryolarının buraların bombalanmasını da içerdiğini söyledi. Petraeus, İran’ın tesislerini saldırıya karşı güçlendirdiği sorusuna da, tesislerin hepsinin bombalanabileceği yanıtını verdi.
ABD’nin Irak, Afganistan cephelerinden de sorumlu komutanının, uluslararası bir televizyon kanalına çıkıp, Irak ile Afganistan arasında yer alan İran’ın bombalanması için senaryoları tamamladıklarını açıklaması ciddi bir iştir.
ABD komutanının bu açıklamayı yapmış olması, olayın boyutlarının bir İsrail yetkilisi tarafından dile getirilmesinden öteye taşır.

Ankara’nın tutumu
Tahran’ın bu açıklamayı ‘düşüncesiz, sorumsuz, hesaplanmamış’ ilan ederek geri çevirmesi de aynı ölçüde ciddi bir iştir. Tahran, elindeki silahların ABD’nin sandığından daha etkili olduğu tehdidini de savurmuş ve cevapsız bırakmayacağını söylemiştir.
Erdoğan’ın dün verdiği tepkiyi bu gelişmelerin ışığında tahlil edersek şöyle bir tablo çıkıyor karşımıza:
1- Ankara, İran’ın nükleer programı konusunda Vaşington’un tavrını, kitle imha silahları
bulunduğu gerekçesiyle Irak’ı işgal harekatının başlatılmasına benzetiyor. Erdoğan’ın ‘Bölge yeni bir Irak sendromu kabullenemez’ cümlesi bunu gösteriyor. ABD’nin bölgedeki en yakın müttefikleri arasında ve bölgedeki tek NATO üyesi Türkiye’den gelen bu
benzetme, ABD’nin bölge politikalarına Irak sonrasında kuşkuyla bakıldığının da kanıtı.
2- Türkiye İran’ın nükleer enerji programını silah programına çevirmesini tehlikeli buluyor,
bundan kaygı duruyor ve bunu İran’a tavsiye etmediğini söylediğini bir kere daha ilan ediyor.
3- Bununla birlikte Türkiye İsrail’in nükleer silahlara sahip olduğuna dikkat çekerek,
buna da karşı çıkıyor.
4- İsrail’in nükleer silahlara zaten sahip olması karşısında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa) adil davranmadığını düşünüyor.
5- Asıl uyarı bundan sonra geliyor: Türkiye bu konuda adil olunmazsa bu ‘sıkıntının’ sadece
bu bölgeyi ‘burmakla’ kalmayıp, ‘tüm dünyaya sirayet edeceğini’ söylüyor.
Tekrarlarsak, Türk Başbakanı ‘İran’ın nükleer silahlanmasını engelleyelim, ama bunu
zor kullanarak yaparsak, bütün dünya savaş alanına döner’ demek istiyor.
ABD bölgede kalıcı mı?
Bu uyarının asıl muhatabının ABD olduğu hem son gelişmelerin seyrinden, hem de bu konuda en etkili tarafın Vaşington’un olmasından çıkarılabilir.
ABD Başkanı Barack Obama’yı iktidara taşıyan vaatleri arasında Irak’tan çekilme, Afganistan’da güvenliği olabildiğince çabuk Afganlılara devretme de bulunuyordu. Obama’ya kendisinin dahi şaşırdığı Nobel Barış Ödülü’nü getiren, biraz da bu yaklaşımdı.
Ancak son zamanlarda Vaşington’dan gelen sinyaller Obama’nın bu petrol ve gaz zengini bölgeden bir an önce çekilmek istediği konusunda kuşkular doğuruyor.
Irak’taki seçimlerin ertelenmesiyle ABD’nin Ağustos 2010 olarak belirlediği güçlerinin
statüsünü düşürme takvimini de erteleyebilir.
Ancak özellikle kuzeyde, Musul bölgesindeki durum ve Kerkük üzerine Kürt federal yönetiminin ısrarı, ABD yönetimini, özellikle de Pentagon kaynaklı olarak bölgedeki varlığını biraz daha uzatmasına gerekçe verebilir.
Afganistan özellikle 7 CIA ajanının, El Kaide’nin aralarına yerleştirdiği bir çifte ajan tarafından öldürülmesi sonrasında giderek bir fiyaskoya, dahası, ABD açısından inatlaşmaya dönüşme tehlikesi taşıyor.
Irak ve Afganistan’ın üzerine ABD bir de Yemen’de cephe açtığı izlenimi veriyor. Gerçi
Obama şanda Yemen’e asker gönderme planı olmadığı dün açıkladı, ama El Kaide’nin bir iki bomba daha patlatarak ABD’yi Yemen çöllerine de çekmesinin -şimdiye dek yaşananlara bakılarak- çok da zor olmadığı söylenebilir.
Petreaus’un İran’ı bombalama senaryosunu açıklaması bu tablo içinde daha da ciddi
bir gelişme sayılmalı.

12 Ocak 2010 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

{jcomments on}