Anasayfa İçerik Derlemeler Ortadoğu Çarpıtma ve lekelemeler şimdiden başladı - İhsan Çaralan

Çarpıtma ve lekelemeler şimdiden başladı - İhsan Çaralan

Mısır’ın “son firavunu” Hüsnü Mübarek’in, hükümeti feda ederek kendisini kurtarmak için giriştiği son hamle de iş, ekmek ve özgürlük isteyerek ayaklanan halkı tatmin etmemiş görünüyor.

Mübarek, hükümeti feshedip Genelkurmay başkanını başbakan olarak atayarak, devletin istihbarat örgütü başkanını da kendi yardımcısı yaparak, “reform”lar yapacak bir hükümet kuracağın ilan etmiş bulunmaktadır.

Ama böyle bir “reform” vaadi sadece Mübarek’in iki yüzlülüğünü değil ama aynı zamanda “çok çaresiz kaldığını” da göstermektedir. Çünkü halka yeni vaatlerde bulunan bir “liderin”, eski rejimin ana direklerini, zorbalığın genelkurmay başkanı ve istihbarat başkanını “reform girişiminin başına getirmesi” bir çaresizlik değilse nedir? Çünkü bu girişim, Mübarek’in halkı oyalayacak bir seçeneğe dahi sahip olmadığının göstergesidir. Bu yüzden de Mısır’daki başkaldırının bastırılması ve halkın Mübarek’in yalanlarına ikna edilmesi her geçen gün daha zor olacaktır.

Tabii Mısır’da hamle yapan sadece Mübarek de değil. ABD yönetimi de Mısır’daki gelişmelere kendi çıkarları doğrultusunda el atmış görüyor. Eski Birleşmiş Milletler Atom Ajansı Başkanı ve Irak’ın işgali öncesinde verdiği raporlarla Irak’ın kitle imha silahlarına sahip olduğu iddialarını yalanlamak yerine bu iddiaları güçlendiren raporlar hazırlatarak ortamı provoke eden Baradey’in Mısır devriminde Amerikancı bir rol oynaması elbette ne sürprizdir ne gizli kapaklı bir konudur. Baradey’in birden “devrimci”, “diktatörlük karşıtı” kesilerek, “Mübarek istifa” diyenlerin en önüne geçerek kendini ortaya atmasının anlamı da “emrin yukarıdan gelmiş olmasının” işaretidir. Ayaklanmada, uzunca bir zaman tereddüt ettikten sonra, son anda yer alan Müslüman Kardeşler’in de kendilerinin sözcülüğünü Baradey’e devrederek ABD ile uzlaşacağı anlaşılmaktadır.

Ancak Mısır isyanı ne Müslüman Kardeşler ne de Baradey’in sözcülüğü tarafından lekelenemeyecek kadar derinden gelen talepleri ifade etmektedir. Tersine Mısırlılar iş, ekmek ve özgürlük talebiyle, içlerinde Müslüman Kardeşler yer almadan ve Baradey’in çağrısı olmadan sokağa dökülmüş, Mübarek’in sarayını kuşatmışlardır. Nitekim olaylarda ölenlerin sayısı yüzü aşarken yaralı sayısı binlerle ifade edilmektedir.

Kaldı ki, Baradey’in Müslüman Kardeşler’in sözcüsü olması ve ABD ve yandaşlarının istediği gibi Baradey’in başkanlığında bir hükümetin kurulması da Mısırdaki halk isyanını ve devrimi lekeleyemez. Olsa olsa devrimin içindeki güçlerin önümüzdeki dönemde sert mücadeleler içinden geçeceğini gösterir.

Tunus ve Mısır’daki halk isyanlarının yaydığı düşüncelerin daha şimdiden ideolojik olarak da çarpıtılması için kimi girişimlere tanık oluyoruz. Bu girişimlerin bir yanını bu devrimlerin sınıfsal niteliğine ilişkin; “Bu ayaklanmalar üniversite mezunu, bilgisayar, İnternet kullanan işsiz gençlerin ayaklanmasıdır. Bir halk ayaklanması değildir!” denilerek, bir yandan “Bunlar halk değil, burjuva sınıfının yoksullaşmış uzantılarıdır. Korkmayın!” denilerek sermaye güçlerinin, liberallerin içi rahatlatılmak istenirken, öte yandan da “işçi sınıfı ve halkın devrimci başkaldırılardan uzak bir toplumsal kategori haline geldiği” iddia edilmektedir. Böylece “sınıfsız devrim” ve “sınıf mücadelesinin bittiği” iddialarına dayanak sağlanmak istenmektedir. Bu görüşler de olup bitenin twitter, facebook gibi internet siteleri üstünden örgütlendiği iddiası öne çıkarılarak desteklenmek istenmektedir. Böylece de ajitasyon, propagandanın, insanların sorunlarını sıcak insan temasıyla tartışıp konuşmalarının gerekmediği gibi absürd tezlere yer açılmak istenmektedir.

Ancak ne yapılırsa yapılsın; Tunus ve Mısır halklarının kendi talepleri etrafındaki ayaklanmaları ve onlarca yıllık diktatörlükleri kartondan şatolar gibi yıkmaya başlamış olmaları Ortadoğu halkları ve tüm insanlık için yeni bir umuttur. Bu katı gerçeği hiçbir çarpıtma, ideolojik bozuşturma örtemez.

1 Şubat 2011/Evrensel

{jcomments on}