Anasayfa İçerik Derlemeler Ortadoğu Ankara'da Suriye alarmı - Murat Yetkin

Ankara'da Suriye alarmı - Murat Yetkin

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu dün Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde (TOBB) önemli bir toplantıya katıldı. Türk dış politikasının son dönemdeki hareketliliğinde önemli payı olan iş dünyası ile diplomasi dünyası ilk kez TOBB çatısı altında bir araya geliyordu.

Birinci Ticaret Müşavirleri Konferansı, Türkiye’nin dış temsilciliklerinde görevli ticaret müşavirleri ile TOBB’a bağlı Dış İlişkiler Konseyi (DEİK) bünyesindeki ülke iş konseylerini buluşturdu. Bunda TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile Dış Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan arasındaki yıllara dayanan mesainin de payı var.

Bu toplantı belki bundan iki, üç sene önce yapılsaydı daha da faydalı olurdu. O zaman dış ticaretin, dış politikayla birlikte genleşmesinin kontrolü daha mümkündü. Dolayısıyla bugün yaşanan ve ne zaman durulacağı belli olmayan bölgesel krizlerin daralma etkisi de kontrol edilebilirdi. Zararın neresinden dönülürse kârdır; belki hâlâ kontrol altına alınabilir ama artık daha zor. 

İnşaat için can simidiydi
Düşünsenize bundan iki- üç ay öncesinde Suriye ve Yemen, Türkiye’nin aradaki vizeyi kaldırdığı, Türk liderlerin komşu kapısı yaptığı, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Suriye’nin hâkimi Beşar Esad’a, Yemen’in hâkimi Ali Abdullah Salih’e ‘kardeşim’ hitaplarıyla itibar verdiği, yeniden keşfedilen bir vaha gibi görünen Muammer Gaddafi’nin Libyası, Türk inşaat sektörünün 25 bin küsur kişiyi istihdam ettiği bir can simidi gibi görünüyordu. Bu tablo çok kısa bir sürede yerini belirsizliğe bıraktı.

Davutoğlu dün TOBB’daki toplantıya katılmadan Başbakan Erdoğan ile yarım saatlik bir görüşme yaptı; açıklama yapılmadı, ama tahminler Suriye üzerindeydi.

Dışişleri kaynaklarına göre, Suriye dosyası Ankara’nın dış siyaset öncelikleri arasında birinci sıraya yükselmiş durumda; bir nevi düşük düzeyli alarm.

Dün konuştuğum bir Dışişleri yetkilisi şunları söyledi:
“Suriye’deki gelişmeler bizim açımızdan Libya’dakilerden çok daha önemli. Çünkü Suriye sınır komşumuz. Sınırın iki yanında birbiriyle akraba olan insanlar var. Hükümet olarak son ölümlerle tırmanan olaylardan önce bazı önlemler üzerinde çalışmaya başladık. Türkiye’ye nüfus hareketi dâhil her türlü ihtimal karşısında hesaplar, hazırlıklar yapıldı.”
Başbakan Erdoğan, bundan iki ay önce, henüz Suriye’deki olaylar yeni başlıyorken, Esad’ı ‘Reform hareketlerine hemen başlamazsa zeminin altından kayabileceği’ konusunda uyardı. Daha sonra Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan’ın Suriye temasları ve Davutoğlu’nun görüşmesi de aynı amacı taşıyordu. Eğer Esad bugün atacağını söylediği ama artık etkisi kalmayan adımları o gün atabilseydi, iş bugün bu noktaya gelmeyebilirdi. 

Ankara’nın rahatsızlığı
Şam’ı reform isteyen göstericilere karşı aşırı şiddet kullanmaması konusunda uyaran Ankara, gelişmelerden giderek daha çok rahatsızlık duyuyor. Şam büyükelçisi Ömer Önhon, ülkedeki havayı ve üst düzey temaslarını aktarmak için Ankara’ya geliyor.

Bir yandan ABD’nin –tıpkı İran’a olduğu türden- Suriye’ye de özel yaptırımlar ilan edeceği haberleri alınıyor. Bu durum Suriye ile vizeyi kaldırarak ekonomik ve ticari ilişkileri yükseltmek isteyen Ankara’yı zorda bırakabilir. Dışişleri’nin Suriye’yi birinci öncelikli sorun ilan etmesinin bir nedeni de bu. Hükümet tedricen kendisini Esad rejimiyle aynı resim içinde göstermekten kaçınıyor. 

Belirsizlik dalgası
Suriye ilk sırada olmasına karşın, Ankara’nın endişesi Suriye ile sınırlı değil. NATO uçaklarının Libya başkenti Trablusgarp’ta Gaddafi’nin sarayını bombalaması, İngiliz, Fransız ve İtalyan özel kuvvetlerinin NATO operasyonu dışında Libya’daki muhaliflere destek vermesi, Kuveyt ve Ürdün’ün açıkça Gaddafi’ye karşı Bingazi’deki muhaliflerden yana tavır alması ve Gaddafi’nin para aklama operasyonları üzerine Libya muhalefetinin parmağını Türkiye üzerinden bağlantılara çevirmesi, yalnızca bu cepheyle ilgili sorunlar.

Yemen, Bahreyn gibi kaynama noktaları ile yalnızca Türkiye değil, dünyanın diğer siyaset merkezlerinde de endişe ile beklenen Suudi Arabistan, İran gibi belirsizlik alanları, bölgede kabaran belirsizlik dalgasının kolay durulmayacağının işareti.

26 Nisan 2011/Radikal

{jcomments on}