10 Eylül 2010, Cuma
   
Metin Boyutu

Arama

Chavez: Bush politik bir ceset! - Röportaj: Barbra Walters

Bu yılın Mart ayında Amerikalı gazeteci Barbara Walters, Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez'le Caracas'taki Başkanlık sarayında ayrıntılı bir röportaj gerçekleştirdi. Röportaj İspanyolca yapıldı ve 16 Mart 2007 tarihinde ABC News'te özeti, Venezuela Devlet Televizyonu'nda da (VTV) tamamı yayınlandı. Junge Welt de röportajın tamamını Almanca'ya çevirip üç bölüm halinde yayımladı.

Sayın Başkan, 1'den 10'a kadar, 10 en iyi 1 de en kötü puan olmak üzere, Başkan Bush'un Latin Amerika ziyaretini nasıl değerlendirirsiniz, hangi puanla?

Cömert olmak adına 1 puan verirdim ama bana negatif sayıları kullanma imkanı verseydiniz, eksi 5 dahi olabilirdi. Değerlendirme birçok açıdan olumsuz olabilir, ama cömert olmak ve sorunun çerçevesi içinde de kalabilmek için ona bir 1 verirdim.

Başkan Bush, demokrasiye ve kapitalizme sahip çıkmak için Latin Amerika'daydı ve siz de sosyalizmi yaymayı umut ediyorsunuz. Ne düşünüyorsunuz, sizce kim kazanır?

Ben "yeni dönemin" kazanacağına inanıyorum. Çünkü sosyalizm ve demokrasi arasında bir çatışmanın olduğuna inanmıyorum. Bizim sosyalizmimiz demokrasidir. Bence burada çatışan, elitlerin eski usül demokrasisi ve, ki bu halkı olmayan bir demokrasidir, buna karşı halkın tam demoktasisidir, ki onunla eşitlik, adalet, özgürlük ile kadınlar ve erkeklerin sosyal gelişimleri inşa edilir. Eşitlik, özgürlük, işte bu demokrasidir ve bu aynı zamanda sosyalizmdir. Sosyalizm demokrasi ile çelişmez, bu ikisi birbirlerinin parçalarıdır, sosyalizm demokrasidir, demokrasi sosyalizmdir.

Güzel, bu konuşma sırasında bana çok ağırbaşlı göründünüz, ancak biz sizin Birleşik Devletler başkanını "şeytan", "eşek", "ayyaş", "yalancı", "korkak", "katil" olarak adlandırdığınızı duyduk. Bunlar ne demek oluyor? Bütün bu isimlendirmelerle ya da nitelendirmelerle neye ulaşmak niyetindesiniz?

Zaman zaman bunları söyledim, bu kavramları kullandım ve inanıyorum ki, bir çoklarının Birleşik Devletler Başkanı'na zevkle söyleyeceği şeyleri çok kişisel bir üslupla dile getirdim. Evet ona Birleşmiş Milletler'de şeytan dedim, bir başka sefer eşek dedim, bu biraz aslında onun Latin Amerika'da ve dünyada vuku bulan şeyler hakkında ortaya koyduğu cahilliği yüzündendi. Bu benim tarafımdan yapılmış bir abartmaysa, güzel, bunu kabul ederim ve hatta özrümü de takdim ederim. Ama kim daha fazla zarar veriyor? Ben onu şeytan olarak adlandırdığımda, bu arada şeytan aynı zamanda bir kavramdır, ben bu kavramla ona hakaret ettiğime inanmıyorum. Bazen birisi olağanüstü kötü birşey yaptığında, "şeytan" olarak adlandırılır. Bir beyzbol oyuncusu, topu Shea Stadyumu'ndan 150 metre uzağa fırlattığında da onun için, "vurucu şeytan" denir. Sonuç olarak bunlar kelime, ama farklı anlamları var.
Şimdi, kim daha fazla zarar veriyor? Halkları bombalayan, uluslara saldıran, örneğin Irak halkını gerçekten katleden Birleşik Devletler Başkanı'dır. Bense ilgiyi dünyanın gerçeklerine çekmeye çalışıyorum, bu sırada da bazen gerçekten sert kelimeler kullanıyorum.

Siz Birleşik Devletler Başkanı'ndan eşek ya da ayyaş olarak bahsettiğinizde... Şimdi siz Başkan Bush'tan bu adlandırmalar için özür mü dilemek istiyorsunuz?

Hayır, özür dilemem söz konusu değil, ah hayır, ben sadece bununla her şeyi görmenizi ve gerçekle temasınızı sağlamaya çalışıyorum. Ama insan burada bir düşünmeli. Washington'dan, Beyaz Saray'dan gelen tehdit ve bizzat Birleşik Devletler Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Latin Amerika Müsteşarı tarafından Latin Amerika halkının tehdit edilmesi bana tehlike işaretleri veriyor. Bana ‘tehdit' dediler, bana ‘diktatör', ‘insan hakları ihlalcisi' dediler, bu demek ki, aynı şekilde oradan da gerçekle ilişkisi olmayan saldırılar sürekli olmakta.
Biz kendimizi koruyoruz ve sıkça karşı saldırı yürütüyoruz. Ben seve seve bunu sonlandırmak isterim. Sana kamera karşısına geçmeden önce de söyledim. Başkan Clinton'la kişisel olarak görüştüm, birçok fırsatımız oldu, hatta telefonda da konuştuk ve el de sıkıştık, güldük, görüşlerimizin farklı olduğu konuları tartıştık, ama hep bir uzlaşma çabası içinde olduk. Başkan Bush geldiğinden beri bu imkansız. Bana karşı bir hükümet darbesi yapıldı ve bunu yapan Bush'tu. Beni buradan zorla kaçırdılar ve nerdeyse öldüreceklerdi, bunu yapan Bush'tu, Venezuela'ya bu saldırıyı düşünen, planlayan ve teşvik eden. Neyse ki sona erdi ve biz birlikte yaşamayı ve birbirimize saygı göstermeyi öğreniyoruz, bu benim gerçekten istediğim, bu bizim istediğimiz şey.

Başka koşullar altında, Başkan Bush'u Venezuela'ya çağırır mıydınız?

Hayır, kesinlikle. Bence Bush, Buenos Aires'te de söylediğim gibi, bir politik cesettir, bir ahlaki ceset. Neyse ki hükümette çok az vakti kaldı. Bence, onun Birleşik Devletler Başkanlığı'na seçilmesi bir felaketti, hem Birleşik Devletler halkının kendisi için hem de tüm dünya için. Hem de üzerinden neredeyse iki ay geçtiği halde sonuçların bilinmediği, gerçekten kazanıp kazanmadığı konusunda birçok şüphe bulunan seçimler. Bu konuda birçok şüphe var, yanılıyor muyum? Ama sonuç olarak onun çok az vakti kaldı, benim isteğim de bu yönde, biraz daha bekleyelim, sabırlı olalım ve ABD vatandaşlarının seçimlerde el ele verip yeni dönemde iyi bir başkan sahibi olacaklarını umalım. Konuşabileceğimiz, birlikte plan yapabileceğimiz. Barbara, yoksulluğa karşı mücadelede, sefalete karşı, hastalıklara karşı ve sağlık için, terörizme karşı mücadele için, uyuşturucu ticaretine karşı, dünyada barışı sağlamak için. Umarım bunu yapabiliriz, ama bu başkanla olmaz, bunun bir anlamı olmaz, imkansız.

Siz bu gibi kavramları Başkan Bush için kullanırken, o sizin adınızı hiç anmadı. Kimi insanlar onun çok zeki olduğuna inanıyor, sizin kullandığınız hakaretlere katılıyor gibi görünmüyorlar.

Bazı kişiler... Sorunuzu tekrarlayabilir misiniz?

Siz, Başkan Bush'a çeşitli adlar yakıştırıp, hakaret ettiniz ancak o sizin adınızı hiç anmadı. Kimileri, Bush'un bir devlet adamı olarak kendini tuttuğunu ve üstünlük elde ettiğini düşünüyor ve sizin hakaretlerinize katılmıyor görünüyorlar.

Hayır, ben bunun böyle olduğuna inanmıyorum. Bence bu daha çok bir taktik. Daha demin sizin yanınıza gelmeden önce, Meksika'da turnesinin sonunda düzenlenen basın toplantısının canlı yayınını izledim. Ona, La Jornado'dan (Meksika) bir gazetecinin sorduğu ilk soru Chavez hakkındaydı, Latin Amerika hakkındaydı, Chavez'i durdurmak için aramak zorunda kaldığı ittifak hakkındaydı. Bu soruya cevap vermedi. Hareket alanını sınırladı. Bence o gerçeğin bilinmesini istemiyor, meselenin Chavez'le alakası yok, Barbara, mesele Latin Amerika halkının uyanmış olması. Bu kadar yoksulluk yeter.
Latin Amerika'da 200 milyon yoksul var, bunlardan neredeyse 100 milyonu sefalet içinde ve onların hükümetleri ya da Birleşik Devletler serbest ticareti, serbest piyasayı, özelleştirmeyi, neoliberalizmi desteklemeye devam ediyor. Bu bizim sefaletimizin nedenlerinden biri. Biz başka bir şey, başka bir yol aramayı öneriyoruz. Bunun Chavez'le alakası yok, uyuyan halkla alakalı. Bush'un istemediği şey gerçeğin bilinmesi ve kendini dar bir çerçeveye bu yüzden, büyük gerçeğin bilinmemesi için sıkıştırıyor. Onun Latin Amerika'da aradığı bir şey yok. Birleşik Devletler yönetimi, George Bush'un yönetimi Latin Amerika'yı unuttu ve işte sonucu. Latin Amerika uyandı ve her gün daha fazla hükümet Birleşik Devletler siyasetinden uzaklaşıyor.

Burada sizin isimlendirmelerinizden, hakaretlerinizden konuşuyoruz. Siz bunlara benzer lafları bizim dışişleri bakanımız Condoleezza Rice için de söylediniz. Onun için "cahil" (okuma yazma bilmez) dediniz, dediniz ki, "o cinsel olarak hayal kırıklığına uğramış birisidir". Siz bir centilmensiniz. Bu hakaretlerin amacı nedir, özellikle de bir kadına karşı?

Benim söylediğim bu değil. Siz de beni, aralıksız şeytan gibi gösterme maksadı üzerine düşünmelisiniz. Bana diktatör, tiran, halk katili diyorlar, Washington bana karşı darbe düzenledi, darbe esnasında burada 200'den fazla insan öldürüldü, Venezuela'ya karşı saldırı yürütüldü ve kimse bunu saldırı olarak nitelemedi. Şimdi ben Birleşik Devletler Başkanı'na ya da Dışişleri Bakanı'na sert kelimelerle karşılık veriyorum ve diyorlar ki bu bir hakarettir ve onlar kurbandır. Ama tam tersine, hakaretlerin kurbanı olan bizleriz.
Şimdi bir kere bir kelimeden sarfı nazar ederim. Bu gezegen üstündeki hiçbir kadına, kim olursa olsun, asla cinsel bir problemi olduğunu söylemezdim. Hayır, bu bir yönüyle medya manipülasyonu. Ben birçok kereler onunla ilgili espiriler yaptım, mesela ‘ona bir çiçek takdim etmek isterdim' dedim. Bir fırsatını bulduğumda espriyle, ‘belki beni hayal ediyordur' dedim. Çünkü Birleşik Devletler Kongresi'nde benim adımı her gün andı: "Chavez... Chavez... Chavez bir tehdittir..." Sonra Avrupa'ya gitti ve aynı şeyi söyledi. O halde bu kadına bir şekilde cevap vermem gerekliydi. Onunla konuşmak isterdim, ama o kendine güvenmiyor ve ne bizimle konuşmak istiyor ne de bir şeyleri yerli yerine koymak. Benim ona bir kadın olarak saygım var. Birleşik Devletler'i yönetenlere de bir insan olarak. Ama onlar dünyaya saldırdıklarında, birçok çocuk öldürdüklerinde, Irak'ın, Afganistan'ın bütün şehirlerini bombaladıklarında, bütün bir dünyaya zarar vermiş oldular, sadece dünyaya değil aynı zamanda Birleşik Devletler halkının kendisine de. Birleşik Devletler'de 40 milyon yoksul var. Kim Katrina'nın afetzedeleriyle ilgilenecek? Kim Latin Amerikalılarla ilgilenecek?
Dün, 200'den fazla Guatemalalı göçmeni yakaladıklarını ve çocuklarını ellerinden aldıklarını okudum. Barbara, bu korkunç ve bunu Birleşik Devletler hükümeti yapıyor. Aileleri ayırmak, bu o çocuklar ve aileleri için çok acı verici olmalı. Bu onların şuçu değil, sefaletin suçu. Gerçeği görmemiz lazım.

Siz şimdi dediniz ki Birleşik Devletler, George Bush beni şeytan gibi göstermeye çalışıyor. Birçok ABD vatandaşı da sizi başkanlarına şeytan demiş birisi olarak ve belki biraz otoriter, birçok düşman edinmiş birisi olarak görüyor. Birleşik Devletler'i hiç sevmeyen bir adam olarak. Peki hakikat nedir? Birleşik Devletler halkına bakış açınızı nasıl açıklamak istersiniz?

Hakikatin birden fazla yönü var. Ben Birleşik Devletler halkının düşmanı değilim. Örneğin, tam olarak şu anda Venezuela, Birleşik Devletler'de 10 bin yoksul aileye akaryakıtla yardım ediyor. Orada bulunan 7 tane rafinerimizden her gün bir buçuk milyon varil petrol gönderiyoruz ve Birleşik Devletler'in çeşitli yerlerindeki 14 binin üzerinde benzin istasyonuna paylaştırıyoruz. Birleşik Devletler'de iş imkanı yaratıyoruz. Neredeyse tamamının Kuzey Amerikalı girişimcilerden oluştuğu birkaç büyük yatırımla uğraşıyoruz. Bizim onlara güvenimiz sonsuz. Buraya bizimle konuşmaya geldiler, gıda, araba, petrol firmaları ve biz onlarla büyük bir dostluk kurmaya özen gösteriyoruz.

Birkaç gün önce, Jamaika'da birçok Kuzey Amerikalı turistle, ABD vatandaşıyla karşılaştım ve kendimi onların gözünden gördüm. Yapılmaya çalışılan şu, beni Birleşik Devletler halkının düşmanı gibi göstermeye çalışıyorlar ve bu hakikat değil.

Siz George Bush'un düşmanlarından birisiniz ama Birleşik Devletler'in değil, öyle mi?

Aslında, George Bush'un da düşmanı değilim. Kişisel olarak Birleşik Devletler Başkanı ile bir sorunum yok. Sana anlatayım, biz onunla 2000 yılında Quebec'te görüştük, görevine yeni başlamıştı, el sıkıştık, ona yetersiz olmasına rağmen zaman zaman kullandığım İngilizcemle dedim ki, "I want to be your friend" (senin arkadaşın olmak istiyorum), "me too" (ben de) dedi o da. Ama daha sonra, bütün o bize verdiği zararlardan, sataşmalardan, hükümet darbesinden, petrol sabotajlarından sonra... Onlar, Birleşik Devletler hükümeti, bize karşı dünya çapında bir kampanya başlattılar. Ama bu George Bush'a karşı kişisel bir şey değil. İleride herhangi bir yerde karşılaşacak olursak, bir beyzbol maçı yapabiliriz. Kişisel olarak onun değil daha çok bu hükümetin dünyaya hükmetmeye çalışmasına, emperyalizme karşıyım, düşmanım ve ben özgürlük, eşitlik ve barış düşüncelerinin dostuyum. Birgün Birleşik Devletler halkı, Latin Amerika'nın, Asya'nın Afrika'nın, Ortadoğu'nun halklarına biçok acı çektirmiş olan askeri ve ekonomik emperyalizmi ortadan kaldırmakta bu halklara yardım edecek. Birleşik Devletler'in ya da yöneten elitlerin dünyaya normlarını kabul ettirmeye çalışmaları yeter artık. Demokrasi, özgürlük ve egemenliğimize saygı istiyoruz.

Birleşik Devletler hükümetinin, Başkan Bush'un, 11 Eylül'ü planladığını söylediğiniz doğru mu? 11 Eylül 2001'deki saldırıyı?

Hayır, ben bir hipotezi dile getirdim, elime geçen ve bir kısmı kamu tarafından zaten bilinen ayrıntılı bilgi üzerine, bir sonuca vardım. Babaannem ben henüz bir çocukken bana demişti ki, Birleşik Devletler astronotları aydan dönmüştü, demişti ki, ‘insanın ayda bulunmuş olduğu bir yalan olmalı'. Ben de dedim ki, ‘gerçekten ordaydılar'. Şimdi, birkaç yıl sonra bir rapor okudum. Orada, bu adamların gerçekten ayda bulunup bulunmadıkları konusunda bir iki şüphe de dile getirilmişti. Ben de bu fırsatı kullandım ve birkaç not düştüm. Ama ben demedim ki, New York'taki 11 Eylül terörist saldırısını Birleşik Devletler ya da onun hükümeti planladı. Elimde delil olmadan bunu söylemem sorumsuzluk olurdu ve gerçek şu ki elbette mahkum edilirdim. Biz her zaman Birleşik Devletler halkıyla dayanışmamızı açıkça ilan ettik ve dedik ki bu olay korkunç. Birleşik Devletler hükümetinin gerçekten planladığı şey, bana karşı bir darbeydi, benim ölümümdü, cinayetimdi. Ve George Bush'un hükümetinin planladığı şey, Venezuela'daki terörizmdi. Bunu planladılar ve benim bunu söyleyebilmek için elimde delillerim var.

Birleşik Devletler hükümetini size yapılan cinayet girişiminden ötürü suçladınız. Kanıtınız olduğunu söylüyorsunuz. Nedir bu kanıtlar?

Tutukluydum- kanıt, bir sürü tanık var, bir hükümet darbesi var, ben kaçırıldım.

Evet, ama şimdi sizi öldürmeye çalışıyor muyuz ya da böylesi bir plan yapmaya?

Venezuela'daki bazı aşırı sağcı akımlar ve CIA, bolivarcı devrimi ve onun Latin Amerika'daki etkisini durdurmanın tek yolunun beni öldürmek olduğuna inanıyorlar. Soruşturmalar sırasında... sayısız evveliyatı da var. Geçenlerde, Venezuela gizli servisi, emekli olmuş bir generalle silahlı kuvvetlerimizde görev yapmakta olan bir askeri tutukladı. Vaka soruşturuldu ve CIA ile bağlantıları açıkça ortaya çıkarıldı; bu faşizmin en aşırı ucu.

Acaba doğru mu anladım sayın Başkan? CIA'in sizi öldürmek için güncel bir planı olduğuna mı inanıyorsunuz?

Evet var ve sadece onların da değil. Ortaya çıkardık ki, Kolombiya'da DAS (Kolombiya gizli servisi- Departamento Administrativo de Seguridad, ç.n)- bugün için demiyorum. Çünkü Başkan Uribe orada değişiklikler yaptı- CIA ile işbirliği içinde 300 paramiliterin buraya sızmasını sağladı, bu paralı asker demek, bu beni öldürmek için emir demek. Onları yakaladık ve burada tutuklular.

Peki bugün?

Bu yaklaşık iki yıl önceydi ama bu planlar hiçbir zaman bitmez. Bir yol ararlar, sonra başka bir yol ararlar ve ötesini planlarlar. Ama şunlar gayet somut gerçekler: Bir hükümet darbesi, tutuklanmam. Beni öldürmek için bir depoya götürdüler, yapamadılar. Bu planı Birleşik Devletler hükümeti yönetti. Kuzey Amerikalı askerler darbecilerle birlikteydi ve buraya Birleşik Devletler'den helikopterler, uçaklar geldi. Sonra 200'den fazla paramiliter ve paralı asker beni öldürmeye çalıştı, burada tutuklular, listesini görebilirsin, bunlar gayet somut gerçekler.

CIA, Birleşik Devletler hükümetinin bir parçasıdır. Siz Birleşik Devletler hükümetinin sizi öldürmeye çalıştığını söylüyorsunuz, öyle mi?

Evet, evet öyle dedim ve özellikle bunun altını çiziyorum. Dedim ki, bana bir şey olursa, beni öldürmeyi başarırlarsa, sorumlusu Birleşik Devletler Başkanı'dır, evet, bundan en küçük bir kuşkum yok. Bunun evveliyatı var, CIA Allende cinayetine katılmıştır, CIA bilmem kaç defa Fidel Castro'yu öldürmek için terörist faaliyetlerde bulunmuştur. Sonuç olarak, CIA yasadışı bir organizasyondur, terörizmi kullanan teröristtir. Onun, dünyanın heryerinde, empeyalizmin çıkarlarına ters davrandığı düşünülen herkesi öldürmek için tam yetkisi vardır. Çünkü ben eminim ki, CIA Birleşik Devletler halkının çıkarlarını değil, aksine Birleşik Devletler'i yönetmekte olan emperyalistlerin ve elitlerin çıkarlarını korumaktadır.

İspanyolca'dan çeviren: Andre Scheer
Kaynak: Halk için İletişim ve Bilgi Bakanlığı, Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti.(www.sol.org.tr'den alınmıştır.)

Yorum ekle


DERGİ ARŞİVİ

  • Dergi Arşivi

ANKET

Referanduma nasıl yaklaşmalı?

BİLİM VE GELECEK DERGİSİ

Reklam

BİLİM VE GELECEK KİTAPLIĞI

Reklam