Basit bazı önlemler alınmayıp, bazı şeylere dikkat edilmeyince tansiyon denen giyotin insanın ömrünü ummadık anda biçiyor. Geride kalanları acıya boğan deprem dalgalarına teslim ediyor. Halklar ve devletlerarası ilişkilerde de tansiyonu kontrol altında tutabilmek hayati önemde. Aksi halde barışı rehin alır, özgürlükleri paralize eder, geleceği hoyratça öğütür. Son haftalarda Irak'ta tansiyon yeniden yükseliyor. Önlem alınmaz, durum hipertansiyona dönüşürse kayıplar daha da artacak. Çünkü Irak'ta ortaya çıkan tabloyu restore etmeye dönük adımlar atılmıyor. ABD ordusunun derhal ülkeyi terketmesini sağlamak ellerinde olduğu halde taraflar birbirleriyle çekişmeye devam ediyor.
Sonbaharda yapılması planlanan Federal Irak'ın genelini kapsayan nüfus sayımı süre verilmeden ertelendi. Genel nüfus sayımı en son Saddam Hüseyin diktatörlüğü döneminde (şaibeli) 1987'de yapılmıştı. Seçimlerin güvenliği için önemli olan, bunca yıl yapılmayan nüfus sayımı bu kez Kerkük, Musul gibi yerler gerekçe gösterilerek ertelendi. Kerkük referandumundaki ertelemelere gösterilen gerekçelerden biri nüfus sayımı şartının yerine getirilmemesiydi. Nüfus sayımının ertelenmesi sorunların çözümünün ertelenmesi anlamına geliyor. Kerkük'ün başı üstünde Irak Ordusu'nun 12. Tümeni kabus gibi duruyor.
Oysa Araplar, Kürtler, Türkmenler birbirlerinin evrensel haklarını tanımayı kabul etseler ne ülkede ABD ordusu ne El Kaide'ye yaslanıp bombalı saldırılar yapan Sünni gruplar kalır.
Böyle olunca 30 Haziran'da kentlerden kışlalara çekilen ABD ordusu, ülkeden tamamen çekilme anlaşmasını yırtmak için her fırsatı kullanmaya çalışıyor. ABD'nin politikası kontrol edebileceği kadar gerilim. ABD'nin Irak Komutanı General Odierno da, Musul ve Kerkük'teki yüksek tansiyondan faydalanıp Araplarla Kürtler arasında gerilimin olduğu yerlerde görev yapmak istediklerini söylüyor.
Sünni gruplar da, ABD ordusu çekildikten sonra ABD tarafından yeniden yapılandırılan Irak ordusunun güvenliği sağlayamayacağını göstermek için son ayların en kanlı saldırılarını gerçekleştiriyor.
19 Ağustos'ta Irak'ta en güvenli alan addedilen Yeşil Bölge'deki Dışişleri ve İçişleri Bakanlıklarına yönelik bombalı araçlarla düzenlenen saldırılarda yaklaşık 100 kişi hayatını kaybetti. (Dışişleri Bakanının Kürt olması, Mesud Barzani'nin yeni dönem yemin töreninden (20 Ağustos) hemen önce olması Kürtlere gözdağı olarak yorumlanabilir.) Musul'da cinayetlerin önü alınamıyor.
Hewler'deki yeni dönem
Gözler uzun süredir görüşmeyen Bağdat'taki Maliki hükümeti ile Hewler yönetiminde. 25 Temmuz seçimlerini yine KDP-YNK ittifakı kazandı. Mesud Barzani yüzde 69.5 oyla ikinci kez devlet başkanı oldu. Meclis seçimlerinde de KDP-YNK ittifakı yüzde 57.3 oyla çoğunluğu aldı, Noşirwan Mustafa'nın Değişim Listesi'nin yüzde 23.7'de kaldığı seçimlerden sonra bakalım Irak Başbakanı Maliki nasıl bir yol izleyecek? Mesud Barzani'yi mi bölge başbakanını mı muhatap alacak?
Muhatap krizinin tazelenmesi köprüleri iyice zayıflatır. Statülerine yasal olarak karar verilmeyen Musul ve Kerkük gibi kentlerdeki patlamalar gelecek için ciddi tehlike arzederken; yemin töreninin ardından 'Gerek dışarıda gerek içeride' Kürt kentleri üzerinde gözlerin olduğunu belirten Barzani'nin Kürt-Arap kardeşliğini ve ülkedeki huzuru bozucu planların olduğunu kaydetmesi söz gelişi söylenmiş değil. Barzani'nin 'artık seçim öncesinde vaat edilen programların uygulanmasının vaktinin geldiğini' söylemesi sıcak günlerin habercisi olabilir.
Baniyas ve Yumurtalık
Aşılmaya çalışılacak kritik hatlardan biri tansiyonun düşürülemediği Kerkük'ten geçiyor. Barzani yemin töreniyle yeni görevine başlarken ABD temsilcileri, Kerkük'te görüşmeler yapıyordu. Baas dönemi zihniyeti taşıyanlar birçok sorunda Federal Irak Anayasası hükümleri ardına sığınırken, anayasanın 140. maddesini defalarca çiğnemekte beis görmüyor. Bu yaklaşımın sürmesi nedeniyle birçok ülke için gerilim kaynağı Kerkük sorunu genellikle ABD tetikçiliği yapan BM'nin önerilerine terkedilmişti. BM Özel Temsilcisi Mistura görüşmelerini sürdürürken Ağustosun 3. haftası, yani Hewler'deki yemin töreni haftasında Suriye ile Irak arasında yapılan anlaşma bazı taşların yerinden oynamasını sağlayacak potansiyeldeydi.
Bu Ankara'yı da, Washington'u da oldukça yakından ilgilendiriyordu. Anlaşmaya göre Kerkük-Baniyas boru hattı ile Kerkük petrolünün bir kısmı Suriye'nın Akdeniz kıyısındaki kentine taşınacaktı. Baniyas hattı yıllardır işletilmiyordu. Onarılan bu hat Kerkük Yumurtalık hattına alternatif olacak. Yani tek güzergah bağımlılığı olmayacak. (Türkiye şirketleri, Hewler yakınındaki Tawke ve Taq Taq bölgesindeki petrolü hazirandan itibaren Adana kıyılarına taşıyıp ihraç etmeye başlamıştı.)
Doğalgazın da Suriye'ye akıtılması gündemde. Bunlar iç ve dış dinamiklerin birbirini sürüklediği hızlı bir dönemin yaşanacağını gösteren emarelerden sadece bazıları. Son durumla birlikte inisiyatif savaşı kızışacak. Gelişmeler katmerlendikçe ABD-Suriye, Ankara-Şam, Ankara-Hewler-Kandil, Irak-İran ilişkilerinin yeniden dizayn edilmesi gerekecek. Derin çatlaklarla yıllar çalan taraflar Kürt partileriyle daha fazla pazarlık yapacak. Su krizi de pazarlıklarda ve gerilim seviyesinde önemli unsur olacak.
Sonuç olarak denge boylarının ve sürelerinin yeniden belirleneceği, kazanç ve kayıpların sıfır toplamlı mı olacağı yoksa taraflara orantılı mı dağıtılacağının şimdiden kestirilemeyeceği hamleler silsilesi ufukta.
26 Ağustos 2009 tarihinde www.gunlukgazetesi.com adresinde yayınlanmıştır.
{jcomments on}