Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Anasayfa İçerik Derlemeler Kürt sorunu Ersanlı ve Zarakolu - Kamil Tekin Sürek

Ersanlı ve Zarakolu - Kamil Tekin Sürek

 

Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu’nun KCK operasyonu nedeniyle gözaltına alınması, Nedim Şener ve Ahmet Şık’tan sonra AKP Hükümeti’nin vicdanları en çok rahatsız eden icraatı oldu. “Ersanlı ve Zarakolu’nu gözaltına alan yargı değil miydi, AKP Hükümetini neden sorumlu tutuyorsun?” diyecek okur yoktur herhalde. Elbette, KCK operasyonu adı verilen bu operasyonu özel yetkili savcı ve hakim şeklen yaptı ama, herkes biliyor ki; BDP’nin yöneticilerinin etkisiz hale getirilmesi ve BDP’ye destek olan aydınlara gözdağı verilmesi AKP Hükümeti’nin planı idi. Bunu hem Başbakan, hem de çeşitli bakanlar doğrudan ya da dolaylı ilan ettiler. AKP yandaşı gazeteler ve köşe yazarları kamuoyunu bu operasyona hazırlamak için yazılar, sahte haberler  yazdılar. Çiller’in listesi gibi AKP’nin de bir liste hazırladığı kulislerde konuşuluyor, Erdoğan’ın listesinde kimler olduğu üzerine tahminler yapılıyordu.

AKP, PKK’ye karşı savaşı TSK ile, BDP’ye karşı operasyonu polis ve yandaş medya ile yürütüyor. Tabii, Taraf gazetesi yazarı liberalleri de unutmamak lazım.
Yandaş medyanın ve Taraf gazetesinin bazı yazarlarının yaptıkları yaşı elliyi geçenlere yabancı değil. Eskiden de anarşistler Marmara Gemisi’ni batırdı, Atatürk Kültür Merkezi’ni yaktı gibi yalan haberlerle, bu tür devlet terörü niteliğindeki büyük gözaltı operasyonlarına zemin hazırlarlardı.

Çiller’in listesi, 28 Şubatçıların gazetecileri kara propagandaları için nasıl kullandıkları çeşitli itiraf ve delillerle ortaya çıkmış ve bugün artık nasıl herkes tarafından biliniyorsa; bugün BDP’ye KCK diye operasyon çekenler, hazırladıkları listeler ve bu gözaltıları meşrulaştırmak için yalan haber yazan gazeteciler birer birer deşifre olacak.
Ragıp Zarakolu için henüz bir yalan ileri sürmediler. Bakalım yarın onun için ne yalanlar uyduracaklar. Ama, Prof. Büşra Ersanlı için uydurdukları çok çocukça, komik bir yalandı. Buna ancak yandaş kalemlerinin gayreti ile bunları hâlâ tanıyamamış seçmenlerini inandırabilirler. Prof. Ersanlı Örgüt Tarihi (Yani PKK’nin tarihini kastediyorlar) ve önderlik (Yani Öcalan) hakkında ders veriyormuş. Ersanlı’nın böyle bir şey yapmadığını, yapmayacağını ve yapamayacağını (çünkü bu tarihi ders verecek kadar bildiğini sanmıyorum) onu tanıyan herkes bilir. Prof. Ersanlı esasen silahlı mücadeleyi benimsemeyen biridir. Zarakolu’nu tanıyan herkes de KCK ile bir ilgisi olmadığını bilir. Tıpkı, Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın Ergenekon örgütü ile bir ilişkisi olmadığını bildiği gibi. Ama, Nazi propaganda bakanı Gobbels’in söylediği iddia edilen bir söz vardır: En büyük yalan kitleler tarafından  inanılmaya en elverişli yalandır. Gobbels bu sözü söylemiş mi bilmiyorum ama AKP yandaşı medyanın bu söze inandığı besbelli.
Burada, sırası gelmişken, 12 Eylül referandumunda yargıda ileri bir değişim yapıyor diye AKP’yi destekleyen aydınlara da bir çift söz etmek gerekir. AKP polisi ve yargısının yaptıklarından memnun musunuz?

AKP, kendinden önceki hükümetlerin yaptıklarından farklı bir şey yapmıyor. AKP Hükümeti ile Nihat Erim Hükümeti’nin, MC hükümetlerinin, 12 Eylül hükümetlerinin, 28 Şubat hükümetinin, Demirel hükümetlerinin bir farkı yoktur.

İçinde hiçbir gerçek kırıntısı olmayan haberlerle desteklenen operasyonlarda daha fazla aydınımızın, seçtiğimiz, bizi temsil eden politikacıların  hapishanelere daha fazla doldurulmasını istemiyorsak, bütün emek, demokrasi, barış güçlerinin birleşmesi gerekir. Bu zulümden kurtulmanın  başka çaresi yok. Birleşip ortak mücadele etmek. Yoksa 12 Eylül rejimini aratmayacak bir AKP diktatörlüğü yakın bir süre sonra,  siyasi bir öngörü olmaktan çıkacak.

1 Kasım 2011/Evrensel