İçerik
Derlemeler
Kürt sorunu
BDP’den sivil itaatsizlik - Eren Keskin
Türkiye’de yerleşik Türk-İslam Sentezci İttihatçı gelenek tarafından “din”, Kürdistan’da çok yoğun olarak kullanılan bir argüman olmuştur.
Aslında, totaliter devlet yapısının tüm halk kesimlerine dayatılmasında ‘din’ daima önemli bir referanstır.
Din’i ve bir yandan da Atatürkçülüğü kullanan militer sistem, aslında hepsi kendisine bağlı olan çeşitli küçük iktidar odakları oluşturmuştur.
Bunların hepsini zamanı geldiğinde kullanır, hatta birbirleriyle kapıştırır.
Ve toplum bütün bunlardan habersiz bu iktidar odaklarının esareti altında, ama aslında tek bir güç tarafından yönetilir.
Geçtiğimiz günlerde BDP bana göre muhteşem bir sivil itaatsizlik örneği gösterdi.
Eşbaşkan Selahattin Demirtaş, “Hükümet tarafından gönderilen kadrolu imamların arkasında namaz kılınmaması” çağrısı yaptı.
Ve kadrolu imamların “Türkçülük, devletçilik, cemaatçilik” gibi misyonlarla görevlendirilmiş siyasi görevliler olduklarını söyledi.
Bu belirleme ve bu çağrı son derece önemlidir.
Çünkü “din” Kürdistan’da, Kürdistan’ın sömürgeleştirilmesi, Kürt halkının asimile edilmesi konusunda geçmiş tarihten bu yana yoğun olarak kullanılmaktadır.
Çok eskilere dönersek, Selçuklu sultanı Alparslan, kendisini bu topraklardan silmek isteyen Bizans imparatoru Romen Diojen’e karşı vezirini Kürt mirlerine göndererek, İslamiyet ortak bileşkesi çerçevesinde yardım sağlamış ve savaştan zaferle çıkarak Anadolu’ya yerleşmiştir. 16. yüzyılda, Yavuz Sultan Selim, halifeliği aldıktan sonra yine İslamiyet ortak bileşkesini kullanarak, İdris-i Bitlisi aracığıyla, çok sayıda Kürt birliğini yanına almıştır” (1)
“Türk yönetimlerinin Kürt’lere karşı İslamiyet ortak bileşkesini yoğun olarak kullandıkları dönemlerden biri de 2. Abdülhamit dönemidir. Abdülhamit’in hemen tamamı, Suni Kürt’lerden oluşan Kürt aşiret alayları uygulaması bunun bir örneğidir.
19. yüzyılın başlarından itibaren, özellikle Dersim-Malatya hattında Kızılbaş Kürt’leri hedef alan katliamlar, bu dönemden itibaren Türk-İslam kaynaklı bir etnik arındırma politikasına dönüşmüştür. Kaldı ki, yüzyılın ilk yarısında Süryaniler, Keldaniler ve Yezidi Kürt’lere yapılan saldırılarda ve Ermeni Soykırımında Osmanlı’nın milis kuvvetti niteliğindeki Hamidye alaylarının kullanıldığı da bilinmektedir.” (2)
Aslında bugünde aynı politikanın devam ettiği görülmektedir.
Kürdistan’da Fethullah Gülen cemaatinin olanca hızıyla örgütlendiği ve bu örgütlenmenin Kürt hareketine karşı ordu tarafından da desteklendiği açıkça görülmektedir.
Topluma adeta “düşmanmış” gibi sunulan Gülen cemaatti, Kürdistan’da devletin “yedek gücü” olarak faaliyet yürütmektedir.
Tüm bu nedenler göz önüne alındığında, BDP’nin çağrısının ne kadar anlamlı olduğu ve ne kadar da önemli bir sivil itaatsizlik örneği olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır.
BDP bu tavrıyla İttihatçı, Türk-İslam Sentezci yerleşik politikalara net bir tavır almıştır.
(1), (2) Mehmet Bayrak, Etno Dinsel Arındırma, Tek Tipleştirme ve Türk İslamlaştırma makalesinden alıntı
Not: SDP li arkadaşlarımızın yarın duruşmalarında dayanışma gösterelim.
12 Nisan 2011/Özgür Gündem
{jcomments on}


