İster Galatasaray Başkanı ol ister Çolak Semai’nin bitirimhanesinde ayakçı.. Bir er kişi, başkalarının işini verdi mi ona “delikanlılık” denilen güzellikler âleminde iyi gözle bakılmaz.. İspiyonculuk erkeklik ayıbıdır ki kayda geçti mi bir daha silinmez..
Seyrantepe’deki “Islıklama Vak’ası” daha çok su kaldıracağa benzer..
Vukuat mahalline “Seyrantepe” demem dil sürçmesinden değil.. Gidişatın icap ettirmesinden..
Otuz bin kişi bir hamlede hükümet adamlarını ıslıklasın, yetmedi “yuuuh!” çeksin.. O da az geldi.. Topluca “Dağ başını duman almış..” marşını söylesin..
Potkan sıkıyorsa sen o saatten sonra o araziye “Aslantepe” de.. Neresinden baksan bu laf, “eylemciler adına yardım ve yataklığa” girer..
Orta yerde “üç beş kendini bilmezin ıslıklaması..” denip geçilecek bir durum yok artık..
Özellikle de Adnan Başkan çıkıp “Suçluları teker teker tespit edip, bulacağız..” demişse..
***
Bu lafın meali budur..
“Protestocuları biz tespit edeceğiz, hepsinin işini vereceğiz..”
Kime? Hükümet adamlarına..
Niye? Gereğini yapsınlar diye..
Hapse mi tıkarlar, falakadan mı geçirirler.. Gayri gerisi onların bileceği iş..
Ben aşırı iyimser roman karakteri Polyanna gibi bardağın hep dolu yanına bakanlardanım.. Belki karakterimin pozitif yanından belki de gerçek Polyanna’nın (*) annemin teyze kızı olmasından..
(*) Tarihe not: Polyanna aslen Konya’nın Yeniceoba ilçesindendir.. Anamın teyze kızı Pule Anne, Danimarka’da yaşayan küçük oğlunun yanına gidip orada yerleşmişti..
Frenklerin dili dönmediğinden kendisine Polyanna dediler..
İYİMSERİM AMA..
Bardağın dolu tarafından baktığımda şunu görmüştüm..
Fenerlisi, Beşiktaşlısı Seyrantepe Vak’ası’ndan sonra hissiyatını internet üzerinden dile getirmiş..
Getirirken de Galatasaray seyircisine “aferin” demiş..
Bu ilktir.. Birbirinin kanlısı üç büyük takımın taraftarı ilk defa bir konuda aynı sesi çıkarıyor.. Biri diğerine sövmüyor, tam tersine çapik vuruyor..
Siz hiç Fenerbahçe aidiyetindeki birinin durduk yere “Helâl olsun Galatasaray seyircisine..” dediğini duydunuz mu?
Ben de duymamıştım.. Ama şimdi internette kaydı var..
Beşiktaş Çarşı da öyle..
Adı üzerine Çarşı.. Hesaptan kitaptan anlarlar..
“Stadyumu yaptılarsa babalarının parasıyla mı yaptılar..” itirazı oradan geliyor..
“Adnan Bey yönetiminin cebinden beş kuruş çıkmadı ama bu kadar taraftarın vergisi nereye gidiyor?” diye soran “Ömür boyu bu stadın diyetini mi ödeyeceğiz?” diye sızlanan Galatasaray taraftarına arka çıkıyorlar..
Allah! Bizim memlekete bir haller oluyor..
Ancak hesap doğru..
Galatasaray’ın terk ettiği Ali Sami Yen arazisi 430 milyon dolardan başlamak üzere satışa çıkıyor..
Stadyuma harcanan iki yüz küsur milyon dolar..
Bakkal hesabıyla bile “âcizlerdi, çaresizlerdi..” diye tarif edilen Galatasaray yönetimi zararda..
“Hükümet adamları çevredeki yolları da biz yaptık.. Toplam harcama dört yüz milyon dolar..” diye başka bir hesap çıkarıyorlar..
Galatasaray yönetiminden biri de çıkıp “O yollardan Fenerlisi, Beşiktaşlısı, Bursalısı da geçmeyecek mi?” diyemiyor..
Kendi namıma konuşup, babalanmanın zamanıdır..
O yollar hazinenin parasıyla yapıldıysa içinde benim de vergi payım var.. Madem“biz yaptık, kimsenin bir Allah kuruşu yok..” diyorsunuz.. Paramı geri verin..
***
Adnan Bey yönetimi kendi arasında meşveret kurdu..
O sırada hükümetin başında duran “Seyrek Bıyıklı Kırgın Şahsiyet” başka bir yerde konuşuyordu..
Kalbi kırılan odur.. O bile son derece mülayim geçiştirdi vak’ayı.. Olur böyle şeyler, dercesine.. Zamanla değerimiz anlaşılır, mealinde..
Meşveretten çıkan Adnan Bey ise kendine “Seyrantepe Aslanı” şekli yapmış kükrüyordu..
“Bunları yapanlar Galatasaraylı olamaz..”
Daha bir gün önce televizyonlardan stadyumun kapasitesi hakkında bilgi verirken, açılış törenini kimlerin izleyeceğini anlatan sanki bendim..
EN SEÇMELERİ
Elli dört bin koltuk varmış.. Yöneticiler, emeği geçenler, eski ve yeni sporcular, eski ve yeni yöneticiler.. Kombine bilet alarak takıma sadakatlerini ispatlayanlar..
Yani camianın en seçmeleri..
Geriye on iki bin koltuk kalıyormuş.. İki yüz bin talep varmış.. Ne yapacaklarını şaşırmışlar.. (TOKİ adamının söylediği şaşkınlık hali de buydu işte..)
Başkan’ın bir gün önceki lafları doğruysa Galatasaray camiasının en seçme bireyleri açılıştaydı.. Hepsi de toplu eylemin potansiyel sanıklarıdır..
“Açılışa gelip de ıslık üfürenlerin” taraftarlığından, cibiliyetinden şüphe ediyorsa, onları oraya bizzat kendisi davet etti..
O zaman da protesto suçunu işleyenleri organize eden kendisi, yönetimi.. Orta yerde aleni bir “yardım ve yataklık..” hali var anlayacağınız..
Hangisi doğru acaba?
Stadyumda kulübün iki yüz, polisin de kırk kamerası varmış.. Bunları birlikte izleyecekler..
Kim hükümet adamlarını incitmek niyetiyle “ıslık üfürüyorsa” onları kombine numaralarından birer birer tespit edeceklermiş..
Hepsinin işini polise vereceklermiş..
Artık liste yirmi bin kişilik mi olur, otuz bin kişiye mi dayanır bilemem..
Hayırlısı olsun.. Bu sayede Galatasaray camiası da kendisini ihbar eden bir başkanı ilk kez görmüş olacak..
Merak ettiğim ise kendi Başkanı tarafından polise ispiyonlanan taraftarın başına ne geleceği..
***
Onun da sanal kurgusunu yaptım..
İlla ki bir isim çetelesi tutup “İşte yüksek şahsınıza karşı üfürük çalanların esame listesi..” diye verecekler ya!
O saatten sonra top yargıda olacak..
Esame listesini alan savcılar, şüpheli Galatasaraylılar için “yakalama kâğıdı” çıkaracaklar..
O mübarek günde hükümet adamlarına ille de TOKİ adamına aykırı giden kim varsa toplatacaklar..
Ele geçenler ilk sorgularından sonra “Ergenekon Davası”na katılacaklar.. Tutuklulukta sınırlama on sene..
Dayanırlarsa 2021’de hepsi yeniden Aslantepe’de.. Dert değil.. Sayılı günler çabuk geçermiş..
19 Ocak 2011/Vatan
{jcomments on}