İçerik
Derlemeler
Kültür - Bilim
İkinci dalga sanatçı ekibi için notlar - Kanat Akkaya
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Başbakan Erdoğan’ın sanatçılarla yapacağı ikinci toplantıya katılacak isimlerle ilgili “ön bilgi” verdi.
Bu kez ağırlık sinema sanatçılarına verilmiş Dolmabahçe resepsiyonunda.
Çelik’in verdiği kesinleşmemiş davetli listesinde Fatma Girik, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Kadir İnanır, Cüneyt Arkın, Ekrem Bora, Kenan İmirzalıoğlu, Necati Şaşmaz, Hülya Avşar, Cem Yılmaz, Demet Akbağ ile yönetmenlerden Nuri Bilge Ceylan, Osman Sınav, Sinan Çetin, Mahsun Kırmızıgül var.
Tarık Akan’ın “Çağırsalar da gitmem” tavrını doğru bulmadıkları için çağırmayı düşünmediklerini söylemiş Çelik.
Bu noktadan hareketle Tekel eylemine Tarık Akan’la beraber katılan Rutkay Aziz’in çağrılmayacağını da anlıyoruz.
Kadir İnanır’ın “Bilmeden konuşuyorlar, kafamı bozuyorlar. Zaten hamsi de azalmış, savulun uleyn!” çıkışı da ilginç. Kadirizm bence Dolmabahçe’de kesinlikle hazır bulunmalı.
* * *
Kadroda oluşan eksiklikler için farklı disiplinlerden ünlü isimler çağırılacaksa iki taze öneri getirebilirim.
Birincisi “evlilik programında” Başbakan’ı eleştiren konuğu “Dangul dungul konuşuyor ya; dangalak dangalak” diyerek sepetleyen, ‘homofobik/muhafazakâr’ çıkışlarıyla da ses üstüne pes getiren Esra Erol.
İkincisi “1071” şarkısıyla beni benden almış olan Nihat Doğan.
“Ülkem bu haldeyken ilişki yaşayamam” demeciyle memleket sevgisini ne kadar içselleştirdiğini göstermiş olan Nihat Doğan son olarak “Avrupalı koyun ile yerli koyunu gözünden ayırt ederim” demiş.
Canlı yayında koyuna bakıp “Konya’dan bu koyun” tespitiyle sözünün eri olduğunu kanıtlayan Nihat Doğan bu toplantıya katılmalı.
İlk toplantıya katılmış mıydı yoksa?
Olsun, katıldıysa da yine katılsın, hep katılsın.
Benim gibi insanlıktan, hayattan, dünyadan umudunu kesmiş kitlelerin böyle şoklama yapacak fikir önderlerine ihtiyacı var.
* * *
Toplantıya katılan sanatçılardan bazı beklentilerim de var.
Mesela Nuri Bilge Ceylan, Dolmabahçe resepsiyonundan hareketle “Dolma”, “Bahçe”, “Resepsiyon” diye bir üçleme çıkarabilir.
İlk film “Dolma”, 42 dakikalık bir yaprak sarma sahnesiyle açılır vesaire vesaire. Seyrederiz, beğeniriz.
Mesela Sinan Çetin/Osman Sınav/Necati Şaşmaz/Cem Yılmaz/Kenan İmirzalıoğlu/Mahsun Kırmızıgül’ün mikserde karıştırılmalarıyla elde edilecek enteresan kokteylden “Kürtler Vadisi: Yahşi Demokrasi” şeklinde hem reyting garantili, hem eğlenceli, hem dramatik bir dizi elde edilebilir.
Seyredenlere daha sonra “Sabırlı Vatandaşmışsın Helal Olsun Beratı” dağıtılır filan...
* * *
Dikkat edilmesi gereken son bir nokta var, onu da işaret edip kaçayım:
Cüneyt Arkın da çağırılıyor Dolmabahçe Sarayı’ndaki resepsiyona.
Benim bildiğim/tanıdığım “Malkoç”, saray/burç/kule/han/garnizon gördüğünde dayanamaz dağıtır.
Kılıçarslan filminde pençeyle burç delmiş, kafayla kale kapısı açmış, bu esnada da tek okla 20 çipil figüran devirmiş Cüneyt Baba’dan söz ediyorum burada.
Cüneyt Baba’da model böyle, bu halini seviyoruz zaten.
Havaya girerse Dolmabahçe, Paşabahçe tanımaz dağıtır, ona göre!
4 Mart 2010 /Hürriyet
{jcomments on}


