Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Anasayfa İçerik Derlemeler Kültür - Bilim 17 yıldır gözümüzün içine bakan Madımak - Nihal Kemaloğlu

17 yıldır gözümüzün içine bakan Madımak - Nihal Kemaloğlu

Pembe boyalı Otel Madımak'ın beyaz tüllü pencerelerinden üstümüze doğru sıcak küller savruluyor.
17 yıla inat, bir katliam mekanı azametiyle yükselen bina, artık değiştirilmeyen bu haliyle belleğimizde çoktan 'unutmamanın mekanı' oldu.
Modern zamanların 'Kerbelası' Madımak katliamı, kendisinden önceki ve sonraki
katliam tarihimizdeki cismini Otel Madımak'la koruyor.
İbretin ve utancın mekanı üzerindeki otel tabelasıyla Sivas'ın merkezinde tadil edilmiş imajıyla 17 yıldır ruhsal tacizine devam ediyor.
Madımak katliamında öldürülen 37 kişinin anısı adına kendi tarihinin yegane kamulaştırmasını yapacak hükümet, yine bu yıl da bin dereden su getirerek kamulaştırmayı yetiştirmedi. 
Daha iki hafta önce Devlet Bakanı Faruk Çelik, otelin kamulaştırılması için kaynak ayrıldığını açıkladı.
1993'ten beri Alevi yurttaşların devletten müze olmasını talep ettiği otel, geçen sene internette satılığa çıkartıldı.
İnternet ilanında 'son derece merkezi yerleşime sahip olan otel, değerli bir gayrimenkul olarak yeni sahibini beklemektedir ve Sivas'ımızın tam kalbinde yer almaktadır' ifadeleriyle mekana 9 milyon 950 euro fiyat konmuştu.
Madımak'ın toplumsal iç bulandırıcı bir 'marka' değeri olduğu ve Sivas'ın kalbinde de büyük sıkıntılı yer doldurduğu doğruydu.      
Yangın sonrası onarılan otel işletilmeye devam edilirken giriş katında açılan kebap salonu- et lokantası 2009'a kadar tam 14 yıl hizmet verdi.
37 yazar, sanatçı, ozan ve semahçının can verdiği binanın badanalarının altında duran 'yanık kan' temizlenemedi.
Hatırlamanın ve hatırlatmanın ülkeyi bölücü etkisi bahane edilerek toplumsal bellek kayıtlarından çıkarılmaya çalışılan Madımak katliamı, o kebap salonuyla derinden içimize yerleşti.
Bu arada geride kalan 17 yıl, 'ötekileştirme' tarihimizin altın sayfalarıyla doldu, toplumsal tahammülsüzlüğümüz karşılıklı bilendi, zirvelere çıktı ve artık inmiyor.
Devletin Madımak Oteli'ni müze yapmaya varmayan eli 'Alevi açılımı' yapmaya kalkınca havada kaldı.
Geçmişin acılarına dokunmadan, ölenlerin aziz hatıralarına saygı göstermeyen hamaset muhakkak yolda kalacaktı.
'Canlar yakan' tarih 2 Temmuz, yarın yoğun güvenlik önlemleri ve mobeselerle döşenmiş Sivas'ta anılacak.
Olağanüstü güvenlik önlemleri ironik biçimde, ekranlardan canlı yayın izlediğimiz katliama geçit veren resmi döneme atıfta bulunuyor.  
Başbakan Çiller'in 'Şükür ki dışarıdaki vatandaşlarımızın (beş bin kişi) burnu kanamadı' açıklaması bugün dahi kulaklarımızda zonkluyor.
Ayrıca kamulaştırılınca Madımak Oteli'nin ne yapılacağıyla ilgili tartışmaların içtenliği şüphe uyandırıcı.
Devlet müze yapmama direncini koruyarak yine ideolojik 'unutturma' eğiliminde.  
Kütüphane, park, sanat evi, kültür merkezi ya da bir köşesinde anı evine çevirme projeleri Madımak'ın müze yapılmasına karşı önerileri olarak sıralanıyor.
Ama 17. yılda belleğimiz pembe boyalı, tül perdeli, 5 katlı her türlü projeye elverişli mekanı, 37 canın alındığı 'katliam mekanı' olarak çoktan kaydetti.

1 Temmuz 2010/Akşam

{jcomments on}