Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Temel ideolojik yönelimler

İdeolojik miras ve 21. yüzyıl sosyalizmi
Bilimsel Sosyalistiz. Marx-Engels, Lenin ve Mao Zedung’un sosyalist kurama yaptıkları katkılardan oluşan ana hattın devamcısıyız. Emekçilerin ve onların öncülerinin, 160 yıldır tüm dünyada giriştikleri kapitalizmi aşma ve sosyalizm yolunda ilerleme pratikleri, hataları ve sevaplarıyla mirasımızdır. Bu pratiklerden dersler çıkaracağız, ama geçmişe takılıp kalmayacağız. Kendimizi geçmişteki tartışmalardan kaynaklanan saflarla tanımlamıyoruz. Geçmişimizi miras kabul ediyoruz ve sosyalizmin yeni dalgasının pratiğine ve analizine yöneliyoruz.

Öncü sınıf: Proletarya
Sosyalizm sınıflı toplumdan, sömürüden ve her türlü eşitsizlikten kurtulma, yepyeni bir dünya uygarlığı kurma çabasıdır. İnsanlık, tarihte ilk kez, gerçek bir dünya uygarlığının, binlerce yıllık ütopyalarının gerçeğe dönüşebileceği bir dönemin eşiğine gelmiştir. Burjuvazi, insanlığın temel çelişmelerini çözme ve ihtiyaçlarına yanıt verme potansiyelini tamamen yitirmiştir. Küresel burjuvazi tarihin gördüğü en yıkıcı sınıftır; sadece toplumu değil, doğayı da yıkıma uğratmaktadır. Günümüzde tabanı iyice genişlemiş, çeşitlenmiş ve dünya çapında bir güce erişmiş olan proletarya ise yapıcı ve kurucu bir sınıf olarak yükseliyor. Emeğin diğer katmanlarını da çevresine toparlayabilen, giderek tüm insanlığı kurtarabilecek ve yeni dünya uygarlığını kurabilecek öncü sınıf proletaryadır.

Ezilen halkların potansiyelleri
Yepyeni bir dünya uygarlığı, yani sosyalizm, insanlığın bugüne kadar yarattığı birikimin yoğunlaştığı ezilen dünya halklarının ayağa kalkmasıyla, kapsayıcı, olgun, bilge ve yapıcı bir devrimcilikle gerçekleşecektir. Bu nedenle Avrupa merkezci anlayışlara ve modellere karşıyız. Avrupa merkezcilerin 'geri' dediği ezilen halklar, Batı’yı da kucaklayacak ve kurtaracak olan, kapitalizmi aşma, 'daha ileri'yi, yani sosyalizmi kurma potansiyelinin esas kaynağını teşkil ediyorlar. Sosyalizmi; Batılı halkların yarattığı, ama günümüzün çürümüş kapitalist-emperyalist sisteminin reddettiği birikim de dahil olmak üzere, insanlığın sınıfsızlık mücadelesinde yarattığı tüm birikimi sahiplenen, harmanlayan, damıtan ve aşan dünya çapındaki kapsayıcı bir sentez çabası olarak anlıyoruz. Önemli bir sınıf mücadelesi birikimine yaslanan bir coğrafyada yaşıyoruz. Coğrafyamızın halklarının mücadele birikimi ile birleşeceğiz ve o birikimi daha ileriye taşıyacağız. Dünya çapındaki sosyalizm sentezine, coğrafyamızın katkısını örgütlemenin politikasını yapacağız.

Anti-emperyalizm
Anti-emperyalizm, çeşitli güç odaklarını değerlendirirken kullandığımız temel politik kıstasımızdır. Bugün ülkemiz ve bölgemiz, başta ABD olmak üzere emperyalist güçlerin yoğun bir saldırısıyla karşı karşıya. Emperyalistler, gerek çıplak güç kullanarak, işgal ederek; gerekse yerli işbirlikçilerini kullanarak; halkları bölerek, birbirine düşürerek bölgeyi kendi çıkarları doğrultusunda yeniden düzenlemeye çalışıyorlar. Öne çıkan sorun bu emperyalist projeyi boşa çıkarmaktır. Bu emperyalist saldırıya karşı mücadele eden bütün güçler dostumuzdur, bu projeyle işbirliği yapan güçler ise düşmanımız. Bölgede gelişen her türden emperyalizm karşıtı mücadeleyi ortak mücadelemizin parçası olarak görüyoruz. Başta ABD olmak üzere emperyalistler ve yerli işbirlikçileri, politik mücadelemizin baş hedefidir.

Emekçi aydınlanması
Burjuva uygarlığının şafağında Modernizm, Bilimsel Devrim ve Aydınlanma, insanlığa büyük kurtuluş umutları, büyük çözümler ve yepyeni bir toplum ve evren modeli sundu. Aydınlanma, insanın kendi kaderini kendi ellerine alma mücadelesindeki en önemli kilometre taşlarından ve bilimsel düşüncenin binlerce yıllık dinsel düşünceye karşı en büyük zaferlerinden biridir. Günümüz burjuvazisi ise, gençlik dönemindeki bütün bu niteliklerini küpeşteden attı. Burjuvazi insanlığa ancak teknolojik bir 'yeni ortaçağ' vaat edebiliyor. İnsanlığın, burjuva aydınlanmasının sınırlılıklarını aşan yeni bir aydınlanma atağına ihtiyacı var. Bu da ancak emekçi sınıfların öncülüğünde gerçekleşebilir.

Emekçi aydınlanması, emek-sermaye çelişkisinin emek lehine çözülerek ortadan kaldırılması zemininde oluşacaktır. 'Aşağıdan yukarıya' bir nitelik kazanacaktır; yani toplumun kendi pratiğiyle köktenci bir biçimde dönüşümü olacaktır. Emekçi aydınlanmasının laiklik ilkesi, bilimsel düşünce ve yöntemin toplumsallaştırılmasıdır. Bu ilke, din-Bilim çatışması zemininde değil, toplum-bilim çelişkisinin uyumlu bir biçimde çözülmesi zemininde hayat bulacaktır.

Ezilen ulusların/halkların kardeşliği ve eşitliği
Kimliğimizin esasını, şu veya bu milliyetten, kavimden, mezhepten olmak değil, emekçi olmak veya emekçiden yana olmak belirler. Halkları birbirine düşman yapan, emperyalist planlara hizmet eden her türden milliyetçiliğe karşıyız. Türk, Kürt, Arap, Fars… bütün uluslar/halklar kardeştir ve aynı temel haklara sahiptir.

Türkler ve Kürtler, iç içe geçmiş, aynı vatanı paylaşan, gelecekleri ortaklaşmış, eşit haklara ve sorumluluklara sahip iki kardeş ulusturlar. Hedefimiz, emperyalist dayatmalara ve kışkırtmalara göğüs gererek bağımsız bir vatanı, yeni bir ülkeyi, ortak bir emekçi cumhuriyetini birlikte kurmaktır.

Ulusların ve halkların kendi kaderlerini tayin hakkını kayıtsız şartsız savunuruz. Ancak, emperyalist istila ya da güdümleme altında gerçekleşen siyasi çözümlerin bu hakla hiçbir ilgisi yoktur. Halkların özgür iradesi ancak emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı mücadele içinde açığa çıkar.

Devrimcilik, bağımsız politika
Reformcu değil, devrimciyiz. Hedefimiz, burjuva iktidarın devrimci tarzda alaşağı edilmesinin yolunu döşemektir. Her türlü burjuva ve gerici güç odağıyla ve devletle arasındaki sınırları kalın hatlarla çizen, başta proletarya olmak üzere emekçi kesimlerin bağımsız siyasi hattını oluşturan bir çizgiyi savunuyoruz. Emekçilerin iktidarı, ancak dünya kapitalist-emperyalist sisteminden kopmakla mümkündür. Türkiye emekçilerinin sorunlarının çözümünü AB gibi emperyalist projelerle entegrasyonda ve burjuva 'demokratikleşme' sürecinde arayan politik anlayış bize tümüyle yabancıdır.

Politika arenasına müdahale edebilecek bir odak yaratmak
Günün ihtiyacı ve dolayısıyla görevi, politik süreçlere müdahale edebilecek bağımsız, devrimci, emekçi, sosyalist bir odak yaratmaktır. 'Sol' liberalizme ve her türden milliyetçiliğe karşı çıkan geniş bir devrimci kitle, bugün çeşitli sosyalist örgütlere, gruplara ve çevrelere dağılmış durumda. Bu dağınık güçlerin birleştirilmesi, böylece ülkenin politik arenasına müdahale edebilecek bir toplam yaratılması can alıcı bir görevdir. Bu yakıcı görev doğrultusunda çalışacağız ve bu tür girişimlere destek vereceğiz.

YARINLAR