Anasayfa İçerik Derlemeler Kadın Şefika Etik'i bir kez daha öldürdünüz! - Mehveş Evin

Şefika Etik'i bir kez daha öldürdünüz! - Mehveş Evin

Şefika Etik’i hepiniz tanıyorsunuz... 6 Ekim 2011’de, kocasının 20 bıçak darbesiyle katlettiği iki çocuk annesi, Habertürk gazetesinin sürmanşetine taşıdığı cansız bedeniyle günlerce konuşulmuştu. 

Ne var ki Şefika Hanım’ın katilinin yargılandığı ilk duruşma, aynı ilgiye mazhar olamadı! HT, haberi “içeride” tutarken pek çok gazete ve TV, haftalarca tartışılan, “kadına karşı şiddete simge” haline gelen Etik’i unutmuştu bile. 

Zaten sorun tam da burada düğümlenmiyor mu? Medya, kadına şiddet meselesinde bir gram ilerleme kaydetmeye niyetli olsa, bu davanın takipçisi olurdu... Kadın cinayetlerinin salt adli bir suç değil, aynı zamanda bir nefret suçu olduğunu bilir, haberi buna göre değerlendirirdi. 

“Daha fazla kadın ölmesin, dövülmesin, şiddet görmesin” temennileri ancak o zaman samimiyet içerirdi! 

Yalanlar ceza indirimi için 
Peki medyanın unuttuğu Şefika Etik davasında neler oldu? Avukat Meriç Eyüpoğlu’nun belirttiği gibi, sanki katil kocanın değil, öldürülen kadının yargılandığı bir davaydı bu... 

Bir kez daha, hepimizin iyi bildiği bir dekor kuruldu. Sanığın hafif cezayla kurtulabilmesi için her şey, hunharca öldürülen kadının “bunu nasıl da hak ettiği” üzerine kuruldu! 

- Manisa’da görülen davada dinlenen tanıkların hepsi, sanık İbrahim Etik’in akrabaları ve çocuklarıydı. Düşünsenize, baba anneyi katletmiş, bir de utanmadan çocuklarını “tanık” sıfatıyla mahkemeye çıkartıyor! 

- İbrahim Etik’in 20 bıçak darbesine savunması “anlık öfke”ydi... Tabii ki o meşhur “erkekliğe hakaret” iddiasını da öne sürdü. Evi yakmanın bahanesi ise “hızını alamamak”tı! 

Emsal teşkil etsin 
- Oysa iddianamede, sanığın önceden eve benzin getirip sakladığı ve “aile meclisinde” konuşulduğu yer alıyor. Yani tasarlayarak ve bilerek işlenmiş bir cinayet bu. İfadeler, hukukumuzun yüz karası “namus” ve tahrik” indirimlerinden yararlanmak üzerine kuruluydu. 

- Tahrik indiriminden yararlanmak için ölen kadının “birden fazla erkekle mesajlaştığı” ve “aldattığı” öne sürüldü. Böylece Şefika Hanım’ın ölüsü, bir kez daha çiğ çiğ çiğnenmiş, ayaklar altına alınmış oldu. 

- Davaya müdahil olmak için dilekçe veren kadın derneklerine göre, bu dava da kadına yönelik aile içi suçlarda emsal teşkil etmeli. Şefika Hanım’ın avukatları ise Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın bu davada yaşananları ihbar kabul etmesini istiyor. 
Bir sonraki duruşma 21 Mart’ta. Ben de o tarihte Manisa’da olacağım. “Kadına şiddete son” diyenler kimlermiş, görelim! 

BAKAN ŞAHİN’E SORULAR: NİKÂHSIZ KADIN ÖLSÜN MÜ? 
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, geçen hafta kadın örgütü temsilcileriyle bir araya geldi. Zira kadın örgütleri, Meclis’e sunulmak üzere hazırlanan “kadın ve aile içi şiddet” taslağını yetersiz, hatta sorunlu buluyor. Kadınların büyük ümitler bağladığı Bakan Şahin’e soruyorum: 

- Bu görüşmelerin neticesinde ne oldu? 

- Kadın derneklerinin itiraz ettiği maddeler arasında, mülki idare amirlerine fazla yetki verilmesi var. “Önleyici tedbir kararı” yetkisinin mahkemeden alınıp valiye, kaymakama verilmesi, adaleti ve tarafsızlığı nasıl etkiler? N.Ç. ve Siirt örnekleri varken, acaba mülki amirlere bu yetkiyi vermekteki ısrar niye? 

- Yeni taslakta, boşanmalar da arabuluculuk yasa tasarısıyla birleştiriliyor. Acaba kadına şiddeti, arabuluculukla halletmeye çalışmaktan daha etkin bir yöntem yok mu? 

- Taslağa göre, önleyici tedbir kararlarının ihlali halinde erkeklere verilecek cezalar indiriliyor! Hatta bir daha şiddet uygulamayacağını beyan eden erkeklerin cezası, kaldırılıyor! Taslağın böyle yasalaşması durumunda, hapisten çıkan erkekler kadınları öldürdüğünde, hesabını kim verecek? 

- En fenası, taslakta kadının nikâhlı olmadığı hallerde, korumadan çıkarılma ihtimali... Acaba bu durum, nikâhsız birliktelikleri artıracağı gibi, nikâhsız kadına ayrımcılık ve toplumun dışına itme anlamına gelmiyor mu? Nikâhsız kadın ölsün mü?

25 Ocak 2012/Milliyet