Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Yükselen faşizme karşı kardeşlik barikatı!

drtylOlayları provoke eden başlıca unsurun yılların namlı faşisti MHP ve paramiliter Ülkü Ocakları olduğu açıktır. Irkçı saldırganlığın karşısında gerekli önlemleri bilinçli bir biçimde almayan AKP ise yaşananlardan en az faşistler kadar sorumludur.

Geçtiğimiz günlerde Hatay Dörtyol ve Bursa İnegöl'de yaşananlar Kürt meselesinde gelinen noktanın hassaslığını bir kez daha gözler önüne serdi. Memleketin iki ucunda cereyan eden ırkçı saldırılar ve egemenlerin bu saldırıları meşrulaştırmadaki çabası bizi, kardeş iki halkın bir arada yaşama zeminini ortadan kaldırmaya çalışanlara karşı mücadeleyi yükseltmeye çağırıyor.

Olayları kısaca hatırlayacak olursak ilk olarak; Devlet Bahçeli’nin Bursa İnegöl’de yaptığı referandum mitinginin akşamında, İnegöl'ün Orhaniye Mahallesi'nde Kürt bir minübüs şöförünün önünü kesip 'bir daha buradan geçmeyeceksin' şeklinde tehditler savuran faşist gruba Kürt gençlerinin müdahale etmesi ile kavga çıktı. Olay yerine gelen polisler 3 Kürt gencini gözaltına aldı. Olayın ardından mahallelerde ırkçı provokasyona çıkan 3000'e yakın faşist karakolun önüne geldi. Burada gözaltına alınan gençlerin kendilerine verilmesini isteyen linççi güruh “Burası İnegöl buradan çıkış yok” sloganları attı, ardından da yürüyüşe geçti. Faşistler yol boyunca Kürtlere ait olduğu bilinen evleri taşladılar, araçları ateşe verdiler. İkinci olay ise Hatay Dörtyol'da ise bir polis aracına düzenlenen saldırının ardından patlak verdi. İlçede toplanan çok sayıda ülkücü faşist yine Kürtlere ait ev ve işyerlerine saldırdı. BDP ilçe binasına da gelen faşist güruh, binayı önce taşladı ardından da ateşe verdi. Polis ve jandarmanın göstermelik bir müdahalede bulunduğu faşist gruplar yaklaşık 50 işyerini yaktı. Irkçı saldırılar nedeni ile korku ve tedirginlik içerisinde kalan Kürt yurttaşlar, devletin kolluk güçlerinin saldırılara karşı seyirci kaldığı Dörtyol'da kendilerini savunabilmek için mahallelerine çekildiler ve kendi barikatlarını kurdular. Olayın ertesi sabahında ise faşist gruplar ve Kürtler arasında çatışma çıktı ve ilçenin Çerkez Kızı mevkiinde Kürtlere yapılan silahlı saldırıda 2 kişi yaralandı.

Olaylar süresince devlet ve medyanın faşistleri koruyup kollama konusundaki üst düzey çabası gözlerden kaçmadı. Haber bültenlerinde “tepkisini ortaya koyan masum vatandaş” olarak gösterilmeye çalışılan ülkücü faşistlere devlet erkanınca da arka çıkıldı. İçişleri Bakanı Beşir Atalay'a göre İnegöl’deki olayları “birkaç amigo” provoke etmişti. Bursa valisi Şehabettin Harput'a göre bu gözü dönmüş ırkçılar aslında "vatanını ve milletini seven" masum vatandaşlardı. Dörtyol'daki olaylar için MHP Hatay il başkanının ‘haklı bir infial’ deme cüreti ise medyada oldukça normal karşılandı. Kolluk kuvvetlerinin her iki olaydaki tutumu da, devletin faşistlere müdahalede bulunmakta nasıl imtina ettiğinin kanıtıydı. Kürtleri faşistlere karşı korumaya tenezzül etmeyen kolluk kuvvetleri, iş saldırıların üzerine ilçeye ziyaret için BDP konvoyuna geldiğinde bütün cevvalliğiyle heyetin karşısına dikildi. Hatay Valisi Celalettin Lekesiz; yaptığı açıklamayla BDP’lileri ilçeye sokmayacaklarını, bu konuda ısrarcı olunması halinde ise güvenlik ekiplerinin gerekli müdahaleyi yapacakları tehdidinde bulundu. Dörtyol'a vardığında karşısında AKP'yi bulan BDP heyeti geri dönmek zorunda kaldı.

Olayları provoke eden başlıca unsurun yılların namlı faşisti MHP ve paramiliter Ülkü Ocakları olduğu açıktır. Irkçı saldırganlığın karşısında gerekli önlemleri bilinçli bir biçimde almayan AKP ise yaşananlardan en az faşistler kadar sorumludur. Özünde; Kürt Hareketi'ni tasfiye etme operasyonu olan “Açılım” sürecinin başından itibaren, Kürt halkının mücadelesine karşı en “şahin” siyasi ve askeri baskıları uygulayan AKP iktidarı, bugün gelinen noktada bir halkı linçle karşı karşıya bırakmakta beis görmemektedir. Türkiye egemenleri bilmeli ki Kürt halkı yalnız değildir. Gün, faşist provokasyonların karşısında “Halkların kardeşliği” şiarını yükseltmenin günüdür, faşist provokatörler ise karşılarında her zaman Kürt halkına omuz vermiş sosyalistleri bulacaktır.

Faşizme ölüm!
Yaşasın halkların kardeşliği!

3 Ağustos 2010

YARINLAR{jcomments on}