Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Türban özgürlüğün değil kadının teslimiyetinin simgesidir!

turban_gundemTürban kadınlar açısından bir tercih değil dayatmadır. Üniversitelerde türbanın serbest bırakılması, kişisel tercih ve özgürlüklere açılan yeni bir kredi değil, kadınların özgürce giyinmelerinin yasaklanmasıdır. Asıl yasakçılık türban düzenlemesinin kendisidir.

Geldiğimiz aşamaya bakın! Türbanın üniversiteye sokulmasına itiraz edenler artık medyanın tamamında şiddetle ayıplanıyor, hatta meczup muamelesi görüyor. İlkokul çağındaki kız çocuklarını başını örterek okuluna götüren bazı adamlar memleketin namus algısında yeni bir eşik değeri belirleyerek tartışmayı yeni bir mevziye çekiyor. Referandumda hayır diyemeyenler, 9 yaşındaki kız çocuklarının örtünmesini iş edinmiş bu yobazların toplumun namus algısına ayar çekmesine itiraz edebilir mi? AKP'nin referandum taarruzuna 'yetmez' diye bağıranlar şimdi neye 'yeter' diyebilirler?

Türban kadınlar açısından bir tercih değil dayatmadır. Üniversitelerde türbanın serbest bırakılması, kişisel tercih ve özgürlüklere açılan yeni bir kredi değil, kadınların özgürce giyinmelerinin yasaklanmasıdır. Asıl yasakçılık türban düzenlemesinin kendisidir. Peki, kadının toplumsal rolünü bir tür cinsel tahrik nesnesi olarak belirleyen bu anlayış, üniversite çağına gelmiş bir insanın kişisel seçimi olamaz mı? Türban takan kadınlar bu seçimi, bile isteye, özgür iradeleriyle yapmıyorlar mı? Evet, türban tüm gerici içeriğine karşın, kişiler tarafından seçilebilir ve tercih edilebilir. Ancak bu seçim, yani bireysel olan toplumsal olanı kesinlikle belirleyemez. Bireysel tercihlerin toplumsal yaşama katılış biçimi tarih boyunca kimi düzenlemelere tabi kılınmıştır. Türban da bir zahmet bu düzenlemelere tabi olmak zorundadır. Özgürlük dediğimiz kavram, bir serbestlikler toplamı değil, bir toplumsal kısıtlamalar bütünüdür. Toplumsal yaşam içinde kimi kısıtlamalara tabi olduğumuz kabul edildiğinde özgürlük de anlamını neyin kısıtlandığında bulacaktır. Toplumsal yaşam açısından geri ve ileriyi belirleyen, serbesti ya da kısıtlamanın çokluğu, niceliği değil, niteliğidir. Bireysel tercihler asıl değerlerini içinde bulundukları toplumsal koşullarla bulurlar. Bugünün Türkiye'sinde basit bir kılık kıyafet özgürlüğü diye yutturmaya çalıştıkları türban serbestisi gerçek anlamını yarının Türkiye'sinin kentlerinde ve kasabalarında kadınların başlarını açmalarının fiilen yasaklanması olarak bulacaktır. Çoğu yerde başı açık kadın, namus sorgulamasına maruz kalacaktır. Bireysel anlamda sadece bir tercih olan türban, toplumsal anlamda kadının cinsel bir tahrik aracı olarak görülmesinin meşrulaştırılmasıdır.

Emperyalizm ve neo-liberal sistem, sorgulamayan, itiraz etmeyen, haline şükreden, kullaştırılmış bireylerden oluşan bir topluma ihtiyaç duyuyor. Mesele budur. Neo-liberal politikaların Türkiye halkının başına çöktüğü bu zamanların, toplumsal bir muhafazakarlığı beraberinde getirmesi şaşırtıcı değildir.  Türban, kadınların dini vecibelerinden biri olarak değil, Türkiye’de AKP eliyle uygulanan neo-liberal politikaların bir parçası olarak algılanmalıdır. Tayyip Erdoğan'ın da ilan ettiği gibi türban bir siyasi simgedir. Bu nedenle ele alınışı da siyasi olmalıdır. Türbanın temsil ettiği siyasi gelenek, adını yakın tarihimize Çorum'da, Maraş'ta, Sivas'ta katliamlarla yazmıştır.

Türbanın ülke gündemine son girişinde büyük rol oynayan CHP, açık ki bu hamleye karşı koyacak özne değildir. Ülkemizin AKP eliyle gün be gün köleleştirilip geriye götürülmesi projesine ancak devrimciler itiraz edebilir, ancak devrimcilikle direnilebilir. Karşı karşıya olduğumuz sorun, üniversite amfilerinde bir miktar türban takan öğrencinin bulunacak olmasına indirgenemez. Türban düzenlemesi çok daha kapsamlı bir projenin ayrılmaz bir parçası olarak Türkiye halkına kabul ettirilmeye çalışılıyor. Bugün bu projeye yalnızca türban gündeminde yüksek sesle konuşarak da duramayız. Gericiliğe karşı mücadele ancak emekçilerin ve emek eksenli bir siyasal hattın başarabileceği bir iştir. Bu gerçeği görmek ve böyle bir siyasal hatta mücadele etmek görevi önümüzde duruyor.

24 Ekim 2010
YARINLAR{jcomments on}

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99