
TEKEL direnişi ile artık geri döndürülemez bir hal alan işçi ve emekçi eylemliliklerinin burjuvaziyi ne ölçüde kıyamete yaklaştıracağı, önümüzdeki süreçte daha da keskinleşecek olan sınıf kavgasını daha yukarılara çekmekten geçiyor!
Yaklaşık iki yıl kadar önce, emekçi sınıflar 1 Mayıs için bir kez daha Taksim Meydanı’nı talep ettiklerinde, Tayyip Erdoğan’ın yanıtı “ayaklar baş olursa kıyamet kopar” olmuştu. Kendince, işçilerin ‘baş olmaya layık olmadığını’ dile getiren Erdoğan, aynı zamanda işçilere ‘ayak olmaya da mahkum olduklarını’ hatırlatmak istiyordu. Ağızdan çıkan o sözlerin arka planında ise tam anlamıyla bir sınıf içgüdüsü vardı: İktidarının kim tarafından yıkılabileceğini iyi bilen burjuvazinin sınıf içgüdüsü…
O günden bugüne iki yıl geçti ve Türkiye emekçileri ‘baş olmaya’ ve ‘kıyameti koparmaya’ niyetli olduklarını her fırsatta dosta düşmana gösterdiler. Özellikle 2009 yılının ikinci yarısından itibaren işçi sınıfı, ayak olmamak için, ayağa kalktı! Kamu emekçilerinin ‘toplu sözleşmeli grev hakkı’ için ülke çapında iş bıraktığı bir günlük grev ses getirdi. Henüz grevin yankılarını konuşuyorduk ki, TEKEL işçileri ‘konuşacak’ değil, ‘yapacak’ işlerin olduğunu hatırlatmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya geldiler. Kazanılmış haklarını burjuvaziye kolay kolay teslim etmeyeceklerini ilan eden TEKEL işçileri, Sakarya Meydanı’nı direniş alanına çevirip Ankara halkına bir demokrasi şöleni yaşattılar. Ankara’nın kışını Türk-İş’in önündeki çadırlarda geçirdiler ama direngenliklerinden çıkan sıcakla sadece Ankara’yı değil tüm ülkeyi ısıttılar. 1 Nisan’da bir günlüğüne yine geldiler ve işçi düşmanlarına inat, Haziran’da 2 günlüğüne, Temmuz’da 3 günlüğüne, Ağustos’ta ise bir daha geri dönmemek üzere Ankara’ya geleceklerini haykırdılar.
DESA Deri, Çemen Tekstil, Kurtiş Matbaası, Entes Elektronik, Grammer, Asil Çelik, Asemat, Şirin Tekstil, ATV-Sabah, E-Kart ve daha birçok direniş 2009 ve 2010’a damga vurdu. Uzun lafın kısası kıyametin alametleri artık saklanamayacak kadar çok ve büyüktü!
Şimdi bu alametleri biraz da büyütmenin ve herkese göstermenin zamanıdır. Kıyameti koparmak istiyorsak yapmamız gereken budur! TEKEL direnişi ile artık geri döndürülemez bir hal alan işçi ve emekçi eylemliliklerinin burjuvaziyi ne ölçüde kıyamete yaklaştıracağı, önümüzdeki süreçte daha da keskinleşecek olan sınıf kavgasını daha yukarılara çekmekten geçiyor! 17 Nisan, 1 Mayıs ve 26 Mayıs’ı bu bağlamda düşünmek ve bu üç kritik günü, adım adım kıyamete giden alametlerin ortaya çıkacağı günler olarak okumak gerekiyor!
İlk tarih 17 Nisan ve Eğitim-Sen’e bağlı kamu emekçileri tüm yurttan Ankara’ya “kamusal eğitim, kadrolu çalışma ve demokratik yaşam” için gelecekler! Özellikle “4/B, 4/C, sözleşmeli, geçici vb. çalışmaya son verilmesi, herkese güvenceli iş, kadrolu çalışma hakkı sağlanması” gibi talepler, TEKEL direnişinde somutlanan iş güvencesi taleplerinin emekçi sınıflar içinde ne kadar yayıldığını göstermesi ve sadece sloganlarda değil eylem pratiğinde de ‘sınıf dayanışması’nı göstermesi açısından oldukça kritik…
1 Mayıs, kendi başına bir gündem olarak bir asrı aşan bir süredir işçi sınıfının sözünün büyüdüğü bir kavga alanı olageldi. 2007’den bu yana ise, 1 Mayıs 33 yıl önce katledilen sınıf kardeşlerini anmak isteyen Türkiyeli emekçilerin AKP’ye meydan okuma günü… Bugün ise; 1 Mayıs’ın tarihsel anlam ve önemi, AKP’ye meydan okuma ile birleşmiştir. Ancak bugün için asıl önemli olan bu meydan okumayı sadece 1 Mayıs’ın tarihselliği ile birleştirmek değil; aynı zamanda yukarıda adı geçen somut eylem pratiklerinin üzerine inşa etmektir ki, önümüzdeki 1 Mayıs’ı kıyamet alameti yapacak şey de budur!
26 Mayıs ise, bütün bu eylemlilik sürecinin ülke çapında ve bütün sendika konfederasyonları tarafından desteklenecek bir grevle taçlandırılması olmalıdır! O zaman alametin büyüğü ne demektir, burjuvazi görecektir.
Güçlü bir 26 Mayıs’ın yolu, güçlü bir 1 Mayıs’tan, güçlü bir 1 Mayıs’ın yolu da güçlü 17 Nisan’dan geçecektir. O zaman önce 17 Nisan’da kamu emekçileriyle birlikte Ankara’da demokrasi şöleni yaratmaya ve yaşamaya!
11 Nisan 2010
YARINLAR{jcomments on}