7 Eylül 2010, Salı
   
Metin Boyutu

Arama

Pusulayı şaşırmamak için unutmamak gerek!

sivas_gndem_5

Tarih yeniden yaşanmaz ama pekâlâ yeniden yazılabilir ve bugün yapılan da bundan başka bir şey değildir. Türkiye toplumunda yüksel(til)en gericiliğin ve şovenizmin AKP iktidarıyla doruğa ulaştığı ve Fethullahçı örgütlenmenin devletin asıl sahibi olma konumuna yükseldiği şu günlerde Sivas katliamının tarihteki yeri de yeniden belirlenip, “masum” Türkiye sağı “faillikten” “mağdurluğa” terfi ettiriliyor. Eski Türk filmlerindeki “kötü adam” Ergenekon’da, “kandırılmış saf kız” da Türkiye sağında yeniden vücuda gelerek yutturulmaya çalışılıyor.

2 Temmuz 1993’te Sivas’ta insanlığın en kara günlerinden biri yaşandı ve 35 can kimi dumandan zehirlenerek kimi ise diri diri yakılarak katledildi. Katliamın failleri böylesi katliamlara yabancı olmayan bir siyasi geleneğin 1990’lı yıllarındaki temsilcileriydi. Türkiye sağı ve İslamcılar Maraş ve Çorum katliamlarına bir yenisini daha eklemişler ve düşmanları olarak gördükleri ilerici aydınların üzerlerine bir kez daha nefretlerini kusmuşlardı Madımak Oteli’nde.

Faşistlerin ve dinci-gericilerin her daim “devlet baba”nın koruması altında olduğu bilinen bir gerçekti ama bu gerçek, tarihin hiçbir döneminde Sivas’ta olduğu kadar pervasızlaşmadı. Katliamın yaşandığı sırada dönemin başbakanı Tansu Çiller’in “…neyse ki vatandaşlarımıza bir şey olmadı…” minvalindeki açıklaması, kendi patavatsızlığından öte, devletin kimleri “vatandaş” olarak gördüğünü de gözler önüne seriyordu.

Bugün ise Türkiye’nin İslamcıları ve hatta faşistleri demokrasi havariliğine soyunmuş durumda ve darbelere karşı demokrasi mücadelesi verdiklerini iddia ediyorlar. Kimi aklı evvel solcular da statüko dedikleri gölge ile savaştıkları için bu gerici odaklara örtülü destek veriyorlar. Türkiye’nin hem ideolojik hem de politik olarak yeniden yapılanması anlamına gelen Ergenekon sürecinde bu durum net biçimde ortaya çıkıyor ve Ergenekon denilen “şer odağı” Türkiye sağını temize çıkarıyor ve üstelik bunu Türkiye solunu Ergenekoncu ilan ederek yapıyor.

Tarih yeniden yaşanmaz ama pekâlâ yeniden yazılabilir ve bugün yapılan da bundan başka bir şey değildir. Türkiye toplumunda yüksel(til)en gericiliğin ve şovenizmin AKP iktidarıyla doruğa ulaştığı ve Fethullahçı örgütlenmenin devletin asıl sahibi olma konumuna yükseldiği şu günlerde Sivas katliamının tarihteki yeri de yeniden belirlenip, “masum” Türkiye sağı “faillikten” “mağdurluğa” terfi ettiriliyor. Eski Türk filmlerindeki “kötü adam” Ergenekon’da, “kandırılmış saf kız” da Türkiye sağında yeniden vücuda gelerek yutturulmaya çalışılıyor.

İşte, yutturulmaya çalışılanı yutmamak, hafızamızı her daim diri tutmak ve siyaseten sapıtmamak için unutmamak gerekiyor. Unutmamak ve unutturmamak… Biz, Türkiye’deki sağ siyasetlerin -az ya da çok- hepsinin eline devrimci, Kürt, Alevi, demokrat ve ilerici aydın kanı bulaştığını çok iyi biliyoruz, tıpkı o kanın hiçbir zaman çıkmayacağını bildiğimiz gibi…

Bu yüzden İslamcıları ve faşistleri iyi tanıyoruz.

Bu yüzden unutmuyoruz!

Bu yüzden unutturmuyoruz!

2 Temmuz 2009

YARINLAR

Yorum ekle


DERGİ ARŞİVİ

  • Dergi Arşivi

ANKET

Referanduma nasıl yaklaşmalı?

BİLİM VE GELECEK DERGİSİ

Reklam

BİLİM VE GELECEK KİTAPLIĞI

Reklam