AKP korkuyor, ama yeterince değil. AKP’ye, neo-liberalizme ve emperyalizme karşı emeğine ve geleceğine sahip çıkanlar 4 Şubat’ta, Perşembe günü genel greve çıkıyor! Memleketin siyaset sahnesinde kışın ortasında yeni bir perde açılıyor, bahar geliyor!
TEKEL işçilerinin mücadelesi yaklaşık iki aydır aralıksız büyüyor. İşçiler, yılgınlığa düşmeden, umutlarını kaybetmeden, taleplerinden ve beraberliklerinden vazgeçmeden emeklerine sahip çıkıyorlar. Polis copları, biber gazları kararlılıklarını artırmaktan başka hiçbir işe yaramadı. AKP hükümetinin çevirdiği sırt ve Tayyip Erdoğan’ın köpürdeyen ağzından çıkan yalanlar, sadece mücadelenin haklılığını kanıtladı. Ankara sokaklarına işleyen; açlık, işsizlik ve geleceksizlik politikalarına direniş sesleri, ülkenin her yanında bulduğu karşılıklarla yükselmeye devam ediyor.
AKP hükümetinde yükselen ise korku. Gözlerini sıkı sıkı kapayıp ‘Dağıtın!’ emri verdiler, gözlerini açtıklarında işçiler hala oradaydı. Her kapatıp açtıklarında bir öncekinden daha fazla olduklarını, olduğumuzu gördüler. Şimdi tehditler savuruyorlar. Erdoğan’ın o kadar çok ve o kadar cesur konuşuyor olması korkudan başka neyin göstergesidir? Nazım Hikmet yıllar önce yorumlamış:’Çok korktuğu için çok konuşuyor!’ Peki neden korkuyor ‘haşmetlü’ Recep Tayyip Erdoğan?
Çünkü TEKEL işçilerinin bu ölümüne başkaldırısı AKP’nin saltanatına vuruyor. Siyasetin Tayyip Erdoğan’ın iki dudağı arasında şekillendiği görüsü parçalanıyor. Ne yalnızlaştırıcı söylemler, ne de polis eliyle uygulanan şiddet TEKEL işçisine boyun eğdirebildi, eğdirebilecek. İktidara geldiğinden beri kendine muhalif tüm öğeleri eline geçirdiği baskı ve zor mekanizmasıyla tasfiye eden, her çatlak sesi bastıran AKP hükümetinin karşısında dimdik duran TEKEL işçisi, ‘demokrasi’ planlarını tehdit ediyor.
Çünkü TEKEL işçisi AKP’ye vurduğu ölçüde emperyalizme ve neo-liberal politikalara da vuruyor. Direniş, yalnızca 4C dayatmasını, esnek ve güvencesiz çalışma koşullarını değil, bugüne kadar ‘babalar gibi’ yapılan özelleştirmelerin emekçiye çıkan faturasını teşhir ediyor. Ve AKP’nin de bildiği üzere, bu bir yumak; çektikçe sağlıkta güvencesizlik de geliyor, eğitimin paralılaştırılması da… TEKEL işçisi o yumağın altında ezilen herkesi kavgasına katarak, neo-liberal, emperyalist politikaların karşısında bir saf örgütlüyor.
Çünkü TEKEL işçisi herkese öğretiyor. İşçi sınıfının gücünü ve direncini öğretiyor. Sermayenin bu güç karşısındaki çaresizliğini öğretiyor. Mücadeleyi ve kararlılığı, dayanışmayı ve halkların kardeşliğini öğretiyor!
Çünkü TEKEL işçisinin zaferi demek, 4C’li tüm emekçilerin zaferi demek! Greve katıldıkları gerekçesiyle işten atılan demiryolu işçilerinin, sözleşmeleri bittiği için kapının önüne konan itfaiye işçilerinin, sağlığın piyasalaştırılmasına karşı çıkan eczacıların ve doktorların, ataması yapılmayan öğretmenlerin, parasız ve bilimsel eğitim isteyen öğrencilerin mücadelesine umut ve güç katmak demek! AKP’nin elini zayıflatmak, emek, bağımsızlık ve özgürlük mücadelesini kuvvetlendirmek demek!
AKP korkuyor, ama yeterince değil. AKP’ye, neo-liberalizme ve emperyalizme karşı emeğine ve geleceğine sahip çıkanlar 4 Şubat’ta, Perşembe günü genel greve çıkıyor! Memleketin siyaset sahnesinde kışın ortasında yeni bir perde açılıyor, bahar geliyor!
2 Şubat 2010
YARINLAR
İÇİNDEKİLER
-
Bir entelektüelin kısa biyografisi: ‘Yeni sol’ ‘eski sınıf’a karşı! Cehalet modern dünyanın tanıdığı eski bir düşmandır. Ama...
-
Mezardan çıkan sınıf siyasete yol gösteriyor! İşçi sınıfı, bu sefer, fabrikalardan tarlalardan gelip ‘sınıf’...
-
Neo-liberalizmin Türkiye macerası Orhun Demir - Bugün TEKEL işçilerinin Türkiye gündemine oturan...
-
İşçi sınıfı hareketi ve sendikalar Uğur Erözkan - İşçiler nasıl kazanacaklarını sendikadan...
-
Siyasetin kılıcı keskindir Gerçek düşman teorik bir düşman değildir. Gerçek olaylar, soyutlamaların...
-
Ayaklar başa kafa tutuyor Yalçın Atbaş - Ankara’nın göbeğinde kolluk kuvvetleri, soğuk,...
-
Genç siviller artık çok rahat! İlkin Hodul - Genç Siviller’in bütün toplumu kucaklayan karakteri...
-
Nazlı Ilıcak’ı nasıl bilirdiniz? Deniz Karakaş - Günün birinde hakkın rahmetine kavuştuğunda...
-
Taraf gazetesinin operasyonel gücünü nasıl anlamalı? Uğur Yıldırım - Fakat anlatmak istediğimiz şudur: sağ ve...
-
Açılım üçlemesi ve AKP kamburu gerçekler Şule Dede - Alevilerle katillerini aynı masaya oturtmaya yeltenmek,...
-
That was a good life; Güle güle Ertuğrul Haluk T. Canatay - Hangi ıssız gecelerde bu sıcacık anı gelip,...
-
Majestelerinin sol partisi: Ne ‘yeni’sin ne ‘sol’sun! Ali Kızıloğlu - AKP kendine zorluk çıkaracak bütün kuvvetleri...
-
Devrimcilerin cinsiyetçilikten kaçarı yok mu? Alper İzkara - Yürüyüş’ün eleştirileri bilimsel temellere...
-
Ortadoğu’da bir ABD Tiyatrosu: Türkiye-İsrail çekişmesi Gururcan Çalışkan - Hiç şüphesiz İsrail’in başta Filistin...
- 1
- 2






Yorumlar