Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Kriz yok AKP var!

komutan_istifa_gundemDemokrasi kavramının asker sivil ilişkilerine indirgenmesiyle başlayan ve AKP iktidarı boyunca her somut siyasi tartışmada AKP’nin önüne zırh olarak gerilen liberal akılsızlık vazifesini bu defa da sektirmeden yerine getirdi: “Eskiden böyle durumlarda hükümetler istifa ederdi, işte normalleşme bu!

 

2011 YAŞ toplantısı öncesi Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’in emekliliğini istemesi ve diğer kuvvet komutanlarının da emeklilik durumunda olmaları nedeniyle TSK komuta kademesinin kurumun tarihinde görülmemiş şekilde kesintiye uğramasının yankıları sürüyor.

Yaşananlar karşısında en belirgin tepkiler TSK konusunda en yüksek hassasiyete sahip iki kesimden geldi: AKP yandaşları ve liberaller ile bunların çoktan tasfiye ettiği ulusalcı muhalefet odakları.
Işık Koşaner’in emeklilik dilekçesini vermesinin hemen ardından televizyon kanallarında zafer kazanmış edasıyla boy gösteren yandaş zevatın ortaklaşa eskittikleri sihirli kelime “normalleşme” oldu. Demokrasi kavramının asker sivil ilişkilerine indirgenmesiyle başlayan ve AKP iktidarı boyunca her somut siyasi tartışmada AKP’nin önüne zırh olarak gerilen liberal akılsızlık vazifesini bu defa da sektirmeden yerine getirdi: “Eskiden böyle durumlarda hükümetler istifa ederdi, işte normalleşme bu!”

Yandaşlar ve liberaller asker sivil ilişkilerinde karar ve uygulama konusunda yetkinin sivil idarenin elinde toplanması türünden tamamen teknik ve siyaset dışı bir önermenin arkasına saklanarak aslında son derece keskin bir siyasi hattı ördüklerini biliyorlar. Apolitik gibi görünen bu ilke vesilesiyle yanında durdukları “sivil” idarenin halkın her demokratik eylemini zorla bastırdığını, ağır silahlarla donatılmış kendisine bağlı yeni bir orduyu inşa ettiğini, arkasına saklandıkları demokrasi kalkanının yalnızca hükümetin her şeye kadir olmasına yaradığını da elbette biliyorlar.

Atamalar ve sivil idarenin tercihleri konusunda aynı tartışma daha önce üniversite rektörleri ve YÖK üyelerinin atanması konusunda yaşanmıştı. Cumhurbaşkanı ve Başbakan anti-demokratik bir kurum olmakla eleştirdikleri YÖK’ü bir bir kendi yalakaları ile doldurduktan sonra 12 Eylül ürünü bu kurumun eski işlevini daha da etkili bir şekilde sürdürmesini sağlarken de normalleşiyorduk! Şimdi bir yandan yandaş medyanın sevinçli bir normalleşme içinde “yeni” TSK’yı selamlamasını izlerken diğer yandan yeni düzende ordu millet el ele nasıl maceralara dalınacağını da hesaplamak gerekir.

Genelkurmay Başkanı’nın emeklilik hamlesinden TSK adına bir başkaldırı mesajı çıkarmaya çalışan ulusalcı muhalefet ise kendi yarattıkları hayal dünyasında geçirecekleri umut dolu birkaç günün ardından yaşananlara dair yeni bir açıklama bulmanın telaşına girecektir. Kurtuluş umudunu halkın mücadelesinden çok TSK’nın tepkilerinde arayan, son 10 yıllık hattını da esas olarak bu beklenti içinde belirleyen bu muhalefet çizgisinin halkın mücadelesine katacağı hiçbir şey kalmamıştır. Ulusalcıların uzun zamandır sessiz kalmakla eleştirdikleri TSK için son emeklilik kararı umdukları gibi bir “kükreme” değil bildiğimiz anlamda bir emekliliktir.

Balyoz davasındaki tutukluluklar ve kurum içi atamalarda hükümetin müdahalesi gibi durumlara karşı bir tepki olarak Genelkurmay Başkanı’nın emeklilik istemesi devrimciler tarafından da burjuva siyasetinin krizi olarak okunamaz. Burjuva siyaseti tek bir kliğin yönetimi altında neredeyse sorunsuz bir şekilde ilerlemektedir. Öyle ki bundan 10 yıl önce olsa gerçek bir kriz çıkarması söz konusu kimi olaylar güçlü AKP iktidarı altında birkaç saatte çözülebiliyor. Bu örnektekine benzer her “kriz başlangıcı”nın kısa sürede çözülmesi de mevcut iktidarın pekişmesiyle sonuçlanıyor. Burjuva siyasetinin bir siyasi kriz yaşamasının ön şartı o alanda tam egemenlik sağlamış bulunan AKP iktidarının zayıflamasından geçmektedir.

2011 YAŞ toplantısı öncesi yaşanan bu gelişmeler Türkiye siyaseti açısından yeni bir döneme işaret edecek nitelikte değildir. Zira neo-liberalizmin ülkemizdeki yürütücüsü durumundaki AKP iktidarı karşısında TSK uzun zamandır bir muhalefet odağı dahi değildir. Burjuva siyaseti katında yaşanan bu türden gerginlikler iktidarın yapısını, donanımını ve konjonktür içindeki zaaflarını belirlediği ölçülerde elbette devrimci siyasetin ilgisine girecektir. 2007 yılı itibariyle AKP saflarına intikal etmiş bulunan yine NATO üzerinden emperyalizmin kontrolü altında tutulan bir kurumdan bazı tepkisel işler dışında gerçek bir mücadele beklemek ise devrimcilerin işi olamaz.

YARINLAR
31.07.2011

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99