“
Anti-Kürt” ve “anti-komünist” siyasetler AKP iktidarının seçim öncesi politikalarının ana eksenini oluşturmaktadır. Parlamenter demokrasi yoluyla AKP’nin bir kez daha tek başına iktidar olacağı gerçeği; anti-Kürt ve anti-komünist siyasetle birleştirildiğinde ise
ortaya yalın gerçek çıkacaktır: İleri demokrasi AKP faşizmidir!
31 Mayıs 2011 tarihi Hopa’lı bir devrimcinin katledilmesiyle hatırlanmayacak sadece, bu tarih aynı zamanda adına “ileri demokrasi” denilen ve Hopa’da, Ankara’da, İstanbul’da ve memleketin bilumum köşesinde toplumsal muhalafete karşı “sıfır tolerans” gösteren çağımız faşizminin somut bir örneği olarak da yer edecek belleklerimizde!
Özellikle Ankara’da Güvenpark çevresinde yaşanan polis terörü, yaşananların herhangi bir polis “müdahalesi” olmaktan çok öteye geçtiğini, toplumsal muhalefeti bastırma, yıldırma, sindirme hatta yok etme projesinin sokak ayağını oluşturduğunu gözler önüne serdi. Polis saldırısını fırsat bilen sivil faşistlerin de desteğiyle, sokak ortasında çembere alınarak dövülen ve ardından da gözaltına alınan 90 civarında insanın sadece eylemcilerden değil, “yoldan geçen” yurttaşların da dahil olduğu bir “havuzdan” toplandığı düşünülecek olursa; yaşananların neden sıradan bir saldırı niteliğinde değil de, toplumsal muhalefete yöneltilen topyekun imha politikasının bir ayağını oluşturduğu daha iyi anlaşılacaktır. Polisin sokaktaki vatandaşı yanlışlıkla gözaltına aldığını ve yapılanın bir tür “kusur” olduğunu iddia edecek kadar saf veya yandaş olan kesimleri bir kenara bırakacak olursak; diyebiliriz ki: Polis, AKP faşizminin sokak ayağını inşa ederken kesinlikle “kusursuzdu”!
Türkiye’nin seçim öncesi genel durumuna baktığımızda, yaşananların “istenmeyen görüntüler” olmadığını anlamak kolaylaşacaktır. Yaşananlar, tam aksine, siyasi iktidarın istediği görüntülerdir! Kürt illeri de dahil olmak üzere ülkenin her yerinde açık bir şekilde Kürt hareketini karşısına alan AKP; anlaşılıyor ki Kürt halkından alabileceği maksimum oyu/desteği aldığını düşünmekte ve bu nedenle Kürt düşmanı kimliğini kendi kendine ifşa etmekten çekinmemektedir. Buradan hareketle; KCK davalarından askeri operasyonlara, AKP mitinglerindeki BDP karşıtı sert söylemlerden YSK vetosuna kadar herşeyin AKP merkezli bir çatışma siyasetinin parçaları olduğu söylenebilir. Kısaca, AKP’yi seçim öncesi karakterize eden en önemli özelliklerinden biri şöven-milliyetçi kesimlerin desteğine oynayan Kürt düşmanı politikalardır.
Hopa’da başlayan ve akabinde ülkenin diğer illerinde de yaşanan dünkü saldırılar ve hemen sonrasında Tayyip Erdoğan’ın Trabzon mitinginde Hopa halkından “eşkıyalar” diye bahsetmesiyse faşizmin anti-Kürt ayağına bir yenisinin eklendiğini göstermektedir: Anti-komünizm... Zaten tescilli anti-komünist olan Türk sağının günümüzdeki yegane temsilsici olduğunu iddia eden ve bununla da gurur duyan Tayyip Erdoğan’ın anti-komünizm üzerinden siyaset yapıp memleketin sorunlarının faturasını solculara ödetmeye kararlı olduğu anlaşılmaktadır. Dünkü yaşananlara miting konuşmalarını ekleyiniz, üstüne bir de kabak tadı vermesine rağmen hala AKP’nin silah olarak kullandığı “CHP=Ergenekon”, “Ergenekon=PKK”, “PKK=Komünistler”, “Komünistler=CHP” (varyasyonlar çoğaltılabilir) denklemlerinin önemli bir kısmının da genel anlamıyla “sol düşmanlığı” olduğunu aklınıza getiriniz, ortaya net bir anti-komünizm çıkacaktır! Burada sosyalist solun gücünün ve toplumsal etkisinin ne kadar önemli olduğunun ise, sanılanın aksine, pek az önemi vardır: Öncelikle, mesele gerçekte kimin sosyalist olduğu ya da memlekette kaç tane sosyalist olduğu değildir; mesele AKP için solun ne anlama geldiği ve halka nasıl anlatılmaya çalışıldığıdır. Bir tarafta “eşkıya” bir tarafta ise “zaptiyeler” vardır AKP’nin çizdiği bu tabloda!
O zaman denilebilir ki “anti-Kürt” ve “anti-komünist” siyasetler AKP iktidarının seçim öncesi politikalarının ana eksenini oluşturmaktadır. Parlamenter demokrasi yoluyla AKP’nin bir kez daha tek başına iktidar olacağı gerçeği; anti-Kürt ve anti-komünist siyasetle birleştirildiğinde ise ortaya yalın gerçek çıkacaktır: İleri demokrasi AKP faşizmidir!
1 Haziran 2011
YARINLAR{jcomments on}