İkinci Cumhuriyet ve pastadan çıkan Atatürk

“Evet, ‘Birinci Cumhuriyet’, Türkiye’nin 18. yüzyıl sonunda Osmanlı ile başlayan modernleşme hamlesinde önemli bir aşamaydı. Ama artık çağdaş uygarlıkla bağdaşan (Mehmet Altan’ın koyduğu adla) ‘İkinci Cumhuriyet’e ihtiyacımız var.” diyor Zaman gazetesinin soldan döndürme yazarlarından Şahin Alpay.
Oysa liberal aydınların yıllardır dillerinden düşürmedikleri İkinci Cumhuriyet özlemleri ete kemiğe büründü bile.
Devletin
ekonomi alanından el çekmesini öneriyorlardı, bugün memlekette özelleştirilecek kamu kuruluşu bulmakta zorlanır hale geldiler. Aydınlanmacılığı bir tür dogmatizm olarak görüyorlardı, bugün Adnan Hocaları vs eliyle bilimsel düşünceye karşı milyon dolarlık saldırı projeleri yürütülüyor.
Avrupa Birliğinden medeniyet öğrenelim diyorlardı, bugün Berlusconi ile kanka olan bir Başbakanları var, iftihar etsinler. Demokrasi sözcüğü bir büyülü slogan olarak dillerinden düşmüyordu, bugün Tuzla tersanelerinde can veren onlarca işçinin açıklaması bile bu sloganla yapılır hale geldi. Eğitimin paralı olması gerektiğini yazıp çizdiler, bugün emekçi çocuklarına eğitim alma kapıları kapandı da arkadan kilit vurmakla uğraşıyorlar. Sağlıkta dönüşüm diyorlardı, pıtrak gibi çoğalan özel hastanelerin egemenliği altında en temel hak olan sağlık da bir sektör haline geldi. Emeklilik yaşı çok düşük böyle kalkınamayız diyorlardı, bugün mezarda bile emekli olmak için birkaç yıl geçirmemiz gerektiği ortalama ömür hesapları ile apaçık görülüyor.
Liberal aydınların rüyasını gördükleri İkinci Cumhuriyet AKP eliyle büsbütün kuruluyor. Son olarak, her işten anlayan İstanbul Valisi Muammer Güler tören/kutlama işlerindeki hünerini de sergiledi ve 86. yıl kutlamaları sırasında pastadan Atatürk çıktı! Terasında Güler’in konuşma yaptığı pastadan çıkan Atatürk hangi cumhuriyeti selamlıyordu dersiniz?
86. kuruluş yıldönümü kutlanan Cumhuriyet, emekçi halk açısından siyasi, sosyal ve ekonomik alanda sınırlı da olsa kimi kazanımlara kapı açmıştı. Bugün zirve noktasını yaşadığımız neo-liberal dönüşüm projeleri ile bu kazanımların son kalıntıları da el çabukluğuyla ortadan kaldırılıyor. Diğer yandan egemen siyasetin muhalefet kanadı Cumhuriyeti korumaktan söz ediyor. Oysa artık korunacak, muhafaza edilecek bir cumhuriyet kalmamıştır. Geçmişte kalan haklarımıza sahip olabilmek için bile daha ileriyi hedeflemek, doğru bir sınıfsal zemine bağlı kalmak bir zorunluluktur. Burjuvazinin Cumhuriyet’inden emekçi halkın bekleyeceği bir hayır kalmamıştır. Burjuvazinin cumhuriyetine sosyalizm elbisesi giydirilemez. Bize düşen sıfırdan yenisini kurmaktır!
2 Kasım 2009
YARINLAR{jcomments on}