
TEKEL direnişi, AKP hükümetine karşı doğru mücadelenin nasıl verileceğini her kesime gösteriyor. Emeğe dayanan gücün, ne “milli” ajitasyona ne de yeni “sivil” resmi tezlerin demokrasi adına savunulmasına ihtiyacı var. TEKEL işçisi, kendi tezini egemenlere dayatıyor!
İşçilerin Ankara'ya geri dönmesiyle yeniden alevlenen TEKEL direnişinden genel grev çağrıları yükseliyor. AKP hükümeti ise, kış boyunca süren direnişin rövanşını alma gayreti içinde alanları işçiye kapatmaya çalışıyor. Peki ya sonuç? Hüsran! TEKEL işçisi mücadelenin nasıl adım adım örüleceğini dosta düşmana gösteriyor…
AKP hükümeti, 1 Nisan Ankara TEKEL işçileri buluşmasını, Ankara çapında eşine nadir rastlanabilecek büyük bir polis ablukasıyla engellemeye çalıştı. İlk önce, şehir dışından gelen TEKEL işçilerinin Ankara’ya girmesi engellendi. Polis ablukası, Türk-İş Genel Merkezi’ne çıkan tüm sokakları ardı ardına sıralanan barikatlarla kontrol altına almaya çalıştı. Basından alınan bilgilere göre, 1 Nisan günü Ankara Emniyeti 5000’den fazla polisle Türk-İş Genel Merkezi önündeki buluşmayı sabote etmek için seferber edildi. Ancak AKP hükümeti, tüm çabalarına rağmen TEKEL işçilerinin 1 Nisan buluşmasını sindiremedi. İşçiler ve işçilere destek verenler, 1 Nisan günü Ankara sokaklarında polisle adeta köşe kapmaca oynadılar. Sonuçta polis ablukasıyla örülü Sakarya meydanı yine sahiplerinin oldu.
Emeğin egemenliği fikrine dahi tahammülü olmadığını “ayaklar baş olmaz” söylemleriyle yeterince kanıtlayan Tayyip Erdoğan'ın TEKEL direnişinden ödü patlıyor! Söz konusu korkuyu, Kızılay’da 1 Nisan ve 2 Nisan günü dolaşan herkes yaşadı. Daha önce de söylediğimiz gibi, AKP’nin karabasanı sahnede ve kolay pes edeceğe benzemiyor. Direniş, toplumun farklı kesimlerini birleştirerek yoluna devam ediyor.
TEKEL işçisi kendi tezini egemenlere dayatıyor!
TEKEL direnişi, AKP hükümetine karşı doğru mücadelenin nasıl verileceğini her kesime gösteriyor. Emeğe dayanan gücün, ne “milli” ajitasyona ne de yeni “sivil” resmi tezlerin demokrasi adına savunulmasına ihtiyacı var. Emek mücadelesini görmezden gelen her iki tezin de direniş hattında esamesi okunmuyor. TEKEL işçisi, kendi tezini egemenlere dayatıyor!
TEKEL direnişinin gücü, emeğin tüm haklılığıyla insanca yaşamanın koşullarını olduğu gibi dayatmasından kaynaklanıyor. Nirengi noktası bu kadar haklı ve yalın olunca, gözümüzde büyüyen pek çok sorun bir anda çözülüveriyor. Türk-Kürt ayrışması mı? Ortak geleceğini savunan Türk ve Kürt TEKEL işçileri, direniş çadırlarında yan yana yatıyor. Gerici AKP hükümeti ve tarikat kadrolaşmaları mı? TEKEL direnişi, doğrudan bu ittifakı hedef alıyor ve AKP hükümetinin demokrat maskesini bir anda yüzünden indiriyor. Hepimiz AKP hükümetiyle beraber, işçinin sendikası önündeki buluşmasını engelleyen korkunun bizi nasıl bir polis devleti içinde yaşamaya zorladığını görüyoruz. Türbanlı ve başı açık kadınlar, AKP’ye karşı mücadelede en ön safta yer alıyor ve AKP ile tarikatların tüm ikiyüzlülüğünü gözler önüne seriyor.
TEKEL işçisi, AKP’ye karşı nasıl mücadele edilemeyeceğini de gösteriyor. AKP’ye karşı muhalefet ve mücadeleyi toplumun pek çok kesimini dışlayarak yapan, ulusal söylemleri en üst seviyeye çıkararak laiklik ile anti-laiklik dizgesi içinden bir yerlere varmaya çalışan, emekçi halktan büyük ölçüde kopuk ve TSK’nın nüfuzuna yaslanarak bir şeyler yaptığını düşünen kesimlerin de ne kadar boş ve zor bir çaba içinde olduğunu gösteriyor. Şurası artık anlaşılmıştır ki; varoluşu emek sömürüsüne dayanan iktidar, gerçeklerin ortaya çıkmasından ölesiye korkuyor. Bu nedenle mücadeleyi kendi belirlediği arenada sürdürmek istiyor.
78 gün boyunca Ankara’da devam eden direniş henüz küllenmedi. TEKEL işçileri söz verdiği gibi, döndükleri şehirlerde 4/C savunucularını protesto etmeyi sürdürdüler. 1 Nisan buluşmasını tüm polis baskısına rağmen kararlılıkla gerçekleştirdiler. Tek Gıda-İş, DİSK ve KESK ise ortak açıklama yaparak 26 Mayıs’ta genel grev çağrısında bulundular. Zaman 1 Mayıs’ı ve 26 Mayıs'ı TEKEL direnişi ruhuyla örgütleme zamanı!
4 Nisan 2010
YARINLAR{jcomments on}