Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Gökçek ve halk düşmanları

gokcek-ulasm-ankara-2

Zam gerekçeleri mahkeme tarafından hukuka uygun bulunmamış ve zam kararı alınırken kamu yararı gözetilmediği ve enflasyon oranlarının dikkate alınma zorunluluğu gibi yasal prosedürlere uyulmadığı ortaya koyulmuştur. Bunların yanı sıra, ulaşım zamlarının uygunsuzluğu ve hukuksuzluğu sadece bu unsurlarla da gerekçelendirilmemelidir. Her şeyden önce ‘ulaşım’, yurttaşların en önemli sosyal haklarından birinin konusunu oluşturmaktadır ve bu bağlamda belediyenin ne kadar kâr ettiği ya da edip etmediği tartışma konusunun dışındadır.

Melih Gökçek 1994’ten beri Türkiye’nin gündeminde olan bir siyasetçi… Ortalama bir belediye başkanından çok daha fazla ismini duyurmasının nedenleri de yine kendine has özellikleri… Sanatın içine tüküren, Ankara’yla özdeşleşmiş Hitit heykelini beğenmeyip ‘cami’den sembol yapan, olur olmaz yerlere koyduğu altgeçitler kullanılsın diye Ankara’nın Kızılay Meydanı’nı beton bariyerlerle kapatan, yoksul halkın yaşam alanlarını rantçı sermaye gruplarının kentsel dönüşüm projelerine peşkeş çeken ve nihayet şimdi de Türkiye’nin en pahalı toplu taşıma fiyatlarını belirleyen belediye başkanı olarak her gün ekranlarda boy gösteren, tam bir halk düşmanıdır Melih Gökçek!

Gökçek’in bu halk düşmanı profili; ulaşım zamlarına karşı Tüketici Hakları Derneği tarafından açılan dava, dava sonucunda Bölge İdare Mahkemesi tarafından zamların iptali ve son olarak da bu sefer iptal kararı sonrasında geçerli olan indirimli fiyatların uygulanmasına ilişkin kararın yürütülmesinin durdurulmasına ilişkin yeni mahkeme kararıyla birlikte, tüm ülkenin gündemine bir kez daha gelmiştir.

Gökçek, her zaman yaptığı gibi, halk düşmanı politikalarını halktan yana bir siyasetçiymiş gibi yaparak sunmaya çalışmaktadır. Kolayca anlaşılacağı üzere, Mahkeme’nin zamların iptal edilmesine ilişkin kararı halk yararına bir karardır ve çoğunluğu emekçi olan Ankara halkı da bu karardan memnundur. Ancak, Gökçek iptal kararının hemen ardından otobüs sefer sayılarını yarıya indireceğini söylemiş ve hemen ardından da söylediğini uygulamaya koymuştur. Ayrıca, minibüslerin ve özel halk otobüslerin de çalıştırılmamalarını tavsiye ederek resmen kabul ettiği mahkeme kararının fiilen uygulanmasını zorlaştırmak için elinden geleni ardına koymamıştır. Gökçek’in amacı; ulaşım hizmetlerinin aksamasının nedeni olarak mahkeme kararını göstermek, mazlumu oynayarak mazlumların canına okumaktır.

Zamların iptal edilmesinden mağdur olduklarını söyleyenler, başta Gökçek olmak üzere Ankara halkını yıllardır mağdur edenlerdir! Nitekim mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı vermesinin ve zamlı tarifenin yeniden uygulamaya konmasının ardından kimlerin sevindiğine bakılırsa, sevinenin ‘halk’ değil, halk düşmanları olduğu ortaya çıkacaktır! Bu halk düşmanları; Büyükşehir belediyesi ve ittfak halinde hareket ettikleri özel otobüs, minibüs hattı sahipleri ile mahkemenin, zamların iptaline dair verdiği karara karşı olduğunu her fırsatta ilan eden AKP hükümeti ve başbakan Tayyip Erdoğan’dır!

Zam gerekçeleri mahkeme tarafından hukuka uygun bulunmamış ve zam kararı alınırken kamu yararı gözetilmediği ve enflasyon oranlarının dikkate alınma zorunluluğu gibi yasal prosedürlere uyulmadığı ortaya koyulmuştur. Bunların yanı sıra, ulaşım zamlarının uygunsuzluğu ve hukuksuzluğu sadece bu unsurlarla da gerekçelendirilmemelidir. Her şeyden önce ‘ulaşım’, yurttaşların en önemli sosyal haklarından birinin konusunu oluşturmaktadır ve bu bağlamda belediyenin ne kadar kâr ettiği ya da edip etmediği tartışma konusunun dışındadır. Bir diğer sorun da, yine ulaşımın bir sektör olarak algılanmasının doğal sonucu olarak, hat bedeli olarak bilinen ve ulaşım güzergâhlarının özel halk otobüsü ve minibüs sahiplerine satılması sorunudur. Ulaşım hizmetini kamu hizmeti olmaktan çıkaran ve tamamen kâr amaçlı bir yatırım alanı olarak gören bu anlayış, pahalı ulaşımın temel nedenidir. Ulaşımın ‘pahalı mı ucuz mu’ olduğu tartışmaları bu temel neden gözetilerek yapılmalıdır. Ankara halkı rant ekonomisinin sonuçlarına katlanmak zorunda değildir!

13 Mart 2010

YARINLAR{jcomments on}