Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Finansbank celladına ip satıyor!

engelsson4

Tüm ilişkilerini kar amacı üzerine kuran ve bu uğurda önüne çıkan her şeye metalaştırıp kullanmaya çalışan bir sistemin bugün de Engels gibi kapitalizmin sonunu kurgulayanlardan birini kullanması da normaldir. Bunu zaten kendileri de kabul etmiyor değil, hatta geçen yıl gerçekleşen ve Finansbank dahil birçok özel bankanın genel müdürlerinin katılıdığı Finans Zirvesi’nde panel moderatörünün Stalin’den alıntıladığı bir cümle her şeyi özetlemeye fazlasıyla yetiyor: Kapitalist o iple kendisinin asılacağını bilse dahi, ipi celladına satmaktan geri durmaz.

Finansbank’ın son reklam filmi densizlik sınırlarını fazlasıyla aşmış bir şekilde peyda oldu. Malumunuz reklam Engels’i “ sosyalist ekonominin öncülerinden” diye tanıttıktan sonra o günden bugüne çok şeyin değiştiği, dünyada artık yepyeni bir ekonominin var olduğu zırvalarıyla devam ediyor. Bununla da kalmayıp terbiyesizlik sınırlarını fazlasıyla aşarak Engels’in resmi üstünde oynamalarla sakallarını kesip, saçlarını jöleleyerek kendilerince sosyalist ekonominin eleştirisini yaptıklarını düşünüyorlar. Yaptıkları terbiyesizlikle de sınırlı değil, ayrıca hayli yüklü bir kaypaklık da mevcut. Öyle ki son kriz patlak verdiğinde ve dalga dalga yayılmaya başladığında, kuyrukları tutuşmuş bir şekilde, Marxizm’den alıntılar yaparak krizi açıklamaya çalışanlar da yine kendileriydi. Dönüp baktığımızda bu kadar kısa sürede değişen ne diye sistemin işleyişi açısından değişen bir şey göremiyoruz ama değişen bir şeyler illa ki var. Mesela bankalarda çalışanların sayısındaki azalma değişimlerden biri, kredi kartı borçlarını veya çektikleri kredilerinin taksitlerini ödeyemeyenlerin sayısındaki artış bir diğer değişim, büyümeyi uman küçük ve orta düzey işletmelerin sermayelerini borsa, banka benzeri araçlarla büyük ağabeylere kaptırıp kepenk kapatması da bir değişim, bankaların verdiği krediyle ev sahibi olmayı umanların umutlarının tamamen yok olması da bir değişim, çektikleri kredilerden dolayı elinde avucunda olanların hepsine haciz gelenlerin artışı da. Bunca değişimden sonra bu reklamı yapan, yaptıran zihniyete dönüp “sosyalist ekonomi, Engels’in savundukları neden eskidi?” diye sormak anlamsızdır. Zira onları kafaları “insanlığın kanını nasıl son damlasına kadar emerim” sorusuna verecekleri yanıtları aramakla meşgul. Engels’in, sermayenin tekelleşmesinde, emeğin sömürüsü sonucu oluşan artı-değerin bölüşümünde bankaların rolünü teşhir ederken ne kadar da yerinde bir tespit yapmış olduğunu bugünün koşullarında net bir biçimde görüyoruz. Tüm ilişkilerini kar amacı üzerine kuran ve bu uğurda önüne çıkan her şeye metalaştırıp kullanmaya çalışan bir sistemin bugün de Engels gibi kapitalizmin sonunu kurgulayanlardan birini kullanması da normaldir. Bunu zaten kendileri de kabul etmiyor değil, hatta geçen yıl gerçekleşen ve Finansbank dahil birçok özel bankanın genel müdürlerinin katılıdığı Finans Zirvesi’nde panel moderatörünün Stalin’den alıntıladığı bir cümle her şeyi özetlemeye fazlasıyla yetiyor: Kapitalist o iple kendisinin asılacağını bilse dahi, ipi celladına satmaktan geri durmaz. Bugün bu örnekte Finansbank’ın, daha geniş anlamda kapitalizmin yaptığı da budur. Birilerinin saçını sakalını kesme acizlikleri onları hiçbir yere götürmeyecek, sattıkları o urganları boyunlarına geçirip, altlarındaki tabureleri tekmeleyecek olan ezilenler, Engels’i hep sakallarıyla ama asıl olarak emekçiler için, ezilenler için vermiş olduğu emeklerden dolayı hatırlayacaklar.{jcomments on}