Ergenekon’u anlama kılavuzu isimli kitap yazan (yani generallerden hoşlanmayan) Ahmet Şık aslında Ergenekoncuymuş. Hrant Dink cinayetine göz yuman polisleri teşhir eden Nedim Şener aslında Ergenekon’un değirmenine su taşıyormuş…
Dünyanın en olmayacak şeylerini söyleyin! Pozitif yüklü cisimler birbirini gizli gizli çeker deyin mesela.Ya da ne bilelim; ağaçlar fotosentez yapmıyorlarmış da geceleri gizli gizli böcek yiyip de besleniyorlarmış deyin. Doğa bilimlerini sevmiyorsanız; aslında Che Guevara ABD ajanıymış falan deyin. Bunları söyleyin söylemesine ama yine de Ergenekon davası sürecinde AKP’liler ve Fethullahçı Cunta’nın söyledikleri kadar saçmalayamazsınız. Neler neler söylediler bir bakar mısınız?
Aslında PKK ve Dev-Sol’u Ergenekon yönetiyormuş.
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde AKP’li Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’ya yumurta atan gençlerin arkasında Ergenekon varmış.
Ergenekon’u anlama kılavuzu isimli kitap yazan (yani generallerden hoşlanmayan) Ahmet Şık aslında Ergenekoncuymuş.
Hrant Dink cinayetine göz yuman polisleri teşhir eden Nedim Şener aslında Ergenekon’un değirmenine su taşıyormuş… Allah saklasın! Bir de bu adam Hrant Dink cinayetini tamamen aydınlatsa, o zaman Ergenekon’un bir numarası falan olurdu.
Evet ne kadar çok uğraşıp çabalasak, AKP’liler ve Fethullahçı Cunta kadar saçmalayamıyoruz değil mi? Pek yakında Ergenekon savcıları da Ergenekoncuymuş derlerse hiç şaşırmayın.
İktidarda olanlara mutlak bir akıl atfetmek çok yaygın olarak yapılan bir hatadır. Şimdi şunu gözaltına alarak bunu yapmak istediler gibi düşünmek her zaman işe yaramaz. Güçlü olanlar hata yapmaya daha yatkındır. Açıkça bakılınca görünen o ki; ellerindeki gücü biraz da şımarıkça kullanmaktadırlar. Hiçbir hesap yapmadan, mahallede önüne gelene iki tokat atmak isteyen mahalle serserileri gibi. Durumları gerçekten böyledir. Yoksa seçim öncesi yapılan son gözaltı dalgasını açıklamak mümkün olamaz. Durduk yere yetmez ama evetçileri ürkütmek hangi akla hizmet olabilir kendileri açısından. Bu sürece bir de böyle bakmak lazım.
Doğru, bir taraftan Türkiye’nin faşizme doğru doludizgin gittiğini görün ama; bir taraftan da karşınızdaki düşmanı gözünüzde büyütmeyin. Eğer bunların stratejisi buysa vay hallerine deyin. Biz bunların hakkından geliriz deyin. Son 3 ayda üniversite gençliği sokağa çıkınca, hükümet üyeleri hemen 68 gençlik hareketine sövüp saymaya başlamadılar mı? Niye? Çünkü gerçekten korkuyorlar ve hareket tarzlarını da bu belirliyor. İşte anahtar buradadır. İşte bu nedenle, şimdi halk hareketini büyütüp korkusuzca üzerlerine yürüme zamanıdır!
7 Mart 2011
YARINLAR
{jcomments on}


