Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Devleti birleştiren adam: İhsan Doğramacı

ihsan-dogramaci-cenaze

Cenazesinin bileşimi hayatının bir özetidir aslında. Ne yaptığının, ne işe yaradığının resmidir cenaze törenleri. Doğramacı’yı uğurlamaya tam takım bir devlet erkanının hem de yan yana durmalarının zor olduğu bir dönemde gelmiş olması boşuna değildir.

Hakim sınıf klikleri arasında devam eden iç savaşın doruk noktasında, devletin zirvesini bir araya getirmeyi sağlayabilecek az şey vardır. Ölümü ile de olsa İhsan Doğramacı bu işi başarmakla nasıl bir hizmet insanı olduğunu son kez gösterdi. Cenaze törenine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Başbakan Tayyip Erdoğan, CHP lideri Deniz Baykal, MHP lideri Devlet Bahçeli, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Ürdün Prensi El Hasan, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, bazı bakanlar, ABD'nin Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, bazı siyasi parti liderleri, iş adamı Rahmi Koç ve akademisyenler katıldı. Doğramacı geriye kurucu başkanı olduğu bir YÖK, Türkiye’deki ilk örneğini yarattığı özel üniversiteler, 50’den fazla şirket, Benjamin Spock’un ‘Baby and Child Care’ adlı kitabının tercümesi niteliğindeki “Annenin kitabı” adlı bir eser bıraktı.

Cenazesinin bileşimi hayatının bir özetidir aslında. Ne yaptığının, ne işe yaradığının resmidir cenaze törenleri. Doğramacı’yı uğurlamaya tam takım bir devlet erkanının hem de yan yana durmalarının zor olduğu bir dönemde gelmiş olması boşuna değildir.

Asker oradaydı. 12 Eylül askeri darbesinin ardından üniversitelere yönelik sindirme, susturma operasyonunun takım kaptanıydı çünkü uğurlanan. 1402 ile yüzlerce akademisyenin üniversiteden uzaklaştırılmasının altındaki imzaya sahip çıkmaları gerekiyordu, öyle yaptılar. Üniversitenin özerk yapısının ortadan kaldırılıp gerektiğinde ve sıklıkla kolluk kuvvetlerinin kontrolüne sokulmasının mimarıydı. 12 Eylül faşizminin üniversitedeki eli koluydu Doğramacı.

Başbakan oradaydı. En önemli kamu alanlarından birinin ticarileştirilmesi, piyasalaştırılması  ve Amerikanlaştırılmasının yürütücüsüydü çünkü uğurlanan. 12 Eylül ile düzlediği üniversiteleri tamamen piyasaya endeksli bir hale getiren sürecin başındadır Doğramacı. Üniversiteyi Bilim üretilen alanlar olmaktan çıkarıp piyasanın ihtiyacına yanıt veren eğitim kurumlara dönüştüren şahsa bir son görevdi bu cenaze, yerine getirdiler. Muhalefet partileri, iş adamları, prensler, ABD diplomatları… Hepsi oradaydı.

Bugün bilim ahlakının esamisinin okunmadığı Türkiye’nin en gelişmiş üniversitelerinde, savunma sanayii başta olmak üzere bütün sektörlere projeler üretiliyor ve bu sektörlerde kölelik yapacak ‘nitelikli’ elemanlar yetiştiriliyorsa; bugün nasıl yönetildiği ile ilgilenmeyen, gazete okumayan, rekabet ve hırs ile yağmalanmış beyinlerle gemisini kurtaran kaptan olma derdinde, apolitik bir üniversite gençliği varsa artık; bugün eşitsizliğe, adaletsizliğe ikna edilemeyen üniversite öğrencileri seslerini çıkardıklarında jandarma, polis veya soruşturma dikiliyorsa karşılarına; Doğramacı’nın emeği büyüktür. Hakkını teslim etmek gerekir.

28 Şubat 2010

YARINLAR{jcomments on}