Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Batı yakasında değişen bir şey yok

Barack Obama Kasım ayında başkan seçilmişti. Şimdi ise başkanlık görevini Bush’tan devralıyor. Eğer Obama’nın derisinin ne kadar siyah olduğuna, babasının dinine, şaşalı seçim çalışmalarına ve devir teslim törenlerine kanıp yepyeni bir başkan hayallerine kapılmayacaksak tarihsel ve siyasi gerçekleri tespit etmek zorundayız.

*Devletlerin, özellikle de ABD gibi emperyalist hiyerarşinin en tepesinde yer alan bir devletin dış politikası, siyasi yöneticinin değişim ve umut söylemleriyle değil, devletin uluslararası çıkarlarının sürekliliği esasına göre belirlenir.

*Anımsatmak gerekirse, dünya bundan önce siyah bir başkan görmemişti belki ama siyah dış işleri bakanları görmüştü. Ūstelik bu dış işleri bakanları eski başkan Bush\'un bakanlarıydı. Onları o mevkilere götüren, derilerinin renklerinin siyah olması değil, emperyalizmin sadık hizmetçileri olmalarıydı.

*Obama’nın demokratlardan seçilmiş olması hiçbir esası değiştirmez. Demokratların uluslararası siyasetteki eğilimleri ile Cumhuriyetçilerinki arasında kaydadeğer hiçbir fark yoktur. ABD tarihi bu durumun somut örnekleriyle doludur. Küba\'ya Domuzlar Körfezi çıkarması emrini veren Demokrat Kennedy\'di. Somali\'yi işgal eden ABD birlikleri ise başka bir Demokrat olan Clinton tarafından bölgeye gönderilmişlerdi.

*ABD, Afganistan ve özellikle de Irak işgalleri sırasında bölgede nefret edilen güç haline gelmiş, prestij kaybetmiş ve anti-amerikancılık dünyanın dört bir yanında önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Diğer taraftan ise dünya kapitalizminin lideri olan en büyük emperyalist olarak ciddi bir ekonomik kriz tarafından tehdit edilmektedir. Tam da bu noktada yıpranan ABD hegemonyasının yeniden yapılandırılması için, ikinci bir Bush değil, Obama gereklidir. Yani Obama ezilenlerin değil, olsa olsa emperyalizmin can simidi olabilir.

*Obama’nın siyah olması ABD’deki ezilenlerin temsilcisi olduğu anlamına gelmez. Obama da Bush gibi, ezenlerin ve sömürenlerin temsilcisidir. Başkan seçildikten hemen sonra açıklamaya başladığı kabinesine bakıldığında bu durum kendini net olarak gösterir. Demokratların ‘şahin’i olan Hillary Clinton Dışişleri Bakanı olurken, Obama, Bush’un savunma bakanı Robert Gates’ten görevine devam etmesini istemiştir. Obama, Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak da eski yönetimle dirsek teması bulunan ABD’nin Avrupa’daki eski Kuvvetler Komutanı emekli General James Jones’u atamıştır. Kişiler fanidir; daimi olan emperyalizmin kendisidir.

*Obama’ın babasının Müslüman olması ya da yemin ederken ‘Hüseyin’ ismini de kullanacağını açıklaması, yeni dönemde ABD’nin Ortadoğu politikalarının değişeceği anlamına gelmez. Ortadoğu’daki eski dengelerin değiştirilmesi, Irak’ta ve Afganistan’da ABD işbirlikçisi rejimlerin kurdurulması Bush’un kötü ve vahşi bir insan olmasından değil, ABD’nin emperyalist bir devlet olmasından ve bölgede kendi çıkarlarına ters düşen hiçbir rejime tahammül edememesinden kaynaklanmıştır. Nitekim Obama, seçim kampanyasında Irak’taki ABD askerlerini çekeceğini ve Afganistan’a kaydıracağını açıklamış, ‘terör’ ile bu şekilde mücadele edilebileceğini söylemişti. Yani, Obama Bush’u emperyalist dış politikalarından ötürü değil, emperyalist politikaları iyi uygulayamamasından ötürü eleştiriyordu. 

* “Obama seçilmeseydi McCain seçilecekti” o zaman “Obama’nın seçilmesi iyidir” türünde liberal akıl yürütmeler en iyi ihtimalle salaklık, en kötü ihtimalle ise alçaklıktır. Bugün Obama’nın ‘olumlu’ yönlerinden dem vuranlar; yarın ABD, Afganistan’daki askerlerinin sayısını arttırdığında, Pakistan’a saldırdığında, Filistin’de çocuklar ölürken İsrail’i arsızca desteklediğinde ya utanacaklar ya da alçaklıklarını bir kez daha ispat etmek zorunda kalacaklardır.

*ABD emperyalizmi, siyah başkanların işbaşı yapması ile değil; anti-emperyalist mücadele verilerek engellenebilir. Yapmamız gereken, her zaman olduğumuzdan daha kararlı bir biçimde anti-emperyalizm vurgusu yapmak ve halkları bu mücadeleye çağırmaktır.

YARINLAR{jcomments on}