
Geçtiğimiz haftasonu basın yayın organlarında çıkan haberde Türkiye’nin ABD’nin uzun menzilli patriot füzelerine talip olduğu ve ABD Savunma Bakanlığı’nın ABD Kongresi’ne izin için başvurduğu resmi ağızlardan telaffuz edildi. İki hafta içinde Kongre’nin üst kanadı Senato’dan bir itiraz gelmediği takdirde de 7,8 milyar dolarlık
satın alma işlemleri resmen başlayacak…Türkiye’nin, her daim ABD’nin sadık müttefiklerinden olmuş, Soğuk Savaş döneminde ileri karakol olma rolüne soyunmuş, kısacası işbirlikçiliği kural haline gelmiş bir ülke olarak, böyle bir anlaşma yapmaya niyetlenmesinde şaşılacak bir şey elbette yok. Ancak, emperyalizmle kurulan ilişkilerin genel eğilimlerinden değil de günümüzdeki emperyalist hiyerarşiden ve onun yarattığı politik gerçeklikten bahsedeceksek konuşulacak çok şey var.
Öncelikle, emperyalizmle kurulan ilişki salt ticari ve askeri bir boyutta gerçekleşmez. Yapılan her harcama -hele hele yüklü bir askeri harcama- belirli politik niyetlerle yapılır ve o niyetler de politik sorumluluklar doğurur. Bu anlaşma, Türkiye’nin ileri karakol rolünü perçinlemiştir ve o füzeler Türkiye’yi değil ABD’yi korumak ve ABD’nin bölgedeki politik etkinliğini arttırmak için alınacak ve yine aynı amaçla kullanılacaktır. Amaç Rusya’ya, İran’a ve olası başka güçlere gözdağı vermektir. Türkiye’nin dış politikasını belirleyen sihirli formül ‘Yeni Osmanlıcılık’ böyle önlemleri zorunlu kılıyor. Kardeş halklara yönelik bir operasyonel eğilim söz konusu olmasa böyle bir önleme neden gerek duyulsun? Bu füze alımı, Ortadoğu’da akan kanın uzun bir süre daha durmayacağının en sıcak kanıtını oluşturuyor.
Füzelerin kısa değil uzun menzilli olması, askeri olmaktan çok siyasi “ayrıntı”dır. Sadece, ulusal sınırlar dahilinde veya olsa olsa birkaç km sınır ötesinde PKK ile savaşan TSK’nın bu “küçük” savaştan “sıkıldığı” ve uzak ülkelere yelken açma niyetinde olduğu ve o niyetin de yine ABD patentli olduğu anlaşılmaktadır. ABD işbirlikçiliği nedeniyle dört bir yanı halkların nefretiyle kuşatılmış Barzani yönetimine ağabeylik yapacak, gerektiğinde onu ateşin içinden alacak ve İsrail ile birlikte emperyalist hiyerarşide aktif rol oynayacak bir TSK profili, füzelerin neden uzun menzilli olduğu hususunda yeterince açıklayıcı… Unutmadan söyleyelim: İsrail yine Türkiye’den önce davranmış ve uzun menzilli füze siparişini ABD’ye vermiş bile!
Liberal ve milliyetçi laf salatalarına inat; ister “Ordu” başta olsun ister “Türkiye”, “Güçlü Ordu Güçlü Türkiye” sloganını bu politik gerçeklerin ışığında değerlendirmek gerekiyor; dangalakça atışmalarının gölgesinde değil!
15 Eylül 2009
YARINLAR{jcomments on}
[important color=grey title=İlgili haber]
[/important]


