Başbakan Tayyip Erdoğan iki gün önce İstanbul’da metrobüsle Avrupa yakasından Kadıköy’e geçti. Kadıköy’de bekleyen AKP’liler Başbakan’ı “Son Osmanlı padişahı: 1. Recep Tayyip Erdoğan” pankartıyla karşıladılar. Partilerinin tabanındakiler lafı hiç dolandırmadan durumu açıkça ilan etmek istemişler. Bakalım Fethullah’ın eteklerinde dolanan ‘aydınlarımız’ da gerçeği görebilecek mi?
Melih Gökçek’in denetlemekle yükümlü Sayıştay denetçileri Ankara Büyükşehir’de çok sayıda usulsüzlük tespit ediyor. Ardından Gökçek O denetçileri hedef gösteriyor. Kim cezalandırılıyor dersiniz? Gökçek mi? O da nerden çıktı. Sayıştay kendi denetçilerinden savunma istiyor. Siz nasıl Gökçek’in belediyesinde usulsüzlük bulursunuz diye. Alın size ‘bağımsız’ yargı!
Adalet bakanı Mehmet Ali Şahin, Devlet Bakanı Murat Başeskioğlu ve diğer AKP’liler durmadan “belediyede bize oy vermezseniz hizmet alamazsınız” diye tehdit savurup duruyor. Bu işlerin bu kadar pervasızca yapıldığı başka bir dönem hatırlayan var mı? Alın size hür irade!
Tunceli valisi hiç durmadan tırlar dolusu beyaz eşya ve mobilya dağıtıyor. YSK açıklama yapıyor. Seçmenin iradesini etkilemeye yönelik diye. Dağıtım depolarında AKP pankartları bulunuyor. Başbakan açıklama yapıyor: bravo sayın valim daha çok dağıt diyor. Valiler AKP il başkanlığı gibi çalışıyor. Alın size ‘şeffaf’ yönetim! Hiçbir şeyi gizleme gereği duymuyorlar.
Kendilerinin basın-yayın organları Zaman ve Sabah“yaftalamadan düşünün” “hangi tarafımızdan vazgeçelim” gibi gerçekten saf niyetli kişilere yönelik reklam kampanyaları yapıyorlar ama; manşetlerini psikolojik silah olarak kullanmaktan hiç gocunmuyorlar. Alın size özgür basın!
Öz olarak Türkiye; hükümetin, belediyelerin, sermayenin, basının, yargının, polisin ve belki de askerin, tek bir burjuva iktidarın etrafında toplandığı bir döneme doğru gidiyor. Bu açıkça faşizme doğru gidiştir. Kendileri buna ‘padişahlık’ diyor. Ne diyelim? Ferman padişahınsa sokaklar bizimdir!
YARINLAR
{jcomments on}


